Yasemin Evsahibioğlu: Yalnızca inşa etmeyi değil; dönüştürmeyi hedefliyoruz


AKTİF VENTURES Genel Müdürü YASEMİN EVSAHİBİOĞLU

  • Ülkemizde ‘venture builder’ iş modelinin güçlü temsilcilerinden biri olan Aktif Ventures’ın girişimlere sunduğu hizmetlerden bahseder misiniz?

Aktif Ventures olarak, “venture builder” modelini yalnızca bir girişimcilik yaklaşımı değil, aynı zamanda stratejik bir değer üretim mekanizması olarak konumlandırıyoruz. Girişimlerin erken aşamadan itibaren ihtiyaç duyduğu teknolojik, operasyonel ve finansal altyapıyı entegre bir biçimde sunarken; aynı zamanda sürdürülebilir büyümeyi mümkün kılacak iş modelleri ve ölçeklenebilir süreç mimarileri geliştiriyoruz.

Finansal teknolojilerin ötesine geçen bir vizyonla; perakende, turizm, enerji, lojistik gibi çok sayıda sektörde dijital dönüşümü tetikleyebilecek projeler kurguluyor, ekosisteme katma değeri yüksek çözümler kazandırıyoruz. Aynı zamanda Aktif Bank’ın güçlü altyapısı ve sektörel bağlantıları sayesinde girişimlerin ürün-pazar uyumunu daha hızlı yakalamasına ve pazara erişim süreçlerini optimize etmesine öncülük ediyoruz.

Bizim için asıl amaç inovasyonu sistematik biçimde teşvik eden, teknoloji odaklı ve veriyle beslenen bir girişimcilik kültürünü kurumsal yapılarla buluşturmak. Bu sayede, farklı sektörlerde sürdürülebilir etki yaratan iş modellerinin oluşmasını ve girişimcilik ekosisteminin dönüşmesini hedefliyoruz.

  • Fintech sektöründeki gelişmeleri ve pazar dinamiklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fintech sektörü bugün yalnızca finansal işlemleri kolaylaştıran bir teknoloji alanı olmaktan çıktı; iş birliğini, esnekliği ve kullanıcı merkezli yaklaşımı odağına alan yeni nesil bir ekonomi mimarisine dönüştü. Rekabetin tek başına yeterli olmadığı; çok paydaşlı, modüler bir yapının hâkim olduğu bir dönemin içindeyiz. Bankalar, fintech’ler, teknoloji şirketleri ve platform sağlayıcılar artık aynı oyunun içinde farklı roller üstleniyor. Bu da geleneksel sınırların bulanıklaştığı, yenilikçi hizmetlerin API’ler aracılığıyla sektörler arası bir akışla sunulabildiği bir platform ekonomisi yaratıyor. Bu dönüşümün en görünür çıktılarından biri ise; finansal hizmetlerin bankacılık dışı dijital deneyimlere entegre edildiği gömülü finans modellerinin hızla yaygınlaşması.

Sektördeki küresel tabloya Türkiye perspektifinden baktığımızda, benzer bir dönüşüm ve hareketlilik dikkat çekiyor. “Türkiye Startup Yatırımları” raporuna göre, 2025’in ilk çeyreğinde Türkiye’deki startup işlem hacmi 70,2 milyon dolara ulaştı. Bu hacmin yüzde 61’ini erken aşama yatırımlar oluştururken, fintech dikeyi 12 ile işlem adedinde ilk sıraya yerleşti. Bu durum, finansal teknolojilerin yatırımcılar nezdindeki stratejik önemini bir kez daha teyit ediyor.

İşlem hacminde fintech sektörü, 23,4 milyon dolarlık yatırım ile oyun sektörünün ardından ikinci sırada yer aldı. Özellikle çekirdek bankacılık teknolojileri sunan yeni nesil çözümlere olan ilgi, sektörün sadece ödeme sistemlerinde değil; altyapı, veri güvenliği ve açık bankacılık gibi alanlarda da büyüme potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Türkiye girişimcilik ekosistemine baktığımızda, yatırımcı ilgisinin tohum ve erken aşamaya yöneldiği bir dönemden geçiyoruz. İlk 10 işlemin 5’inin tohum aşamasında gerçekleşmesi, fintech gibi yenilikçi dikeylerdeki erken fikirlerin hâlâ yüksek potansiyel taşıdığını gösteriyor. İşlem sayısı bazında yerli yatırımcılar öne çıksa da işlem hacminin yüzde 61’inin yalnızca 10 yabancı yatırımcı işleminden gelmiş olması, Türkiye’nin bölgesel bir yatırım merkezi olma pozisyonunu koruduğunu kanıtlıyor.

Biz de bu dönüşümün bir parçası olarak, Fintech odaklı yapımızla farklı sektörlere dokunan, daha kapsayıcı, erişilebilir ve yenilikçi çözümler üretmeye devam ediyoruz. Teknoloji entegrasyonu ve iş birliği kültürüyle şekillenen bu yeni finansal mimaride, geleceğin finansal hizmetlerini yalnızca inşa etmeyi değil; dönüştürmeyi hedefliyoruz.

  • Aktif Ventures’ın desteklediği girişimler, Apillion başta olmak üzere sunmuş olduğunuz ürün ve hizmetlerden bahseder misiniz?

Aktif Ventures olarak geliştirdiğimiz Apilion, yalnızca bir API platformu değil; finansal servislerin demokratikleşmesini sağlayan kapsamlı bir teknoloji altyapısı. Bugün itibarıyla 950’ye yakın API ile Türkiye’nin en geniş kapsamlı teknolojilerine sahip API platformuyuz. Ancak bizi rakiplerimizden asıl ayrıştıran yalnızca API adedi değil; çok paydaşlı yapımız, ürün çeşitliliğimiz ve sunduğumuz çözümlerin farklı sektör ihtiyaçlarına hitap ediyor olması.

Apilion’un işleyişini, çift yönlü API paylaşım modeli oluşturuyor. Bu model sayesinde kullanıcılar yalnızca entegrasyon alan taraf değil aynı zamanda kendi servislerini de sunabilen birer katılımcı haline geliyor. Bu yapıyı daha da güçlendirmek adına oluşturduğumuz gelişmiş sandbox ortamı sayesinde geliştiriciler; hızlı test, entegrasyon ve optimizasyon imkanlarına erişebiliyor. Bu da platformumuzu sadece bir servis noktası değil, aynı zamanda inovasyonun denendiği ve üretildiği bir teknoloji laboratuvarına dönüştürüyor.

Apilion üzerinden sunduğumuz çözümler, yalnızca teknik entegrasyonla sınırlı değil. Platformumuz; tek noktadan hem regülasyon hem teknik hem de iş modeli ve gelir danışmanlığı sunarak, kullanıcıların ürün geliştirme süreçlerinde ihtiyaç duyduğu bütünsel desteği sağlıyor. Yatırım altyapıları tarafında değerli maden ve tokenizasyon çözümleri, regülasyon teknolojileri tarafında ise KYC ve fraud ile mücadele gibi regtech ürünleri Apilion’un çok yönlü yapısı içinde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Bu doğrultuda misyonumuzu yalnızca teknoloji geliştirmek değil; farklı sektörlerdeki oyunculara kendi dijital finansal hizmetlerini oluşturabilecekleri esnek ve ölçeklenebilir bir altyapı sunmak üzerine kurguluyoruz. Bu yaklaşımla Apilion başta olmak üzere sunduğumuz çözümleri; girişimcilerin, kurumların ve teknoloji ekiplerinin dijitalleşme yolculuğunda güçlü bir kaldıraç olarak konumlandırıyoruz.

  • Aktif Ventures lideri olarak, her gün iç içe olduğunuz fintech girişimleri ve/veya girişimcilerinde gözlemlediğiniz üstünlükler ve geliştirilmesi gereken yönler neler?

Fintech girişimcileriyle aynı masada oturmak, aslında sadece iş fikirlerine değil; cesaretin, vizyonun ve zaman zaman da kör noktaların içine bakabilmek demek. Her gün bu dinamik zihinlerle bir araya gelmek, bize hem ekosistemin parlayan yıldızlarını hem de görünmeyen taraflarını gösteriyor.

Gözlemlediğim en büyük üstünlük; bu girişimcilerin tutkularını teknolojiyle harmanlayarak hayal ettikleri dünyayı kodlara dökme becerisi. Sorunları birer fırsata dönüştürme azimleri; onları geleceğin bankacılığını ve ödeme deneyimlerini yeniden tanımlayan aktörler hâline getiriyor. Üstelik çoğu, regülasyon gibi karmaşık konuları sadece anlamakla kalmıyor, onları inovasyonun rotasını çizen yol haritası gibi okuyor. Bu çok kıymetli. Bunun yanında fikre tutkuyla bağlanmak kıymetli ama geri bildirimlere kulağını kapatmak, pivot etme refleksini zayıflatıyor. Oysa başarılı girişimlerin çoğu, yola net bir vizyonla değil; esneklik ve öğrenme iştahıyla çıkıyor. “Kullanıcı ne ister”den önce, “kullanıcı gerçekten neye ihtiyaç duyar” sorusunun peşine düşmek gerekiyor.

Yatırımcı gözüyle bakıldığında da benzer zaaflar öne çıkıyor; varsayımsal ölçek problemlerine aşırı yatırım yapmak, öz sermayeyi optimize ederken şirket değerini göz ardı etmek, yalnızca değerlemeye odaklanmak ya da ekip kültürünü planlamanın gerisine atmak gibi… Bazen de erken aşamada fonun büyüsüne kapılıp mali disiplini ikinci plana atıyorlar. Oysa yatırım yalnızca bir kaynak değil, stratejik bir sorumluluktur. Girişimin yolculuğu daha başlamadan, yanlış bir regülasyon varsayımı tüm planları altüst edebiliyor. Ne yazık ki hâlâ birçok girişimci, regülasyonu ‘engel’ gibi okuyor; biz ise Aktif Ventures olarak bunun ‘stratejik bir avantaj’ olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.

Özetle; fintech girişimcileri, fikirleriyle parlayan yıldızlar. Ama bu yıldızların kalıcı olması için sadece iyi bir ürün değil, sağlam bir strateji, dengeli bir ekip ve küresel bir vizyon şart. Biz Aktif Ventures olarak, sadece yatırımı değil; stratejiyi, dayanıklılığı ve vizyonu birlikte inşa eden girişimlerle yürümeyi seçiyoruz. Çünkü bizce başarı, yalnızca bugünü değil, yarını da bugünden kurgulayabilmektir.

Sizce fintech ekosisteminde başarılı bir lider hangi özelliklere sahip olmalı?

Özellikle genç girişimcilere ve kuruculara tavsiyeleriniz var mı? Fintech gibi dinamik bir sektörde liderlik yalnızca yön vermek değil, birlikte öğrenmek, değişime hızla uyum sağlamak ve ekip içindeki potansiyeli açığa çıkarabilmektir. Liderlik artık sabit bir modelden ziyade; farklı durumlara göre şekil alabilen, çevik ve empatik bir duruş gerektiriyor. Bugünün başarılı liderleri, yalnızca en hızlı kararları alanlar değil; aynı zamanda belirsizlik içinde güven inşa edebilen ve değişikliklere adapte olabilenlerdir. Kendi deneyimimden yola çıkarak öğrendiğim en önemli şeylerden biri, güçlü liderliğin bireysel başarıdan değil kolektif aklı harekete geçirebilme becerisinden doğduğudur. Genç girişimcilere tavsiyem unvanlara değil, etki yaratmaya odaklanmaları. Cesaretle adım atarken, öğrenmeye ve dönüşmeye her zaman açık olun. Gerçek liderlik, birlikte büyümeyi mümkün kılan bir yolculuktur.

  • Son olarak finansal teknolojiler ekosistemi sizin için ne ifade ediyor? Bu sektördeki unutamadığınız bir kariyer anınız var mı?

Türkiye’nin en büyük finansal teknolojiler ekosistemine sahip Aktif Bank, benim için yalnızca bir kurum değil; dönüşümün, yaratıcılığın ve sınırların yeniden tanımlandığı bir adres. Burada çalışmak, sadece yeni ürünler geliştirmekten ibaret değil; insanların hayatına dokunan, erişimi kolaylaştıran, fırsatları çoğaltan çözümler üretmek anlamına geliyor.

Aktif Bank çatısı altında farklı sektörlerde faaliyet gösteren iştiraklerimizle güçlü bir teknolojik altyapı sunuyor; Aktif Ventures olarak bu yapının girişimcilik ekosistemine yayılmasına öncülük ediyoruz.

Fintech ekosistemi, sürekli değişen ve gelişen dinamik yapısıyla her gün yeniden öğrenme ve dönüşme fırsatı sunuyor. Bu alanın bana en heyecan veren yanı da tam olarak bu: her gün yeni bir vizyon ve birlik duygusuyla ilerlemek.

Bu yolculukta unutamadığım en kıymetli an ise, Aktif Ventures’ın genel müdürlüğünü üstlendiğim dönemde yaşandı. Sadece bir pozisyon değil; sürdürülebilir büyümeye, stratejik karar almaya ve güçlü bir ekip ruhuyla geleceği inşa etmeye dayalı bir yapıydı bu. O süreçte ortaya koyduğumuz vizyon ve başardıklarımız, yalnızca bir kurumun değil; sektörün gelişim hikayesinin bir parçasıydı. Bugün hâlâ attığımız her adımı o dönemin getirdiği gururla anıyorum.