Rabia Aktaş: Kadınlar temsil için değil liderlikleri ile öne çıkıyor

Moi Fintech Kurucu Ortak & CEO Rabia Aktaş


  • Sizi akademiden fintech girişimciliğine taşıyan hikâyenizi kısaca dinleyebilir miyiz?

Akademik kariyerim boyunca finans disiplinine bütüncül bir perspektifle yaklaştım. Çalışmalarımı davranışsal finans ve finansal teknolojiler ekseninde şekillendirdim. Bu süreç, teorik çerçevenin ötesine geçerek finansal sistemlerin insan davranışlarıyla nasıl biçimlendiğini, teknolojinin bu davranışları hangi mekanizmalarla dönüştürdüğünü ve geleceğin finansının hangi kırılma noktalarından geçeceğini derinlemesine analiz etme imkânı sundu. Fintech girişimciliği bu noktada benim için bir yön değişikliği değil; bilginin sahaya indiği doğal bir devamlılık oldu.

Akademi bana analitik düşüncenin ötesinde, karmaşık sistemleri sadeleştirmeyi ve sorunlara doğru bakış açısıyla yaklaşmayı öğretti. Bugün bir girişimci olarak yaptığım işin temelinde hâlâ aynı refleks var: Önce sistemi anlamak, teknolojiyi stratejik bir araç olarak kullanmak ve sahada karşılığı olan ölçeklenebilir çözümler üretmek.

  • Finansal teknolojiler dünyasında analitik bakış açısına sahip bir lider olmanın size sağladığı en büyük avantaj nedir?

Finansal teknolojilerde başarı; en yeni teknolojiyi kullanmaktan çok, doğru teknolojiyi doğru problemle eşleştirme becerisine dayanıyor. Analitik düşünmenin bana sağladığı en büyük avantaj, teknolojiyi “mümkün olan” üzerinden değil; “anlamlı olan” üzerinden kurgulayabilmek. Fintechte kalıcı etki bireylerin alışkanlıklarını, erişim imkanlarını ve güven duygularını şekillendirdiğiniz noktada ortaya çıkıyor. Analitik liderlik de tam olarak bu etki alanını inşa ediyor.

  • Şirketlerinizdeki kadın çalışan oranını ve sizin dışınızda yönetim kademelerindeki kadın temsilini bizimle paylaşmak ister misiniz?

İnsan kaynağını yapılandırırken cinsiyet odaklı hedefler koymak yerine, yetkinlik ve sorumluluk dengesi üzerinden ilerliyoruz. Şirketimizde kadın profesyoneller, belirli bir temsil hedefinin sonucu olarak değil; işin gerektirdiği uzmanlık doğrultusunda konumlanıyorlar. Yönetim kademelerinde yer alan yöneticilerimiz, organizasyonun yönünü belirleyen konularda aktif rol üstleniyorlar. Bu da temsili bir görünürlükten ziyade işlevsel bir liderlik yapısı yaratıyor.

  • Kosova, İstanbul ve Londra eksenli çalışan bir lider olarak; Türk kadın girişimcilerin ve yöneticilerin global arenadaki algısı ve başarısı hakkında neler söylersiniz?

Global ölçekte algıyı belirleyen temel unsurlar, pasaport ya da cinsiyetten bağımsız olarak adaptasyon yeteneği ve iletişim becerileridir. Sürekli değişen ekonomik koşullar, regülasyonlar ve teknolojik dönüşümler içinde yetişmiş olmak, Türk girişimcilere yüksek bir adaptasyon kabiliyeti kazandırıyor. Dolayısıyla belirsizlik altında karar alabilme refleksi kendiliğinden gelişiyor. Bu yetenekler global paydaşları gerçekten etkiliyor.

Türk kadın liderler, global ekosistemde kendini kanıtlama ihtiyacı duyan bir konumda yer almıyor. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak rahatlıkla ifade edebilirim ki, uluslararası firmalar Türk kadın
girişimcilerle çalışmaya açık ve iş birliğine daha yatkın bir tutum sergiliyorlar.

  • Bir kadın lider olarak yatırım süreçlerinde veya iş dünyasında cinsiyet odaklı önyargılarla karşılaştığınız anlar oldu mu?

İş dünyasında zaman zaman ilk temas anında farklı önyargı katmanlarıyla karşılaşmak mümkün, ancak bunun kalıcı bir karşılığı yok. Kendi deneyimimde, vizyon ve icra kabiliyeti net biçimde ortaya konduğunda algıların çok hızlı şekilde rasyonel bir zemine oturduğunu gördüm. Dolayısıyla cinsiyet odaklı bir bariyer anlatısı yerine, profesyonel yetkinliğin esas alındığı bir çerçeveyi daha gerçekçi buluyorum. İş dünyasında kalıcı olan, hangi etiketlerle geldiğiniz değil, masadan kalktığınızda geride ne bıraktığınızdır.

  • Önümüzdeki dönemde Moi Fintech’in büyüme stratejisi nedir?

Büyüme stratejimiz globalleşirken yerelleşme üstüne kurulu. Benim için globalleşme tek bir merkezden dünyaya açılmak yerine, farklı coğrafyalarda yerel reflekslerle var olabilme becerisini ifade ediyor.

Uluslararası arenada aktif bir oyuncu olmayı önemsiyoruz, ancak büyümeyi her pazarın kendi dinamikleri, yerel ihtiyaçları ve kültürüne uyum sağlayan yapılar üzerinden kurguluyoruz. Bu doğrultuda faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde yerel şirketler kuruyor, paydaşlarla aynı dili konuşan ve tüketicilere doğrudan temas eden sistemler dizayn ediyoruz.

Lokalleşme müşteriler açısından daha güvenilir ve erişilebilir bir deneyim sunarken iş ortakları için öngörülebilir ve uzun vadeli bir iş zemini sağlıyor. Aynı yaklaşım regülasyonlara uyum ve resmi otoritelerle sağlıklı ilişkiler geliştirme noktasında da kritik bir yol üstleniyor. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, sürdürülebilir ve dengeli bir büyüme modeli inşa etmiş oluyoruz.

  • Son olarak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü özelinde iletmek istediğiniz mesaj nedir?

Bir milletin gerçek gücü, kadınlarına biçtiği rollerden çok, onların düşünmesine, üretmesine ve karar almasına ne kadar alan açtığıyla ortaya çıkar. Kadını merkezin dışında bırakan toplumlar ilerlemeyi konuşur, onu merkeze alanlar ise ilerlemeyi inşa eder. Bu nedenle 8 Mart’ı kadınları tanımlayan etiketleri çoğaltmak için değil; hayatın her alanında ürettikleri değerin sessizce ama kalıcı biçimde yerini bulduğu bir farkındalık anı olarak görüyorum. Çünkü bazı günler yalnızca hatırlatmaz, aynı zamanda yol gösterir. 8 Mart da böyle bir gündür.