Semih Muşabak: Yurt dışında halka açılan ilk finansal kuruluş olmayı hedefliyoruz

Sipay CEO’su Semih Muşabak


  • Finans ve teknoloji alanındaki yoğunlaşan kariyerinizde, Sipay’e katılma fikri nasıl ortaya çıktı? Bize kariyerinizin kısa bir özetini, dönüm noktalarıyla birlikte anlatır mısınız?

Işık Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra aynı alanda yüksek lisansımı tamamladım. Profesyonel kariyerime KPMG Türkiye’de başladım ve yaklaşık dokuz yıl boyunca bilgi sistemleri denetimi ve danışmanlığı alanında çalıştım. Bu süreçte, finans sektöründeki pek çok kurumla önemli projeler gerçekleştirme fırsatı buldum. Sipay’in Kurucusu Nezih Sipahioğlu ile yollarımız, ortak bir arkadaşımız sayesinde kesişti.

Sipay henüz kuruluş aşamasındayken yaptığımız sohbetler, ortak değerlerimizin ve bakış açılarımızın ne denli örtüştüğünü gösterdi ve bu da profesyonel yol arkadaşlığımızın temelini attı. 2020 yılının sonunda KPMG Türkiye’den ayrılarak, Sipay’de CEO olarak göreve başladım. Bu karar, kariyerimde girişimcilik ruhunu, inovasyonu ve liderliği daha yoğun şekilde deneyimleyeceğim bir yolculuğun başlangıcı oldu. O günden bu yana, Sipay’in stratejik büyümesini yönetmek, güçlü bir ekip kültürü oluşturmak ve sürdürülebilir başarıyı yakalamak için yüksek bir motivasyon ve heyecanla çalışıyorum.

Bu başarı hikayesinin oluşumuna ve gelişimine adım adım şahitlik etmekten ve sürecin bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

  • Sipay’in, Türkiye’deki fintech ekosisteminde nasıl bir boşluğu doldurduğunu düşünüyorsunuz? Sipay’in sunduğu çözümler, sektördeki diğer oyunculardan nasıl ayrışıyor?

Sipay olarak, parçalı finansal servislerin yarattığı karmaşayı ortadan kaldırarak tek noktadan tüm finansal çözümleri sunma vizyonu ile hareket ediyoruz. Finansal pazaryeri olarak konumlanarak, Fiziki POS’tan sanal POS’a, ön ödemeli karttan dijital cüzdana pek çok ürünü kullanıcılarımıza sunuyoruz.

Biraz detaylı anlatmam gerekirse; perakende işletmelere gelişmiş POS altyapısı, e-ticaret şirketlerine kapsamlı Sanal POS hizmeti sunarken, entegrasyon gerektirmeyen Sipay Link gibi çözümlerimizle her satış kanalından hızlı ve güvenli ödeme imkânı sağlıyoruz. Walletgate ürünümüzle dijital cüzdan ve ön ödemeli kart altyapısını bireysel kullanıcıların yanı sıra işletmelerin kendi markalarıyla kullanabileceği şekilde sunuyor, Cardgate ile Fintech girişimlerine altyapı desteği vererek ürünlerini hızla pazara çıkarmalarına yardımcı oluyoruz.

Açık bankacılık lisansımızla sektörümüzde öncülük ederken, FAST entegrasyonumuz ve iBan hizmetimizle kullanıcı deneyimini zenginleştiriyoruz. Geniş ürün gamımız sayesinde kullanıcılarımız, farklı sistemlere ihtiyaç duymadan tüm finansal işlemlerini tek platformdan gerçekleştirebiliyor. İnovatif çözümler geliştirmeye devam ederek hem bireysel hem kurumsal kullanıcıların tüm finansal ihtiyaçlarına tek noktadan cevap vermeyi sürdüreceğiz.

  • Uluslararası pazarlara açılma planlarınız bulunuyor, bu pazarlarda karşılaştığınız en büyük zorluklar ve fırsatlar nelerdir? Başka pazarlar radarınızda mı?

Uluslararası açılım stratejimizde ilk etapta finansal kuruluşlara altyapı sağlayıcısı olarak hizmet vermeyi, ardından kendi sistemimizle doğrudan faaliyete geçmeyi planlıyoruz. Bu iki aşamalı yaklaşım riskleri minimize etmemizin yanında hedef pazarlarda daha sağlam şekilde konumlanmamızı sağlayacak. İlk aşamada pazarı yakından tanıma, kullanıcı davranışlarını analiz etme ve regülasyonlara dair deneyim kazanma şansı elde edeceğiz. Böylece kendi markamızla doğrudan kullanıcıya ulaşacağımız modele geçerken daha hazırlıklı ve güçlü olacağız.

Sırasıyla MENA, Güney Afrika ve CIS bölgesi, ilk hedef pazarlarımız arasında yer alıyor. Bu bölgelerde stratejik ortaklıklarla büyümeyi önemsiyoruz. Sipay as a Service hizmet ve ürünlerimizi bu bölgelerde stratejik iş ortaklıkları ile kullanıma açıyoruz. Ayrıca Avrupa’da hem doğrudan lisans alma hem de iş birlikleriyle ilerleme stratejilerimiz var; bu konudaki kararımız yıl içinde netleşecek.

Öte yandan global markaların Türkiye pazarına girişini desteklemek ve onlarla çözüm ortağı olmak da önceliklerimiz arasında. Bu markaların Türkiye’deki operasyonlarını kolaylaştırmak, onların regülasyonlara uyum sürecini hızlandırmak ve entegre hizmetler sunmak; hem ülkemizdeki fintech ekosistemine katkı sağlayacak hem de bizim için stratejik iş birliklerine kapı aralayacak. Böylece yurt dışında büyürken, Türkiye’deki değer önerimizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. İç pazardaki konumumuzu sağlamlaştırmak, global oyuncularla sinerji yaratmak ve yerli kullanıcıya daha zengin çözümler sunmak da öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Gelişmiş analitik, otomasyon ve yapay zekâ gibi teknolojilerin Sipay’in hizmetlerine entegrasyon sürecinden bahseder misiniz?

Sipay olarak yapay zekâ, gelişmiş veri analitiği ve makine öğrenme teknolojilerini işimizin her alanına entegre ediyoruz. Bu teknolojiler sayesinde operasyonel süreçleri hızlandırırken, kullanıcı deneyimini de daha etkili ve kişiselleştirilmiş hale getiriyoruz. Veri odaklı stratejilerle elde ettiğimiz içgörüleri inovatif ürün geliştirme süreçlerimize entegre ediyoruz. Bu noktada etik veri kullanımı ve gizliliğini temel önceliğimiz olarak görüyoruz.

Bunun yanı sıra gelişmiş algoritmalar ile dolandırıcılık risklerini erken aşamada tespit ediyor, finansal güvenliği en üst düzeyde tutuyoruz. Kısa süre sora canlıya alacağımız Sipay Business gibi kurumsal çözümlerimiz ve sürekli güncellenen mobil uygulamamız, bu entegrasyonun somut örnekleri arasında yer alıyor. Hem verimliliği hem kullanıcı memnuniyetini artıran bu teknolojilerle, sektörde kalıcı bir değer yaratmayı hedefliyoruz.

  • Sipay Cüzdan’ı bir “Super App”e dönüştürme hedefiniz var. Bu vizyon doğrultusunda hangi yeni özellikleri eklemeyi planlıyorsunuz ve kullanıcı deneyimini nasıl geliştirmeyi amaçlıyorsunuz?

Super App vizyonumuz, Sipay Cüzdan’ı kişisel ve ticari finans yönetiminin merkezi haline getirmeyi içeriyor. Günümüzde kullanıcılar; ödeme, transfer, yatırım, bütçe takibi gibi işlemleri farklı uygulamalardan yaparken zaman kaybediyor. Biz ise tüm bu ihtiyaçlara yanıt veren çözümleri sade, hızlı ve güvenli bir yapıda sunmayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda halihazırda uygulamamızda yer alan altın alım-satım, IBAN ile para transferi ve açık bankacılık gibi özellikleri daha da geliştiriyoruz.

Türkiye’deki e-para kuruluşları arasında ilk defa Findeks kredi notu sorgulama hizmetini uygulamamıza entegre ederek kullanıcıların finansal bilinçlerini artırmaya yönelik önemli bir adım attık. Kullanıcı deneyimini merkezde tutarak, gelecek dönemde uygulamamıza sadakat programları, sigorta teklifleri ve bütçe yönetimi gibi katma değerli servisleri de dahil etmeyi planlıyoruz. Super App vizyonumuz; kolay erişilebilirlik, sade arayüz ve güçlü güvenlik temelleri üzerine inşa ediliyor. Kullanıcıların hayatlarını kolaylaştıran dijital bir finansal asistana dönüşmeyi hedefliyoruz.

  • 2025 yılında Sipay, 877 milyon dolar değerleme üzerinden 78 milyon dolarlık yatırım aldı. Bu yatırımın Sipay’in global stratejilerine ve ürün geliştirme planlarına nasıl bir etkisi oldu ve olacak?

2024 Haziran’ında ilk yatırımımızı aldıktan sonra ürün portföyümüzü genişletmiş ve yurt dışı açılımımızı başlatmıştık. İkinci yatırım turumuz ise yatırımcılardan gelen yüksek ilgiyle gerçekleşti. Bu turda gördüğümüz yoğun talep, iş modelimizin sürdürülebilirliğinin yanı sıra ekibimizin yetkinliğine ve şirketimizin uzun vadeli potansiyeline duyulan güvenin de bir göstergesi oldu.

Yatırım turuna Elephant’ın liderlik etmesi ve Revolut’un CEO’su Nik Storonsky’nin kurucusu olduğu QuantumLight VC’nin dahil olması, stratejimizin uluslararası güven kazandığının göstergesi olurken, Türkiye’nin de en yüksek Fintech değerlemesine ulaştık. Bu sadece maddi bir başarı değil, globalleşme yolculuğumuzda bize stratejik ortaklıklar ve ileri teknoloji yatırımlarıyla güç kazandıran bir dönüm noktası. AI destekli sistemler, gelişmiş CRM çözümleri ve öngörüye dayalı teknolojik altyapılar geliştirerek sürdürülebilir bir şekilde büyümeyi hedefliyoruz.

  • Kısa, orta ve uzun vadede Sipay’in hedeflerini bize özetler misiniz?

Sipay olarak kısa vadede önceliğimiz teknolojik altyapımızı daha da güçlendirmenin yanında yeni pazarlara açılıp, uluslararası lisans süreçlerimizi tamamlayarak operasyonel etkinliğimizi artırmak. Bu kapsamda mevcut sistemlerimizi daha ölçeklenebilir ve güvenli hale getirmek, kullanıcı deneyimini en üst düzeye taşıyacak yenilikçi çözümler geliştirmek öncelikli gündem maddelerimiz arasında yer alıyor. Bu adımlar, sadece teknik kapasitemizi değil, aynı zamanda regülasyonlara uyum ve global pazarlardaki rekabetçiliğimizi de artıracak.

Orta vadede de bölgesel pazarlarda ölçeklenip güçlü bir küresel oyuncu olmayı, iş ortaklıkları ve stratejik entegrasyonlarla global iş birliklerimizi genişletmeyi hedefliyoruz. Bu süreçte, özellikle finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren yerel oyuncularla iş birlikleri kurarak daha hızlı büyümeyi planlıyoruz. Aynı zamanda ürün çeşitliliğimizi artırarak farklı segmentlerde derinleşmeyi amaçlıyoruz. Her segment için özelleştirilmiş çözümler sunarak, kullanıcılarımızın günlük finansal alışkanlıklarını kolaylaştırmak ve onları dijital dönüşüm yolculuğunda desteklemek istiyoruz.

Bugün gelirimizin neredeyse tamamı Türkiye’den geliyor. Ancak beş yıl içinde, yurt dışının toplam gelirdeki payının yüzde 50’ye ulaşmasını hedefliyoruz. Yurt dışı büyüme stratejimizin temelinde hem ürün hem hizmet kalitemizle fark yaratarak uzun vadeli bir kullanıcı sadakati oluşturmak ter alıyor. Uzun vadeli hedefimiz ise yurt dışında halka açılan ilk finansal kuruluş olmak. Halka arz sürecini, sadece bir finansal büyüme aracı değil, aynı zamanda küresel güven ve saygınlık açısından bir dönüm noktası olarak görüyoruz. Bu doğrultuda attığımız her adımı, bizi bu hedefe taşıyacak bir kilometre taşı olarak değerlendiriyoruz.

  • Genç girişimcilere ve girişimci adaylarına vereceğiniz 3 tavsiye ne olurdu?

Girişimciliğin en büyük sermayesinin para değil, bilgi ve deneyim olduğuna inanıyorum. Bu nedenle, girişimciliğe atılmak isteyen herkesin önce bilgi birikimine yatırım yapması, öğrenmeye açık olması ve her deneyimi bir gelişim fırsatı olarak görmesi gerektiğini düşünüyorum. Zorluklara rağmen vazgeçmemek için gereken gücün de tutku olduğu kanısındayım. Çünkü tutkuyla yapılan işler, insanı sadece hedefe değil, sürecin kendisine de bağlar. Buna ek olarak genç arkadaşlarıma kendilerini keşfetmelerini tavsiye ediyorum. İnsan ancak kendi güçlü yönlerini ve ilgi alanlarını tanıdığında, gerçekten anlamlı bir yolda ilerleyebilir.

Kendini tanımak ayrıca, hangi işlerde üretken ve verimli olunduğunu fark etmeyi de sağlar. Neyi sevdiklerini, hangi konuda zaman kaygısı duymadan çalışabildiklerini bulmak için okuyup, araştırmalarını; deneyimleyip, öğrenmelerini öneriyorum. Bu noktada henüz öğrenciyken yapacakları stajların, gönüllü çalışmaların ve araştırmaların gelecekte büyük adımların temelini oluşturacağını düşünüyorum. Çünkü üniversite yıllarında edinilen her deneyim, ileride karşılaşılacak profesyonel sorumluluklar için bir hazırlık niteliğindedir. 

  • Kariyeriniz boyunca kilometre taşı olarak gördüğünüz, unutamadığınız bir anınız var mı?

Kariyerimde dönüm noktası olarak gördüğüm en önemli an kuşkusuz uzun yıllar görev yaptığım KPMG’den ayrılarak Sipay’de CEO görevini üstlenmeye karar verdiğim zamandı. KPMG’de geçirdiğim yaklaşık dokuz yıl boyunca kurumsal disiplinle yoğruldum. Bu deneyim bana derin bir yetkinlik kazandırdı. Analitik düşünmeyi, sistematik çalışmayı ve çok yönlü bakmayı öğretti. Ancak zamanla mevcut sistemleri analiz etmenin ötesine geçip, kendi stratejilerimi oluşturmak ve bir yapıyı sıfırdan inşa etmek istediğimi fark ettim. Tam da bu noktada Sipay ile tanıştım. Bu benim açımdan kurumsal dünyanın tanımlı yapısından sıyrılıp, belirsizliklerle dolu ama heyecan verici startup evrenine atılan güçlü bir adımdı. Girişimcilik dünyasının dinamizmi beni günden güne geliştirmeye devam ederken, geriye dönüp baktığımda o adımın bana sadece bir unvan değil; yepyeni bir bakış açısı, sorumluluk duygusu ve aidiyet kazandırdığını görüyorum. O yüzden bu karar, kariyerimde her zaman unutulmaz bir dönüm noktası olarak kalacak.