Melis Gençtürk: Türkiye’de kadın kuruculara yüzde 54’lük oranla en yüksek yatırım yapan fonlardan biriyiz

REVO Capital Partner Melis Gençtürk


  • Girişim sermayesi dünyasına geçiş hikayenizi kısaca dinleyebilir miyiz?

Amerika ve Türkiye arasında geçen bir çocukluğun ardından üniversite eğitimime Chicago’da, Northwestern University’de pre-med (tıp) bölümünde başladım. Aynı dönemde matematik, ekonomi ve işletme alanlarında yan dallar yaptım. Mezuniyete yaklaşırken kendime şu soruyu sordum: Gerçekten doktor olmak istiyor muyum? Bu sorgulama süreci beni Türkiye’ye geri getirdi.

Tam o dönemde bir şirket satış sürecine yakından tanıklık etme fırsatı buldum. Bu süreç beni fazlasıyla etkiledi. Tıp dışında da, üniversitede aldığım ekonomi ve işletme temelli eğitimi kullanabileceğim dinamik ve stratejik bir alan olduğunu fark ettim. Bunun üzerine işin mutfağını öğrenmek için Deloitte’ta giriş seviyesinde göreve başladım. Yaklaşık 5,5 yıl boyunca M&A, due diligence ve değerleme ekiplerinde çalıştım.

Bu süre zarfında özellikle PE, VC ve CVC projelerinde aktif rol aldım. Yatırımcıların girişim bulma süreçlerinden yatırım kararına, KPI takibi ve raporlamadan exit aşamasına kadar tüm döngüyü deneyimleme fırsatım oldu. Bu projeler sırasında Revo Capital ile de çeşitli yatırım ve exit süreçlerinde yolumuz kesişti ve birlikte çalışma imkânı buldum. Revo’nun sektör ve ürün hâkimiyeti, yatırım ve çıkış süreçlerindeki tecrübesi ve disiplinli yaklaşımı, bana girişimlere yatırımcı gözüyle bakarken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda kapsamlı bir bakış açısı kazandırdı.

Ardından Revo’da bir pozisyon açıldığını duyduğumda geçiş oldukça organik oldu ve Mart 2020’de Revo Capital’a ilk ve en eski ekip üyelerinden biri olarak katıldım. O günden bu yana çalışmalarım, yatırım bulma ve değerlendirme süreçlerinden portföy şirketlerinin büyüme yolculuklarına, exit süreçlerinden Fund III fundraising faaliyetlerine kadar geniş bir sorumluluk alanını kapsıyor.
Revo’da geçirdiğim yaklaşık 6 yıl, her gün yeni bir şey öğrendiğim; yatırım, büyüme ve strateji tarafında sürekli geliştiğim, çok katmanlı, öğretici ve geliştirici bir yolculuk oldu.

  • Revo Capital portföy şirketlerinizdeki kadın girişimci ve kadın temsilini bizimle paylaşmak ister misiniz?

Kadın girişimciliğini desteklemek bizim için yalnızca bir yatırım kriteri değil; uzun vadeli ve sürdürülebilir bir ekosistem inşasının temel taşlarından biri. Revo Capital olarak bugüne kadar yatırım yaptığımız 51 girişimin 16’sında (%25) kurucu veya kurucu ortak seviyesinde kadınlar yer alıyor. Bu oran Türkiye ortalamasıyla paralel; ancak bizim için daha anlamlı olan, fonlar arasındaki değişim ve gelişim trendi.

Fund I’de yaptığımız 21 yatırımın yalnızca 2’sinde (%9,5) kadın kurucu vardı. Fund II’de bu oran anlamlı şekilde yükselerek 19 yatırımın 5’inde (%26,3) kadın kurucuya ulaştı. Mart 2025’te 100 milyon dolar büyüklükle kurduğumuz Fund III’ün ilk yılında ise yaptığımız 11 yatırımın 6’sında kadın kurucu veya kurucu ortak bulunuyor. Bu da %54 gibi oldukça güçlü ve anlamlı bir oran. Bu seviyedeki temsiliyet ile Türkiye’de kadın kuruculara en yüksek yatırım oranına sahip fonlardan biri konumundayız ve bununla gurur duyuyoruz.

Türkiye’nin öncü ve en büyük erken aşama VC platformlarından biri olarak (toplam 250 milyon dolar büyüklüğünde üç fon, 51 yatırım ve 18 exit) kadın girişimcileri desteklemek için güçlü bir kaldıraç etkisine sahibiz. Data-driven bir yatırımcı olarak yalnızca finansal performansı değil, yarattığımız ekosistem etkisini de ölçüyoruz. Kadın istihdamı, kapsayıcı liderlik yapıları ve global yatırımcı erişimi bu etkinin önemli parçaları.

Daha geniş bir perspektiften baktığımızda Türkiye girişimcilik ekosistemi son 10 yılda yapısal bir dönüşüm yaşadı. 2015’te toplam startup yatırımı yalnızca 37 milyon dolar seviyesindeydi. 2021’den itibaren yıllık yatırım hacmi her sene 1 milyar dolar seviyesini aştı; 2021, 2022 ve 2025’te 1,7 milyar dolar seviyelerine ulaştı. 2025 yılında da 1,7 milyar dolar seviyesinin korunması, bunun geçici bir balon değil, kalıcı bir büyüme trendi olduğunu gösteriyor.

Bu büyümenin önemli bir kısmında Revo portföy şirketleri yer aldı. 2021’den bu yana Türkiye’de startup’lara yapılan toplam yatırımların %50’den fazlası Revo portföy şirketlerine gitti. Aynı dönemde portföyümüz 3,5 milyar doların üzerinde follow-on yatırım çekti ve bunun %92’si uluslararası yatırımcılardan geldi. Bu, şirketlerimizin global ölçekte rekabetçi olduğunu ve dünyanın önde gelen fonlarının due diligence süreçlerinden başarıyla geçtiğini gösteriyor.

Dolayısıyla kadın girişimci yatırımı bizim için ayrı bir başlık değil; ekosistemin büyümesinin doğal ve stratejik bir parçası. Revo Capital Fund III ile birlikte de bu liderlik pozisyonumuzu sürdürmeyi ve daha kapsayıcı bir girişimcilik ekosisteminin oluşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.

  • Fintech, Revo’nun DNA’sında olan bir alan. Bugüne kadarki yatırım ve exit performansınız ışığında, bu alandaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fintech, Revo’nun yalnızca yatırım yaptığı bir alan değil; kuruluşundan bu yana benimsediği uzun vadeli bir sektör tezinin temel yapı taşlarından biri. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz yatırımların yaklaşık %30’u fintech ve fintech-enabled iş modellerinden oluşuyor.

Türkiye’den çıkan en büyük fintech şirketlerinden Midas ve Param’ın ilk kurumsal VC yatırımcısı olmamız, finansal sistemin dönüşümünü erken okuyabildiğimizi ve bu alanda yüksek conviction ile hareket ettiğimizi gösteriyor. Techfin tarafında üçüncü fonumuzdan Onlayer’a, fintech-enabled tarafta ise Roamless ve ikas’a yatırım yaparak hem finansal altyapı katmanında hem de finansı teknolojiyle yeniden kurgulayan uygulama katmanında aktif şekilde konumlanıyoruz.

Exit tarafında ise Foriba’nın Sovos’a satışı, Paraşüt’ün Mikro Yazılım tarafından satın alınması ve Yazara’nın Global Payments’a devri, Türkiye’den çıkan fintech şirketlerinin küresel stratejik oyuncular için anlamlı ve ölçeklenebilir değer yaratabildiğinin güçlü kanıtları oldu. Revo olarak bu dönüşümde yalnızca sermaye sağlayıcı değil; erken aşamadan itibaren stratejik yönlendirme ve uluslararası bağlantı desteği sunan aktif bir partner olduk.

Bu güçlü konumun arkasında ise sistematik ve teknoloji destekli bir sourcing altyapısı bulunuyor. Revo’nun deal flow üretimi hem geniş hem de veri odaklı. 750’den fazla uluslararası VC fonuyla aktif ilişki içindeyiz; birlikte yatırım yapıyor, karşılıklı referans akışı sağlıyoruz. 200’ün üzerinde hızlandırıcı ve teknoloji merkeziyle düzenli temas halindeyiz ve mezun şirketleri yakından takip ediyoruz.

Dünya genelinde, özellikle Silikon Vadisi, Londra ve Berlin gibi merkezlerde konumlanan 2.000’den fazla Türk diaspora teknoloji kurucusuna erişimimiz bulunuyor. Ayrıca GitHub ve LinkedIn gibi platformlardan elde ettiğimiz verilerle 300.000’den fazla Türk yazılım mühendisine dair bir veri seti oluşturduk; yetenek hareketlerini, yeni ekip oluşumlarını ve erken aşama proje sinyallerini analiz ediyoruz. 1.000’den fazla startup’ı teknoloji destekli araçlarla gerçek zamanlı takip ediyor; ürün lansmanları, işe alımlar, büyüme sinyalleri ve hatta “stealth mode” girişimleri erken aşamada tespit edebiliyoruz.

Bu bütüncül ekosistem ve veri odaklı yaklaşım sayesinde fırsatları geniş rekabet oluşmadan önce belirleyebiliyor ve giderek daha veri temelli hale gelen küresel VC ortamında sürdürülebilir bir rekabet avantajı yaratıyoruz.

  • 2026 ve sonrasında finansal teknolojilerde hangi alt dikeylerin yatırımcıların radarında olacağını öngörüyorsunuz?

2026 ve sonrasında fintech yatırımlarının yeni bir evreye girdiğini görüyoruz: daha AI-native, daha altyapı odaklı ve daha regülasyon merkezli bir dönem. Yatırımcı ilgisi artık front-end deneyimlerden çok, finansal sistemin çekirdeğini yeniden yazan teknolojilere kayıyor.

En güçlü temalardan biri AI-native risk ve decisioning altyapıları olacak. Kredi skorlama, fraud ve risk yönetimi artık sadece optimizasyon değil; finansal kurumların temel karar mekanizması haline geliyor. Gerçek zamanlı underwriting, dinamik fiyatlama, explainable AI ve model risk yönetimini birlikte sunan B2B SaaS çözümler ciddi değer yaratacak. Global satış kapasitesi ve güçlü teknik bariyer burada kritik.

Buna paralel olarak real-time fraud ve scam önleme çözümleri yatırımcı radarında kalmaya devam edecek. Instant payments ve açık bankacılık yaygınlaştıkça dolandırıcılık daha sofistike hale geliyor. Graph tabanlı, network seviyesinde çalışan ve gerçek zamanlı risk analizi yapabilen altyapılar öne çıkacak.

Embedded Finance 2.0 da önemli bir tema. İlk dalgada ödeme ve BNPL öne çıkmıştı; yeni dönemde SaaS ve marketplace platformlarına gömülü kredi, working capital finansmanı ve gelir bazlı geri ödeme modelleri daha stratejik hale geliyor. Burada belirleyici unsur, platform verisiyle desteklenen AI underwriting yetkinliği olacak.

Ayrıca regtech ve compliance-by-design çözümleri merkezi bir rol üstleniyor. AML, sürekli KYC, transaction monitoring ve çoklu regülasyon uyumunu AI ile yöneten altyapılar fintech’lerin sürdürülebilir büyümesi için kritik. Yatırımcılar artık sadece büyümeye değil, regülasyon riskinin nasıl yönetildiğine de bakıyor.

Cross-border ödeme altyapıları ve alternatif raylar da stratejik önemini koruyor. Özellikle gelişmekte olan pazarlardan Avrupa, Körfez ve ABD’ye uzanan koridorlarda maliyet avantajı sağlayan ve regülasyon uyumlu çözümler değerli olacak.

Orta vadede ise agentic finance ve otonom finansal asistanlar oyunu değiştirebilecek alanlardan biri. Bireyler ve KOBİ’ler için finansal kararları optimize eden AI sistemleri önemli potansiyel taşıyor; ancak burada güven ve regülasyon belirleyici olacak.

Özetle, 2026 sonrası fintech yatırımlarında en güçlü kombinasyon şu olacak: Fintech × AI × Regülasyon uyumlu altyapı Fintech artık bir özellik değil; finansal sistemin altyapı katmanı. AI ise bu altyapının varsayılan bileşeni haline geliyor.

  • Finans, teknoloji ve girişim sermayesi alanında kariyer hedefleyen genç kadınlara, “Partner” koltuğuna giden yolda verebileceğiniz en önemli tavsiye nedir?

Girişim sermayesi durağan bir sektör değil. Her gününüz farklıdır; sürekli öğrenmeniz, yaratıcı düşünmeniz ve çözüm üretmeniz gerekir. Bu alandaki başarı, kendinize ne kadar yatırım yaptığınızla, ekibinizle ne kadar sinerjik çalışabildiğinizle ve uzun vadeli değer yaratma kapasitenizle doğru orantılıdır.

En kritik konulardan biri, girişimciyle gerçek bir ortaklık kurabilmek ve empati geliştirebilmektir. Bir yatırım yaptıktan sonra kurucuyla 8–10 yıllık uzun bir yolculuğa çıkarsınız. Bu süreç yalnızca büyüme hikâyelerinden ibaret değildir; krizler, pivotlar, zor finansman dönemleri ve belirsizliklerle doludur. Bu nedenle yatırım kararı verirken aslında şunu da değerlendirirsiniz: Bu insanla zor zamanlarda aynı masada kalabilir miyim? Çünkü girişim sermayesi, sermaye sağlamaktan çok daha fazlasıdır; güven inşa etmek, stratejik düşünmek ve en kritik anlarda soğukkanlı bir yol arkadaşı olabilmektir.

Dolayısıyla girişim sermayesi aynı zamanda güçlü bir insan yönetimi ve iletişim becerisi gerektirir. Kurucularla, diğer yatırımcılarla, kurumsal şirketlerle ve çok farklı profillerle çalışırsınız. Kariyerinizin başında doğal olarak sizin gibi düşünen ve çalışan insanlara yakın durursunuz; bu bir konfor alanıdır ve başlangıç için doğal bir tercihtir. Ancak Partner seviyesine giden yolda asıl sıçrama noktası, sizden farklı düşünen ve farklı çalışan insanlarla etkili şekilde çalışabilme becerisidir.

VC tarafında hem kendi ekibinizle hem de yatırım yaptığınız şirketlerin ekipleriyle aynı anda oyun kurmanız gerekir. Partner seviyesinde bireysel performansın ötesinde, ekibin toplam performansını yukarı taşıma kapasiteniz önemlidir. Bunun yolu da karşılıklı anlayış, adaptasyon ve ortak hedefe hizmet eden bir yaklaşım geliştirmekten geçer.

Özetle; teknik bilgi önemlidir ancak tek başına yeterli değildir. Dayanıklılık, empati, adaptasyon yeteneği ve ekip içinde çarpan etkisi yaratabilme becerisi sizi Partner koltuğuna taşıyan asıl unsurlar olacaktır.

  • Son olarak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü özelinde ekosistemdeki tüm kadın profesyonellere ve girişimcilere mesajınız nedir?

Proaktif olun. Hem kendinizi geliştirmek hem de parçası olduğunuz ekosisteme değer katmak konusunda inisiyatif alın. Bugünün dünyasında ilerleme çoğu zaman mutlak değil, göreceli olarak ölçülüyor; bu nedenle bir adım önde olmak büyük bir avantaj yaratıyor.

Proaktif olmak yalnızca hızlı hareket etmek değil; aynı zamanda yaratıcılık, verimlilik ve güçlü bir iç motivasyon göstergesi.. Fırsatları beklemek yerine yaratmak, sorumluluk almak ve çözüm üretmek sizi farklılaştırır. Ekosisteme katkı sundukça yalnızca kendi kariyerinizi değil, sizden sonra gelecek kadınlar için de daha güçlü bir zemin inşa etmiş olursunuz.