Ayşegül Adaca Oğan: Aktif Bank’ta kadın temsili bir hedef değil; doğru işleyen ve adil süreçlerin bir sonucu

Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca Oğan


  • Bankacılık gibi köklü ve zorlu bir sektörde, kariyerinizi oluştururken neler yaşadınız? Kısaca kariyer öykünüzden bahsedebilir misiniz? Bankacılıkta zirveye tırmanan bir lider olarak, sektör sizde çekinceler yarattı mı?

Kariyer yolculuğum Türkiye’de de yurt dışında da farklı döngülerde şekillendi. Krizleri, hızlı büyüme dönemlerini ve yapısal dönüşümleri birlikte deneyimleme şansım oldu. Her dönem farklı bir öğretiyi beraberinde getirdi. Bu farklı döngüler, yalnızca mesleki birikimimi değil; riskleri okuma, önceliklendirme ve uzun vadeli değer yaratma reflekslerimi de şekillendirdi.

Bankacılıkta kalıcı başarıyı getiren unsurun, dönemsel koşullara göre savrulmamak ve stratejik tutarlılığı korumak olduğuna inanıyorum. Kadın olmanın iş hayatında zaman zaman ek zorluklar yarattığı inkâr edilemez. Ancak kendi yolculuğumda, içinde bulunduğum kurumlarda cinsiyetimden bağımsız olarak tamamen yetkinliklerimle değerlendirildiğimi söyleyebilirim. Çalık Grubu ve Aktif Bank çatısı altında görev aldığım süre boyunca, sorumluluklarım birikimim ve yetkinliğim üzerinden tanımlandı. Bu da bana, işime ve aldığım kararlara odaklanma alanı açtı.

Güvenilir, sürdürülebilir ve uzun vadeli değer yaratan yapılar içerisinde bulunmayı hedefledim. Bugün de bu yaklaşım ile hareket ederek, ekibimle birlikte hem yatırım bankacılığı hem de fintech çevikliğini aynı potada buluşturan Aktif Bank’ta değer yaratan işlere imza atıyoruz. Rekabetin üst seviyede yaşandığı ve değişken şartların hüküm sürdüğü finans dünyasında, içeriği odağına alan ve tutarlı bir yaklaşım sergileyen güçlü ekibimle birlikte sektöre dair herhangi bir çekince yaşamadım.

  • Türkiye’de finans sektöründe kadın yönetici sayısının artışını nasıl değerlendiriyorsunuz, istenilen seviyede miyiz?

Son yıllarda kadın yöneticilerin arttığını görüyoruz; ancak bu artışın hâlâ istenilen seviyede olduğunu söylemek mümkün değil. Finans sektöründe çalışan kadın oranı yüzde 50’nin üzerinde olmasına rağmen, üst yönetim kademelerine baktığımızda bu denge belirgin biçimde bozuluyor. Bu durum yalnızca finans sektörüne özgü değil; yapısal ve kültürel bir meseleyle karşı karşıyayız.

Sorunun temelinde yetkinlik eksikliğinin değil; fırsat eşitliğinin her aşamada sağlanamamasının yattığına inanıyorum. Kariyer yolculuğunun belirli noktalarında kadınların görünürlüğü azalıyor, karar mekanizmalarına erişimleri sınırlanabiliyor. Bu da doğal olarak üst yönetim rakamlarına yansıyor. Bu tabloyu değiştirmek için sadece “iyi niyet” yeterli değil. Kurumların işe alım, terfi, performans değerlendirme ve liderlik gelişim süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alması gerekiyor. Aksi takdirde elde edilen sayısal artışlar kalıcı bir dönüşüme evrilemiyor.

Aktif Bank’ta sağladığımız bu dengeyi kurum kültürünün doğal bir sonucu olarak görüyoruz. Kadınların finans sektöründe daha fazla liderlik rolü üstlenmesini yalnızca cinsiyet eşitliği açısından değil; karar kalitesini ve kurumsal dayanıklılığı artıran stratejik bir unsur olarak değerlendirdiğimi söyleyebilirim.

Kadınlar da artık IT, hazine, ürün geliştirme ve teknoloji gibi alanlarda çok daha görünür. Bu dönüşüm geri döndürülemez bir noktaya ulaştı. Kendim de buna net bir örnek olmakla beraber,
Aktif Bank Ekosistemi içerisinde birçok stratejik noktada kadın yöneticilerin olduğunu gözlemleyebilirsiniz.

Özellikle finans ve teknolojinin iç içe geçtiği alanlarda, kadınların teknik rollerde de daha fazla sorumluluk üstlendiğini ve işin merkezinde yer aldığını görüyoruz. Bu da sektörün geleneksel rol dağılımlarını sorgulayan ve dönüştüren bir etki yaratıyor. Önemli olan bu değişimin kalıcı hale gelmesi.

  • Aktif Bank Genel Müdürü olarak, şirketinizdeki kadın istihdam oranı ve yönetim kademesindeki kadın temsili hakkında bilgi verebilir misiniz?

Aktif Bank’ta toplumsal cinsiyet dengesini yalnızca genel çalışan dağılımında değil; yönetim kademelerinde de somut verilerle takip ediyoruz. Bankamızda müdür ve üzeri pozisyonlarda kadın çalışan oranı yaklaşık yüzde 50 seviyesinde; müdür üstü yönetim kademesinde ise kadın temsil oranı yaklaşık yüzde 40 düzeyinde. Bu oranlar sektör ortalamasının üzerinde olmakla birlikte, bizim için bir “hedefin tamamlanması” değil; doğru kurumsal reflekslerin doğal sonucu.

Kadın temsilini yalnızca sayısal bir gösterge olarak değil; karar alma süreçlerinin kalitesini ve kurumun uzun vadeli dayanıklılığını artıran stratejik bir unsur olarak görüyoruz. Bu nedenle yönetim katında yalnızca temsile değil; kadın yöneticilerin işin merkezinde, stratejik alanlarda aktif rol almasına özellikle önem veriyoruz. Finans ve teknolojinin iç içe geçtiği çok boyutlu yapılarda, bu çeşitliliğin daha dengeli ve sağlıklı kararlar alınmasını sağladığını net biçimde gözlemlediğimizi söyleyebilirim.

  • “Eşitlikçi bakış açısı başarıyı beraberinde getirir” söyleminizi kurum kültürüne nasıl entegre ediyorsunuz?

Eşitlik, Aktif Bank’ta günlük iş yapış biçimimizin temelinde konumlanıyor. Kurum kültürüne entegre etmek adına öncelikle süreçleri şeffaf hale getirmeniz gerekir. Kim, neden, hangi kriterle değerlendiriliyor; bu soruların cevabı net değilse eşitlikten söz etmek mümkün değildir. Aktif Bank’ta açık iletişim ve adil değerlendirme mekanizmaları bu anlayışın temelini oluşturuyor. Çalışanlarımız, alınan kararların arkasındaki gerekçeleri biliyor; bu da güven ortamını beraberinde getiriyor. Eşitlikçi bakış açısı aynı zamanda çeşitliliği teşvik ediyor.

Farklı bakış açıları, özellikle inovasyonun kritik olduğu finansal teknolojiler alanında büyük değer yaratıyor. Tek tip düşünceyle sürdürülebilir başarı elde etmenin mümkün olmadığını görüyoruz. Biz eşitliği, başarıyı mümkün kılan bir ön koşul olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın hem finansal performansa hem de ekip motivasyonuna doğrudan yansıdığını net biçimde gözlemliyoruz.

  • Finans ve teknoloji kesişiminde kadınların rolünü nasıl görüyorsunuz, bu alanda kadın girişimcilerin sayısı sizce tatmin edici mi?

Finans ve teknoloji kesişimi kadınlar için önemli bir potansiyel alan sunuyor. Bu alan analitik düşünme, çoklu görev yönetimi ve uzun vadeli bakış açısı gerektiriyor. Bu yetkinlikler kadın yöneticilerde güçlü biçimde karşılık buluyor. Fintech ekosistemi, geleneksel yapılara kıyasla daha esnek ve daha kapsayıcı. Bu da kadınların liderlik rollerine daha hızlı erişmesini sağlıyor.

Ancak girişimci sayısına baktığımızda potansiyelin hâlâ tam olarak hayata geçmediğini görüyoruz. Mentorluk, rol model görünürlüğü ve ekosistem desteği bu noktada kritik. Aktif Bank olarak, ekosistemimizdeki kadın yöneticileri ve girişimcileri destekleyen bir yaklaşımı bilinçli olarak benimsiyoruz.

  • STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) alanlarından mezun genç kadınları finans sektörüne çekmekte zorlanıyor musunuz, bu alanda sizce “yetenek açığı” var mı?

Asıl meselenin genç mezunların ilgisini çekmekten ziyade, sürdürülebilir kariyer yolları sunmak olduğunu düşünüyorum. STEM mezunu kadınlar teknik açıdan son derece donanımlı. Ancak finans sektörüyle teknoloji arasındaki köprüyü yeterince görünür kılmadığımızı görüyorum. Bu bir yönlendirme ve algı meselesi.

Finans sektörü artık veri, yapay zekâ, API’ler ve dijital mimarilerle şekilleniyor. Bu da STEM mezunları için güçlü bir alan yaratıyor. Aktif Bank’tan örneklemek gerekirse; teknoloji ve finansın iç içe geçtiği çok sayıda rol bulunuyor. Bu alanlarda genç yeteneklerin daha görünür olması için kurumların daha aktif sorumluluk alması gerektiğine inanıyorum.

  • Üst düzey yönetimde kadın temsilini artırmak adına “cinsiyet kotası” uygulamasına nasıl bakıyorsunuz; sizce bu bir gereklilik mi?

Cinsiyet kotası, geçiş dönemlerinde farkındalık yaratma açısından işlevsel olabilir. Bu yönüyle konunun görünür kalmasına katkı sağladığını da teslim etmek gerekir. Ancak bunun kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm olduğuna inanmıyorum. Asıl hedef, fırsat eşitliğinin kurumların kültürüne yerleşmesi ve kurumsal refleks haline gelmesi olmalı.

Eğer işe alım, terfi ve performans değerlendirme süreçleri gerçekten adil, şeffaf ve yetkinlik temelliyse, kadınlar da zaten doğal olarak üst yönetimde yer alıyor. Burada belirleyici olan sayısal bir zorunluluk yaratmak değil; sistemin doğru kurgulanmasıdır.

Kotaların kısa vadede bir görünürlük sağlayabildiğini kabul ediyorum; ancak uzun vadede zorlayıcı ve yüzeysel sonuçlar doğurabildiğini de görüyoruz. Buna karşılık, doğru tasarlanmış, objektif kriterlere dayanan ve sürdürülebilir biçimde uygulanan süreçler çok daha kalıcı bir dönüşüm yaratıyor.

Biz Aktif Bank’ta bu yaklaşımı benimsiyoruz. Kadın temsilini bir hedef olarak değil; doğru işleyen ve adil biçimde tasarlanmış süreçlerin doğal sonucu olarak görüyoruz. Bu yaklaşımımızı uluslararası düzeyde de somut bir taahhütle güçlendirdik ve UN Global Compact ile UN Women iş birliğiyle oluşturulan Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni (WEP’s) imzaladık.

Halihazırda yüzde 50 kadın yüzde 50 erkek çalışan yapımızla eşitliği gözeten bir yapı kurarken, Ekonomide Aktif Kadınlar projemizle de bugüne kadar 5 bini aşkın kadının finansal ve mesleki gelişimine katkı sağladık. Çünkü kalıcı eşitliğin, zorunluluktan değil; kurum kültüründen ve değer setinden beslendiğini düşünüyoruz.

  • Fintech ekosisteminin, hiyerarşisi katı olan geleneksel bankacılığa kıyasla kadın liderler için daha “özgür” ve “eşitlikçi” bir oyun alanı sunduğuna inanıyor musunuz?

Fintech ekosistemi birçok sektöre göre daha yatay, daha çevik ve daha fikir odaklı. Bu yapı, kadın liderlerin güçlü olduğu alanlarla örtüşüyor. Hızlı karar alma ve esneklik, geleneksel hiyerarşilere kıyasla kadın liderlere daha fazla alan açıyor.

Fintech dünyasında ünvanlardan çok fikirlerin, katkının ve çözüm üretme kapasitesinin öne çıkmasını; kadın liderlerin daha görünür olmasını ve karar mekanizmalarına daha hızlı dahil olmasını sağlıyor. Bu yönüyle fintech, geleneksel yapılara kıyasla daha eşitlikçi bir zemin sunabiliyor. Ancak bu özgürlük kendiliğinden oluşmuyor; bilinçli kültür tasarımı gerekiyor. Yapı doğru kurulduğunda, fintech eşitlik açısından güçlü bir kaldıraç oluyor.

Yani fintech ekosistemi, eşitliği otomatik olarak garanti eden bir alan değil; ancak doğru değerler, şeffaf süreçler ve kapsayıcı liderlik anlayışıyla desteklendiğinde kadın liderler için gerçek bir fırsat alanına dönüşebiliyor.

  • Finans sektöründe kadınların genellikle İK, Pazarlama veya Kurumsal İletişim gibi “destek” rollerde; erkeklerin ise Hazine, IT veya Satış gibi “icracı” rollerde olduğu algısı sizce değişiyor mu?

Bu algı net biçimde değişiyor. Kadınlar da artık IT, hazine, ürün geliştirme ve teknoloji gibi alanlarda çok daha görünür. Bu dönüşüm geri döndürülemez bir noktaya ulaştı. Kendim de buna net bir örnek olmakla beraber, Aktif Bank Ekosistemi içerisinde birçok stratejik noktada kadın yöneticilerin olduğunu gözlemleyebilirsiniz.

Özellikle finans ve teknolojinin iç içe geçtiği alanlarda, kadınların teknik rollerde de daha fazla sorumluluk üstlendiğini ve işin merkezinde yer aldığını görüyoruz. Bu da sektörün geleneksel rol dağılımlarını sorgulayan ve dönüştüren bir etki yaratıyor. Önemli olan bu değişimin kalıcı hale gelmesi. Bunun için yalnızca bireysel başarı hikâyeleri yeterli değil; kurumların yetenek yönetimi, terfi ve liderlik gelişim süreçlerini bu dönüşümü destekleyecek şekilde kurgulaması gerekiyor. Doğru ortam sağlandığında kadınların herhangi bir rolde yer almasının önünde bir engel kalmıyor.

  • Fintech dünyasına adım atmayı planlayan genç kadınlara 8 Mart özelinde mesajınız ne olurdu?

· Kariyer yolculuğunuzda size çizilen sınırları sorgulayın. İçeriğiniz, bilginiz ve cesaretiniz en büyük sermayeniz. Yolunuzu başkalarının beklentileri değil; kendi potansiyeliniz belirlesin.

· Finans ve teknoloji dünyasında liderlik; ünvandan çok sorumluluk, görünürlükten çok içerik ve kısa vadeli başarıdan çok sürdürülebilir değer üretmekle ilgilidir. Kendinize güvenin, bilgiye yatırım yapın ve cesaretinizi yüksek tutun.

· Unutmayın; doğru donanım ve kararlılıkla, bu ekosistemde kadınlar için ulaşılmayacak hiçbir alan yok.

  • “Türkiye’nin en büyük finansal teknolojiler ekosistemi” vizyonunuzda, iştiraklerinizle (Pay N Kolay, UPT, Aktif Tech, Aktif Ventures, Passo vb.) nasıl bir sinerji yaratıyorsunuz?

Bu vizyonu ekosistem sinerjisi üzerinden inşa ediyoruz. Banka, fintech iştirakleri ve teknoloji altyapısı birlikte çalışıyor. Ödeme sistemlerinden dijital bankacılığa uzanan bu yapı, bütüncül bir değer yaratıyor. Her iştirak kendi alanında güçlü; ancak birlikte çalıştıklarında çok daha yüksek etki üretiyorlar. Bu anlayış, Türkiye’nin en büyük finansal teknolojiler ekosistemini oluşturuyor.

Biz banka ve iştiraklerimizi birbirinden bağımsız yapılar olarak değil; aynı stratejik hedefe hizmet eden, birbirini besleyen ve ölçekleyen bir finansal ekosistemin parçaları olarak konumlandırıyoruz. Bu yaklaşım, bankacılığı tekil ürünler üzerinden değil; uçtan uca değer üreten bir model olarak ele almamızı sağlıyor.

Pay N Kolay ve Pavo ödeme alma tarafında sahada güçlü bir ölçek yaratırken; UPT sınır ötesi para transferleriyle ekosistemimizin uluslararası erişimini destekliyor. Passo ise finansal teknolojiyi günlük yaşam deneyimleriyle buluşturan bir platform olarak konumlanıyor. Tüm bu yapının altında Aktif Tech’in teknoloji ve processing altyapısı bulunuyor.

Bu bütünleşik yapı sayesinde hem müşteri temas noktalarımız genişliyor hem de finansal servisleri müşterinin bulunduğu her noktaya taşıyabiliyoruz. API tabanlı çözümler ve teknoloji ihracı gibi alanlar bu sinerjinin somut çıktıları arasında yer alıyor.

Günün sonunda oluşturduğumuz model, klasik bir iştirak yapısından ziyade; finansal servislerin teknoloji, ödeme sistemleri ve dijital deneyimle bütünleştiği yaşayan bir ekosisteme dönüşüyor. Bu da Aktif Bank’ın büyümesini yalnızca bilanço büyüklüğüyle değil; yaratılan katma değer, teknoloji kapasitesi ve operasyonel derinlikle tanımlamamıza imkân veriyor.

  • Önümüzdeki dönemde Aktif Bank’ın radarında yeni bir fintech oluşumu veya stratejik ortaklık planı var mı?

Stratejik uyum bizim için en kritik kriter. Ekosistemi tamamlayan, teknoloji ve ölçek potansiyeli olan yapıları yakından takip ediyoruz. Amacımız hızlı değil, doğru büyüme. Yeni oluşumları değerlendirirken yalnızca finansal potansiyele değil; iş modelinin ekosistemimize nasıl entegre olabileceğine, teknoloji kabiliyetine ve uzun vadeli değer üretme kapasitesine bakıyoruz.

Bizim için önemli olan kısa vadeli ivmeler değil, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir yapılar. Bu yaklaşımı yalnızca yurt içi fırsatlarla sınırlı tutmuyoruz. Fintech iştiraklerimiz ve teknoloji altyapımız üzerinden uluslararası açılımı destekleyen iş birliklerini de yakından izliyoruz. Ancak her zaman söylediğimiz gibi, önceliğimiz hızlı büyüme değil; stratejik olarak doğru ve kalıcı büyüme.