Gülçin Aytemizel Telatar: Fintech, kadın girişimciler için inanılmaz bir fırsat demek

Türkiye Fintek Derneği Yönetim Kurulu Üyesi – C Suite Finansal Teknolojiler Lideri Gülçin Aytemizel Telatar


  • Bankacılık devlerinden, fintech dünyasının dinamik oyuncularına uzanan kariyer yolculuğunuzun hikayesini kısaca dinleyebilir miyiz?

Kariyerime teknoloji temelli bir altyapıyla başladım -ki bu benim için sonradan çok büyük bir avantaj oldu. Ardından bankacılık ve ödeme sistemleri tarafında ürün yönetiminden iş geliştirme ve satışa kadar uzanan farklı rollerde görev aldım. 20 yılı aşkın bu yolculukta, büyük kurumlarda çalışmak bana çok şey öğretti: Ölçek yönetmeyi, büyümeye giden yolun planlamasını, regülasyon okumayı, kompleks sistemler kurmayı…

Ama bir noktada fark ettim ki, bu alandaki edindiğim tecrübem ve deneyim özellikle fintechin ivmelendiği o dönemde oldukça değerli bir tecrübeydi, dolayısıyla oldukça bilinçli bir tercihti. Çünkü finansın geleceğinin teknolojiyle bilrikte daha entegre yapılarda şekilleneceğini görüyordum. Ve bunu sadece dışarıdan gözlemlemek yerine, içinde olmak beni oldukça heyecanlandırmıştı.

  • Türkiye Fintek Derneği’nin Yönetim Kurulu Üyesi olarak, sivil toplum kuruluşlarında kadın liderlerin görünürlüğünü ve ekosisteme yön verme gücünü yeterli buluyor musunuz?

Son yıllarda görünürlük ciddi şekilde arttı, bunu görmezden gelemeyiz. Panel konuşmacıları arasında kadın lider sayısı artıyor, LinkedIn’de kadın girişimcilerin hikâyeleri daha fazla paylaşılıyor, mentorluk programları çoğalıyor. Bunlar güzel gelişmeler. Ancak -ve bu çok önemli bir ‘ancak’- karar verici masalardaki temsil hâlâ istenen seviyede değil. Etkinliklerde konuşmak bir şey, ama yatırım komitelerinde, yönetim kurullarında, bütçe karar mekanizmalarında yer almak bambaşka bir şey. Oran hâlâ çok sınırlı.

Sivil toplum tarafında önemli bir bilinç oluştu, bu anlamda içinde bulunduğum farklı dernek ve oluşumlar içerisinde çok değerli kadın liderlerin öncülüğünde farkındalık artırılmakla kalmıyor; her sektörden kadınlarımızın günlendirilmesi cesaretlendirilmesi anlamında da bir çok farklı program hazırlanıyor. Temel amaç sadece “var olmak” değil; strateji belirleyen pozisyonda olmak.

Sadece toplantıda oturmak değil; o toplantıda konuşulan bütçeyi yönetmek. Fark bu işte. Ve dürüst olmak gerekirse, bazen kadın liderler olarak bizim de bu konuda daha iddialı olmamız gerekiyor. “Görünür olmak” yerine “karar vermek” pozisyonlarını talep etmeliyiz. Çünkü sistem bunu bize otomatik olarak vermiyor; yeteri kadar isteme konusunda istekli olmak ve bunu göstermekten çekinmemek gerektiğini düşünüyorum.

  • Türkiye’de fintech’in geleceğinde kadın girişimciler için ne tür fırsatlar görüyorsunuz?

Türkiye fintech açısından gerçekten genç ve dinamik bir pazar. Ve bu, kadın girişimciler için inanılmaz bir fırsat demek. Çünkü bu sektör henüz “yerleşik oyuncular” tarafından tamamen domine edilmemiş. Hâlâ yeni alanlar keşfediliyor, yeni iş modelleri yaratılıyor.

Özellikle bazı alanlarda kadın girişimcilerin çok başarılı olabileceğine inanıyorum: Gömülü finans (embedded finance), dijital cüzdanlar, ödeme altyapıları, yeşil fintech ve yapay zekâ destekli finansal çözümler bunlardan bazıları. Neden? Çünkü bu alanlar sadece teknik bilgi değil; aynı zamanda kullanıcı deneyimini derinlemesine anlamayı da gerektiriyor.

Ancak yakın bir zamanda okuduğum bir yayında kadınların erkeklere göre daha az girişim kurmalarının altında öz güven açığı, deneyim paradoksu, öz değerlendirme açığı, görünürlük kaygısı, eleştiri endişesi, finansmana erişim ki hâlâ büyük bir engel olarak öne çıkıyor. Kadın girişimciler yatırımcılardan çok daha az fon alıyor. Ama bu da değişiyor ve imposter sendromu gibi nedenlerle girişimcilikte daha geride kalıyoruz.

  • Fintech sektöründeki kadın istihdamını artırmak için sektörün önde gelen STK’ları ve şirketleri sizce hangi somut adımları atmalı?

Birincisi; teknik rollerde kadın aday havuzunu genişletmek için üniversite iş birlikleri. Fintech’te kadın oranının düşük olmasının bir nedeni, teknik eğitim alan kadın sayısının az olması. Bu yüzden üniversitelerde, özellikle mühendislik ve bilgisayar bilimleri bölümlerinde kadınları cesaretlendirmemiz, staj programları sunmamız gerekiyor. Bu konuda Teknolojide Kadın Derneği’nde oldukça değerli çalışmalar ve programlar sürüdürülmekte olup, birçok genç kızımız iş hayatına hem kazandırılırken hem de mühendislik rollerinde teşvik ediliyor.

İkincisi; mentorluk ve sponsor programlarının sistematik hale getirilmesi. Mentorluk güzel ama yeterli değil. Sponsorluğa ihtiyacımız var; yani sizi fırsat karşısında öne çıkaran, sizi savunan, size kapı açan insanlara. Şirketler bu programları kurumsallaştırmalı, sadece “İsteyen varsa yapalım” değil; sistematik olarak yürütmeli.

Üçüncüsü; yönetim seviyesinde şeffaf terfi ve ücret politikaları. Cinsiyet ücret farkının hâlâ olduğunu gözlemliyoruz ve kadınlar genellikle terfilerde daha geç ilerliyor. Bunun için şeffaf kriterler, objektif değerlendirme sistemleri gerekiyor. Ve şirketler bu verileri ölçmeli, yayınlamalı. Aksi takdirde değişim olmaz.

Dördüncüsü; kadın girişimciler için yatırım erişimini artıracak fon mekanizmaları. Özel fonlar, hızlandırıcı programlar, kadın odaklı risk sermayesi yatırım komiteleri…

Bunlar sadece sembolik olmamalı, gerçekten kaynak aktarmalı. Çünkü kadın girişimciler, erkek meslektaşlarından çok daha az finansman alıyor ve bu bir yetenek sorunu değil; bir önyargı sorunu. Son olarak; sadece farkındalık kampanyaları değil; ölçülebilir hedefler ve KPI’lar konulmalı. “Kadın istihdamını artıracağız” demek yetmiyor.

“Önümüzdeki 2 yıl içinde yönetim kadrosundaki kadın oranını yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkaracağız” demek ve bunu da düzenli olarak ölçüp raporlamak gerekiyor. Yoksa sadece lafta kalıyor.

  • Türkiye Fintek Derneği olarak kadınlara yönelik hangi projeleriniz bulunuyor?

Dernek çatısı altında kadın liderliğini destekleyen birçok proje yürütüyoruz. Ve burada önemli olan, sadece “kutlama” etkinlikleri değil; gerçekten somut kariyer geçişlerini destekleyen programlar yapmak. Paneller ve networking etkinlikleri düzenliyoruz ama bunlar sadece “güzel konuşmalar” için değil; gerçekten kadınların birbirleriyle bağlantı kurması, deneyim paylaşması, iş birliği fırsatları bulması için. Çünkü networking kariyer gelişiminde inanılmaz kritik.

Mentorluk programları yürütüyoruz; deneyimli kadın liderlerle, fintech alanına yeni başlayan veya kariyer değişikliği yapmak isteyen genç profesyonelleri bir araya getiriyoruz. Hedefimiz sadece “rol model göstermek” değil; bu kadınların gerçekten kariyer basamaklarını tırmanmasına yardımcı olmak. Genç profesyonellere yönelik eğitim modülleri geliştiriyoruz.

Fintech’in teknik tarafı, regülasyon, iş modelleri, girişimcilik… Bunları ücretsiz ya da çok uygun fiyatlarla sunuyoruz. Çünkü bilgiye erişim bir fırsat eşitsizliği yaratmamalı. Ve özellikle genç kadınların teknik rollere yönlendirilmesi konusunda üniversite iş birliklerini artırmak önceliklerimiz arasında. Mühendislik fakültelerinde, bilgisayar bilimleri bölümlerinde fintech kariyer günleri düzenliyoruz, staj fırsatları sunuyoruz. Çünkü kadınların fintech’te daha fazla yer alması için önce bu sektörü tanımaları ve “Ben de yapabilirim” demelerine vesile olmamız gerekiyor.

  • Bankacılık kökenli olup fintech dünyasında C-Level roller hedefleyen genç kadınlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Öncelikle şunu söylemeliyim: Bankacılık altyapısına hakim olmak, o dili konuşabilmek büyük bir avantaj. Regülasyon bilgisi, risk yönetimi, finansal disiplin, operasyonel süreçleri anlama… Bunlar fintech dünyasında çok değerli. Çoğu fintech girişimi, bu konularda deneyimli insanları arıyor. Yani siz zaten güçlü bir temelle başlıyorsunuz. Ancak C-Level’a giden yolda üç kritik yetkinliğe daha ihtiyacınız var. Bunlar olmadan, ne kadar iyi bankacı olursanız olun, fintech’te C-Level’a gelmek zorlaşır:

1 – Ürün ve teknoloji okuryazarlığı: Bankacılıkta finans dili konuşursunuz, ama fintech’te hem finans hem teknoloji dilini konuşmanız gerekiyor. “API nedir, mikroservis mimarisi nasıl çalışır, cloud altyapısı neden önemli?” Bunları anlamalısınız. “Teknik ekip halleder” diyemezsiniz; çünkü siz CEO olduğunuzda, teknolojiyi anlayarak stratejik kararlar almanız gerekecek. Kodlama bilmenize gerek yok ama teknolojiyi kavramalısınız.

2 – P&L yönetimi deneyimi: Bankacılıkta genellikle maliyet merkezlerinde çalışırsınız. Ama C-Level’da P&L (kar- zarar) sorumluluğu taşımanız gerekiyor. Yani sadece ‘iyi bir proje yaptık’ değil, ‘bu proje ne kadar gelir getirdi, maliyeti ne oldu, kârlı mı?’ sorularını cevaplayabilmeniz gerekiyor. Eğer henüz P&L deneyiminiz yoksa, bunu kazanabileceğiniz rollere yönelin.

3- Belirsizlik altında karar alabilme: Bu belki de en zor olanı. Bankacılıkta belirli süreçler, prosedürler, onay mekanizmaları var. Her şey daha öngörülebilir. Ama fintech daha hızlı ve çok daha belirsiz bir dünya. Bazen yüzde 100 emin olmadan karar almanız gerekiyor. Bazen hızlıca pivot yapmanız gerekiyor. Bu esnekliğe ve dayanıklılığa sahip olmalısınız.

4 – Son bir tavsiye: Konfor alanından çıkmaya hazır olun. Bankacılık güvenli, prestijli, düzenli bir kariyer. Fintech daha riskli, daha belirsiz, daha kaotik. Ama aynı zamanda çok daha hızlı öğreniyorsunuz, çok daha fazla etki yaratıyorsunuz, çok daha hızlı büyüyorsunuz. Ben bu geçişi yaptığımda, bazen “Neden bu kadar sabit bir işi bıraktım?” diye düşündüm. Ama sonra fark ettim ki, asıl büyüme konfor alanının dışında gerçekleşiyor. Eğer gelişim istiyorsanız, bu riski almaya hazır olmalısınız.

  • Son olarak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü özelinde finans ve teknoloji ekosistemindeki tüm kadın profesyonellere vermek istediğiniz mesaj nedir?

8 Mart benim için yalnızca bir kutlama günü değil; ilerlemeyi ölçme ve kendimize dürüstçe bakma günü. “Ne kadar yol aldık? Ne kadar daha gitmemiz gerekiyor?” sorularını sorma günü. Finans ve teknoloji ekosistemindeki tüm kadınlara şunu söylemek isterim:

Kendinizi küçültmeden, sesinizi kısmadan, risk almaktan çekinmeden ilerleyin. Çünkü artık yalnızca sistemin içinde yer almıyoruz; sistemi tasarlıyoruz. Siz o masada değilseniz, sizin için karar verilir. Siz o projede değilseniz, sizin bakış açınız göz ardı edilir. Siz o yönetim kurulunda değilseniz, sizin öncelikleriniz dikkate alınmaz. O yüzden, sadece “davet edilmeyi” beklemeyin. Kendinizi o masaya davet edin. O projeye talip olun. O yönetim kurulu koltuğunu talep edin.

Ve unutmayın: Her kadının başarısı, bir sonraki kadın için kapıyı biraz daha aralamaktır. Siz yukarı çıktığınızda, merdiveni arkadakilere uzatın. Çünkü gerçek güç, birlikte yükseldiğimizde ortaya çıkıyor.

Son olarak: Mükemmel olmanıza gerek yok. Hazır olmanıza gerek yok. Sadece başlamanız yeterli. Çünkü yol yürüdükçe açılıyor.

Hepinizin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sizlere güç, cesaret ve dayanışma diliyorum.