LİDER BAKIŞI: Kadir Has Üniversitesi Silivri Teknopark Genel Müdürü Latif Ulu

127 şirketi iki yıl gibi kısa bir sürede bünyemize dahil ettik

Türkiye’de ve dünyada girişimcilik ekosistemi, birçoğu yeni nesil teknolojiler odağındaki iş fikirlerinin katılımıyla hızla büyürken bu girişimlere sunulan imkanlar da önem kazanıyor. Türkiye’de, hızlandırma programları, kuluçka merkezleri, venture builder platformları, girişim sermayesi fonları, yatırımcılar, mentorlar gibi birçok oyuncuyu barındıran bu ekosistemin bir başka kritik ayağını ise teknoparklar oluşturuyor. 

Kadir Has Üniversitesi, Silivri Belediyesi ve Kadir Has Vakfı iş birliğiyle kurulan Kadir Has Üniversitesi Silivri Teknopark da Silivri’deki Ar-Ge ve Girişimcilik kampüsüyle bu alanda önemli çalışmalar yürütülen ekosistemlerden biri. Henüz 2 yaşında olmasına karşın 11 fintech girişimi ve 60’ın üzerinde yapay zeka tabanlı proje geliştiren firmayla birlikte 127 şirkete ev sahipliği yapıyor. İstanbul ve Türkiye genelindeki teknoparklar ve çeşitli kurumlarla iş birliği içerisinde projeler yürüten Teknopark, belirlediği 10 odak alanda bir ekosistem olmayı ve önümüzdeki birkaç yıl içerisinde sunduğu hizmetlerle Türkiye’deki Ar-Ge ve Girişimcilik ekosistemine katkılarını en üst seviyeye taşımayı hedefliyor.

Sektörün deneyimli isimlerinden biri olan Kadir Has Üniversitesi Silivri Teknopark Genel Müdürü Latif Ulu ile Silivri-Selimpaşa’daki kampüste gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbette, girişimcilik ekosistemini ve potansiyelinin yanı sıra Kadir Has Üniversitesi Silivri Teknopark’ın son yıllardaki hamlelerini, stratejilerini, hedeflerini ve girişimlere sundukları avantajları konuştuk.

  • Teknopark dünyasına geçişiniz ve bugünkü vizyonunuzu şekillendiren profesyonel geçmişinizden, özellikle iş geliştirme ve stratejik dönüşüm tecrübelerinizden bahseder misiniz?

Aslında teknoloji ve stratejik dönüşümle olan hikayem, İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) dönemine, 2006 yıllarına kadar uzanıyor. O dönem İDO, sadece bir ulaşım şirketi değil, teknolojik adaptasyon konusunda Türkiye’nin en vizyoner kurumlarından biriydi. O dönemde temassız kartların ulaşımda dünyada ilk kez kullanılması, NFC teknolojisi ile ödeme altyapısı gibi devrim niteliğinde projeler üretildi.. Anons otomasyon sistemlerinden stratejik araştırma ve analiz çalışmalarına, denizyolu ile karayolunu birleştirecek projelerden kurumsal geçiş sistemlerine kadar birçok  “ilk”i hayata geçirdik.

Daha sonra girişimcilik tarafında Yıldız Teknopark dönemi başladı. Yıldız Teknopark’ta Kuluçka Merkezi yöneticiliği yaptığım dönem, Türkiye’de kuluçka kavramının henüz emekleme aşamasında olduğu, “bir elin parmaklarını geçmeyecek” sayıda merkezin bulunduğu yıllardı. Orada akademisyen ve öğrenci şirketlerini büyüterek girişimci şirket sayısını 30’lardan 140’lara çıkardık.

Hızlandırma ve mentorluk altyapısını kurduk, girişimcilik yarışmaları düzenledik, Silikon Vadisi’ne Kuluçka Merkezi açtık, Prototip Atölyesi kurduk, TÜBİTAK, KOSGEB ve İSTKA’dan çok önemli proje destekleri alarak girişimciye olan destekleri çok artırdık. Ardından Teknopark İstanbul’da Ar-Ge Hizmetleri Müdürlüğü yaparak savunma sanayii ve derin teknoloji projelerinin değerlendirme ve izleme sistematiğini kurma imkanı buldum.

Bütün bu süreçte edindiğim tecrübe şuydu: Bir ekosistem olabilmek için sadece binalar ve altyapılar yetmez, doğru girişimciyi doğru altyapı ve hizmetlerle buluşturmak gerekir. 2023 yılının Şubat ayında bu misyonla Kadir Has Üniversitesi Silivri Teknopark’ın Kurucu Genel Müdürü olarak, bu birikimi “denize sıfır” bu kampüse aktarmak üzere göreve başladım.

  • Kadir Has Üniversitesi Silivri Teknopark’ın bulunduğu kampüsün oldukça ilginç bir tarihçesi var. Bu alanın teknoparka dönüşüm süreci nasıl gelişti?

Burası aslında Kadir Has Üniversitesi’nin ilk göz ağrısı. Kadir Has Bey, 1997 yılında Selimpaşa’daki bu 100 dönümlük, denize 800 metre cephesi olan araziyi bir kampüs üniversitesi yapmak amacıyla tahsisini almış ve üniversitenin temelleri burada atılmıştı. Ancak o dönemde aşılamayan zorluklar ve süreçler nedeniyle üniversite Haliç’teki kampüsüne taşınmak zorunda kalıyor. Kadir Bey’in bir hayali de bu kampüsün bir kısmını Teknopark olarak kullanmak. Çünkü Kadir Bey TÜBİTAK Marmara Teknokent’in de bağışçısı olan çok vizyoner bir şahsiyet. Bu kampüs sonraki yıllarda tekrar faaliyete geçtikten sonra 2018 yılına kadar meslek yüksekokulu olarak kullanılmış ancak bir türlü Teknopark projesi hayata geçirilememiş.

2019 yılından sonra Kadir Has Üniversitesi, Silivri Belediyesi ve Kadir Has Vakfı bir karar alarak kampüsün tamamında Teknopark projesini hayata geçirmek için iş birliği yapıyorlar. 2022 yılının Aralık ayında Cumhurbaşkanımızın kararıyla kampüsün tamamı Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Teknopark) olarak ilan edildi. Biz göreve geldiğimizde elimizde harika bir kampüs ama cevaplanması gereken büyük bir soru vardı: “Şehrin merkezine uzak bir kampüste bir Teknopark ekosistemi nasıl oluşturacağız?”  Bu dezavantajı avantaja çevirmek için  bir strateji kurguladık, önce odak alanlarımızı ve böylelikle hangi iş fikirlerini önceliklendireceğimizi belirledik. Ardından yüzlerce ziyaret yaparak nitelikli firmaları Teknoparkımıza davet ettik. Nisan 2023’te yönetici şirketi kurduk, Kasım 2023’te  faaliyete başladık, henüz 2 yaşında bir teknopark olmamıza rağmen bugün  bünyemizde 127 nitelikli şirket faaliyet gösteriyor.

  • Teknoparkın odak alanlarını belirlerken nasıl bir metodoloji izlediniz?

Üniversitenin akademik gücünü arkamıza aldığımız bir model benimsedik. Göreve başladığımda üniversitedeki akademisyenlerin uzmanlık alanlarını tek tek analiz ettik. Yaklaşık 160 farklı uzmanlık başlığı çıktı. Bunları süzgeçten geçirerek teknoparkımız için 10 ana odak alanı belirledik. Bu alanlar; Finans Teknolojileri (Fintech), Yapay Zeka, Tarım ve Yeşil Dönüşüm Teknolojileri, Biyoteknoloji, Siber Güvenlik, Afet Yönetimi, Enerji, Robotik, Haberleşme Teknolojileri ve İleri Malzeme Teknolojileri gibi stratejik dikeylerden oluşuyor.

Bu odaklanma sayesinde şu an bünyemizde 11 fintech girişimi ve 60’ın üzerinde yapay zeka tabanlı proje geliştiren firma bulunuyor. Amacımız, “her alanda” değil, belirlediğimiz dikeylerde derinleşen bir ileri teknoloji teknoparkı olmak.

  • Tarım bölgesi Silivri’de olmanızın avantajlarını kullanıyor musunuz? Bu alanda ne tür teknolojik girişimler var?

Silivri, tarım potansiyeli çok yüksek bir bölge ve ortağımız olan Silivri Belediyesi’nin  de bu konuda çok ciddi çalışmaları var. Ancak teknopark mevzuatı gereği, kapıdan giren her tarım projesini kabul edemiyoruz; mutlaka işin içinde bir teknolojik kısım, Ar-Ge veya yazılım olmak zorunda. Biri gelip “Ben burada sera kuracağım” derse kabul edemeyiz. Ancak bünyemizdeki bazı girişimler tam olarak istediğimiz şeyi yapıyor. Örneğin bir girişimcimiz topraksız tarım tesisi kuruyor ama işin özü; o tesisin iklimlendirmesini, gübreleme zamanlamasını, sensör verilerini yöneten donanım altyapısını ve otomasyon yazılımını geliştirmek.

Şimdi Silivri Belediyesi ile birlikte Tarım girişimcilerini hızlandıracak, Teknopark ve belediyenin altyapılarıyla destekleyecek bir hızlandırma programı üzerinde çalışıyoruz.

  • Fintech ve Yapay Zeka dikeyinde öne çıkan, başarı hikayesi yazmaya aday girişimlerinizden örnekler verebilir misiniz?

Fintech ve yapay zeka tarafında çok heyecan verici işler var. Örneğin, otelcilik sektörüne yönelik dinamik fiyatlama yapan bir girişimimiz var. Ekip hava yolları kökenli; havacılık sektöründeki o karmaşık fiyatlama algoritmalarını (Revenue Management) otelcilik sektörüne uyarladılar. Yapay zeka kullanarak otellere “Şu an fiyatı artır, şimdi kampanya yap” diyerek doluluk ve karlılığı optimize ediyorlar. Bu girişimimiz yakın zamanda önce 1,1 milyon dolar ve ardından köprü yatırım aldı.

Bir diğer örnek, kripto para piyasalarında arbitraj yapan bir yapay zeka girişimi. Farklı borsalardaki anlık fiyat farklarını milisaniyeler içinde analiz edip, insan hızının yetişemeyeceği bir süratte alım-satım yaparak gelir modeli oluşturuyorlar.

Bünyemizde Definex, HangiKredi gibi büyük fintech şirketleri de çok önemli projeler yürütüyorlar.

  • Insurtech (Sigorta Teknolojileri) alanında da dikkat çekici bir projenizden bahsetmiştiniz. “Re-Hat” projesinin detayları nelerdir?

Evet, Re-Hat Teknoloji bünyemizde spin-off olarak çıkan çok vizyoner bir proje. Sigorta süreçlerini tamamen dijitalize eden ve acil durumlarda hayat kurtaran bir yapı kurguladılar. Sistemin mantığı şu: Kullanıcı tüm sigorta poliçelerini (Kasko, Sağlık, Hayat vb.) tek bir uygulamaya tanımlıyor. Örneğin bir trafik kazası geçirdiniz ve bilinciniz kapalı veya panik halindesiniz. Uygulama, kaza anını sensörlerle algılayıp veya basit bir WhatsApp entegrasyonuyla tetiklenip, sizin poliçenizin geçerli olduğu en yakın hastaneyi ve ambulansı otomatik olarak yönlendiriyor.

Normalde kaza anında poliçenizi hatırlamayabilirsiniz, bunu yakınlarınız da bilmeyebilir. Bu sistem ise “Sizin özel sağlık sigortanız var, şu hastaneye gidebilirsiniz” diyerek süreci yönetiyor, hatta kaza tutanağını doldurmanıza dijital olarak yardımcı oluyor. Bu proje için şu an yatırımcı görüşmeleri yapıyoruz; hem sigorta devlerinin hem de VC’lerin (Girişim Sermayesi Fonları) radarına girebilecek potansiyelde bir iş.

  • Girişimcilere sunduğunuz fiziksel imkanlar ve “Denize Sıfır Teknopark” konsepti girişimcilerin  motivasyonunu nasıl etkiliyor?

Bizim  çok güzel bir kampüsümüz var. Denize sıfır konumda yeşil bir kampüse sahibiz. Bununla birlikte biz  en güzel alanımızı co-working alanı ve kuluçka merkezi yaparak deniz manzarası eşliğinde yaratıcı fikirlerini hayata geçirebilmeleri için girişimcilerimizin kullanımına sunduk.

Start-up’larımıza   1 gigabit simetrik interneti ücretsiz sunuyoruz. Kuluçka merkezimizdeki bir girişimci, internet, ofis kullanımı, toplantı alanları vd. tüm imkanlar karşılığında çok sembolik bir rakam ödüyor.. “Denize sıfır tek fintech ekosistemi” sloganını kullanıyoruz çünkü çalışanlar öğle arasında havlusunu alıp denize girebiliyor, duşunu alıp şezlongda çalışmaya devam edebiliyor. Bu sadece bir konfor değil, yaratıcılığı tetikleyen bir atmosfer. Fiziki olarak buraya gelmek istemeyenler için de uzaktan çalışma modellerimizle ekosisteme dahil olmalarını sağlıyoruz.

  • Üniversite öğrencilerini ve akademisyenleri bu ekosisteme nasıl entegre ediyorsunuz? Mentorluk süreçleriniz nasıl işliyor?

Üniversite-Sektör iş birliği bizim için kağıt üzerinde bir kavram değil, rutinimiz. Her Cuma günü ben ve ekibim üniversitede çalışıyoruz. Kadir Has Üniversitesi’nden  öğrenciler ve akademisyenlerle bir araya gelerek onların iş fikirlerini ve projelerini dinliyor, Teknopark olarak hangi destekleri verebileceğimizi belirliyoruz. . Öğrenci kulüplerinin etkinliklerine sponsor oluyoruz, bitirme projelerini   dinliyoruz. Burada kritik konu bir projesi ya da iş fikri olan öğrenciye doğru zamanda doğru destekleri vererek o fikri hayata geçirmesini desteklemek. Burada sadece bizim desteklerimizden değil tüm teknopark ve kuluçka merkezlerinden faydalanabilmeleri için de yönlendirmeler yapıyoruz.

Bu dönemde Bilkent Cyberpark ile TÜBİTAK BİGG programı kapsamında iş birliği yaptık, teknoloji girişimcilerine ilk adımı atmaları için birlikte destek olacağız.

  • Silikon Vadisi ziyaretinizde sizi en çok etkileyen ve buraya uyarlamak istediğiniz “mindset” (zihniyet) neydi?

2015 yılında Silikon Vadisi’ne yaptığımız ziyarette beni en çok şaşırtan şey şu olmuştu: Fiziksel olarak baktığınızda orası da binalardan oluşuyor. Ama fark binalarda değil, kültürde, havada uçuşan fikirlerde. Sokakta, kafede, restorantta, her yerde girişimcilikle ilgili konuşmalar ve emareler var. Orada bir lisede girişimcilik sunumlarının yapıldığı bir etkinliğe katıldık, lise öğrencileri yatırımcıya nasıl sunum yapılır konusunu öğreniyorlardı. Herkes “girişimcilik” konuşuyor, dünyanın dört bir tarafından gelmiş beyinler  “Global First” (Önce Global) düşünüyor. Kimse “Bu eyalete, bu ülkeye satış yapayım” demiyor, “Dünyaya nasıl satarım, dünya pazarının analizi” ile başlıyor.

Bizim de burada kurmaya çalıştığımız şey bu. Girişimciye “Sadece Türkiye’yi düşünme, iş fikrin globalde kime hitap ediyor?” sorusunu sordurtmaya çalışıyoruz. Farklı kurum ve kuruluşların yurtdışı etkinliklerine yönlendirme yapıyor, o ülkelerin pazarlarını öğrenebilecekleri etkinlikler düzenliyoruz. En kısa zamanda kendi yatırım fonumuzu kurarak, girişimciden kira almak yerine onlara ortak olan, büyümelerini finanse eden bir yapıya geçmeyi hedefliyoruz.

  • Gelecek hedefleriniz arasında bir Veri Merkezi projesi olduğunu belirttiniz. Bu projenin bölge için önemi nedir?

Evet, kampüsümüzde  yüksek işlem kapasiteli ve ileri teknolojiye sahip bir Veri Merkezi (Data Center) kurma projemiz var ve bunu stratejik olarak çok önemsiyoruz. Silivri lokasyonu dezavantaj gibi görünse de aslında 100 kilometrelik bir çapta, Tekirdağ’dan Çerkezköy’e kadar uzanan devasa bir sanayi havzası var ve bu bölgede ileri teknoloji kapasitesine sahip bir veri merkezine ihtiyaç duyuluyor.

Burada kuracağımız veri merkezi, hem teknoparkımızdaki yapay zeka şirketlerine yüksek işlem gücü sunacak hem de bölgedeki sanayicinin verisinin güvenli ve yakın bir lokasyonda tutulmasını sağlayacak. Bunu sadece ticari bir yatırım olarak değil, bölgenin dijital altyapısını güçlendirecek bir kamu hizmeti vizyonuyla planlıyoruz.

  • Son olarak, girişimcilere ve ekosisteme mesajınız nedir?

Girişimcilik bir yaşam biçimi, biz de onlara hayata geçirme ve hızlandırma destekleriyle katalizör oluyoruz. Kadir Has Üniversitesi Silivri Teknopark olarak kapılarımızı sadece “ofis arayanlara” değil, “hayalleri olanlara” açıyoruz. Diğer teknoparklarla rekabet etmiyor, ekosistemdeki birçok teknopark ve merkezle iş birliği yapıyoruz. Amacımız, fiziksel sınırlardan bağımsız, girişimcinin ihtiyacı olan mentora, fona ve networke ulaşabildiği hibrit bir ekosistem yaratmak. Türkiye’nin bu genç nüfusu ve adaptasyon gücüyle, doğru yönlendirmeler yapıldığında daha nice milyar dolarlık girişimler çıkaracağına inancımız tam.