Sektörümüzdeki pek çok ekipte çeşitlilik konusunda hâlâ kat etmemiz gereken bir yol olsa da, farkındalığın arttığını görmek oldukça umut verici. Çoğu şirket artık çeşitliliğin her alandaki önemini vurgulayan programlar yürütüyor ve özellikle az temsil edilen grupların sesini duyurmak amacıyla özel çalışan temsilcilikleri veya çalışma grupları kuruyor. Bu süreç aslında çift taraflı işleyen bir mekanizma: Bir yandan liderlik kademesinin bu bilince sahip olması, diğer yandan çalışanların günlük işleyişte üzerlerine düşeni yapması gerekiyor.
N26 Ürün, Kartlar ve Dijital Cüzdanlar Lideri Buket Holzemann
- Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Eğitimimi Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde tamamladıktan sonra kariyerime Avustralya’da başladım. Sidney’de Bienalto Consulting’te dijital dönüşüm projelerinde çalıştıktan sonra Commonwealth Bank of Australia’nın dijital ekibine katıldım. Ardından Toronto’ya taşınarak Royal Bank of Canada’da Dijital Ürün ekibinde görev aldım ve kısa süre içinde Ürün Yönetimi Direktörlüğü pozisyonuna yükseldim.
Bugün Viyana’da yaşıyor, Berlin merkezli Avrupa’nın önde gelen mobil bankalarından N26’te Head of Product olarak görev yapıyorum. Avrupa genelindeki çok lokasyonlu ekiplerle birlikte, milyonlarca kullanıcıya dokunan finansal ürünler geliştiriyoruz ve bankacılığı daha erişilebilir, şeffaf ve kullanıcı odaklı hale getirmek için çalışıyoruz.
Dört kıtada edindiğim deneyim, bana yalnızca farklı pazar dinamiklerini değil; farklı liderlik kültürlerini ve organizasyonel yaklaşımları da yakından tanıma fırsatı verdi. Değişen regülasyon ortamlarında, farklı tüketici davranışları içinde ve çok kültürlü ekiplerle çalışmak; stratejik düşünme biçimimi derinleştirdi ve ürün vizyonumu küresel ölçekte şekillendirdi.
Bugün karar alırken hem yerel hassasiyetleri hem de global ölçeklenebilirliği aynı çerçevede değerlendirebiliyorum. İş dışında ise yeni kültürler keşfetmekten ve bulunduğum şehirlerin yaratıcı ekosistemlerine dahil olmaktan büyük keyif alıyorum. Viyana’nın sanat ve kültür zenginliği bu anlamda benim için ilham verici bir yaşam alanı sunuyor.
Kadın lider olmak, özellikle hızın ve yüksek temponun hakim olduğu yapılarda ekstra bir efor gerektirebiliyor
- “Fintech ve girişimcilik ekosisteminde kadın olmak” kavramını birkaç cümleyle nasıl tanımlarsınız?
Kariyerimin ilk yıllarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin neden bu kadar sık gündeme geldiğini tam olarak kavrayamıyordum; genellikle giriş seviyesindeki pozisyonlarda dengeyi sağlamak daha kolay. Ancak üst düzey yöneticiliğe doğru ilerledikçe, tablonun ne kadar asimetrik olabileceğini ve beraberinde gelebilen kültürel zorlukları bizzat deneyimledim.
Kadın lider olmak, özellikle hızın ve yüksek temponun hakim olduğu yapılarda gerçekten de ekstra bir efor gerektirebiliyor. Aslında bu durum sadece FinTech özelinde değil; pek çok endüstride yönetim kademelerine çıkıldıkça karşımıza çıkan genel bir tablo. Birçok toplumda ailevi sorumlulukların halen ağırlıklı olarak kadına yüklenmesi, kariyer basamaklarını tırmanırken maalesef hâlâ yapısal bir engel teşkil edebiliyor.
Ancak FinTech alanındaki pozitif gelişmelere odaklanacak olursak; pek çok şirket artık esnek çalışma saatleri, hibrit çalışma modelleri ve doğum izni sonrası kademeli dönüş imkanları gibi kapsayıcı haklar tanıyor. Hatta “regl izni” (period leave) gibi hassasiyet gösteren modern yan hakların yaygınlaşması, sektörün bu konudaki anlayışlı ve yenilikçi tutumunu destekliyor. Bu tür destekleyici mekanizmalar, kadınların ekosistemde daha güçlü ve kalıcı bir yer edinmesi için oldukça kıymetli.
- Fintech ekosistemindeki kadın çalışan/yönetici sayısını yeterli buluyor musunuz?
Çeşitlilik (sadece cinsiyet değil; yaş, kültür vb. tüm unsurlar), ürün tasarımı ve başarısı için kritik bir öneme sahip. Sektördeki pek çok ekipte bu konuda hâlâ kat etmemiz gereken bir yol olsa da, farkındalığın arttığını görmek oldukça umut verici. Çoğu şirket artık çeşitliliğin her alandaki önemini vurgulayan programlar yürütüyor ve özellikle az temsil edilen grupların sesini duyurmak amacıyla özel çalışan temsilcilikleri veya çalışma grupları kuruyor.
Bu süreç aslında çift taraflı işleyen bir mekanizma: Bir yandan liderlik kademesinin bu bilince sahip olması, diğer yandan çalışanların günlük işleyişte üzerlerine düşeni yapması gerekiyor. Hâlâ bu endüstride yapılabilecek gelişmeler olsa da, hem giriş seviyesinde hem de liderlik basamaklarında dengeyi sağlamak adına atılan adımlar ve kaydedilen ilerleme oldukça değerli.
Akıllı, Otonom ve Bütünleşik (entegre) çözümler birçok noktada ana odak noktası haline geldi
- Fintech ekosisteminin gelişimini ve geleceğini üç kelimeyle özetleseniz?
Genel olarak Fintech dünyasındaki son gelişmelere baktığımızda; Akıllı, Otonom ve Bütünleşik (entegre) çözümlerin birçok noktada ana odak noktası haline geldiğini gözlemleyebiliyoruz. Akıllı Sistemler: Dünya, yalnızca veri sunan hantal yapılardan, veriyi bizzat yorumlayan ve inisiyatif alan “Ajan Yapay Zeka” (Agentic AI) çağına evrildi. 2026 yılına geldiğimizde, finansal asistanlar sadece harcamalarınızı raporlamakla kalmayacak; nakit akışınızı optimize etmekten saniyeler içinde en isabetli analizleri gerçekleştirmeye kadar her alanda stratejik birer ortak gibi yanınızda yer alacak.
Otonom Süreçler: FinTech dünyasındaki bu yeni evreyi “Kendi Kararını Veren Para” olarak tanımlayabiliriz. Parayı en yüksek getirili dijital varlıklara otomatik olarak yönlendiren, vergi optimizasyonunu bizzat üstlenen ve operasyonel iş yükünü tamamen sıfırlayan yapılar artık hayatımızın bir parçası. Bütünleşik Deneyim: FinTech’ler artık yalnızca bankacılık işlemleriyle sınırlı değil; yaşam tarzı yönetimini de devralmaya başladılar.
Konser biletlerinden otel rezervasyonlarına, karbon ayak izi takibinden sosyal yatırım havuzlarına kadar her şey, tüketicinin tercihi doğrultusunda artık tek bir ekosistem içinde birleşme potansiyeline sahip.
- Fintech alanında kariyer yapmak isteyen kadınlara tavsiyeleriniz nelerdir? Nereden başlamalılar?
Üç temel tavsiyem var: Bir yerden başlayın: FinTech sadece yazılım demek değildir. Ürün yönetimi, veri analitiği, kullanıcı deneyimi, hukuk, uyum (compliance) veya operasyon gibi pek çok alan var. Kriterlerin tamamına sahip olmasanız bile başvurmaktan çekinmeyin. Network’ün gücüne güvenin: FinTech ağlarına dahil olun. Meetup’lara katılın, mentorluk gruplarını takip edin ve ekosistemdeki diğer profesyonellerle bağ kurun. Meraklı olun: Başarılı uygulamaları deneyimleyin, “Bu ürün neden iyi çalışıyor?” diye sorgulayın. Küresel trendleri takip etmek ve dünyadaki iyi uygulama örneklerini incelemek ve onlarin dilini kullanmak sizi her zaman bir adım öne çıkarır.
N26 gibi önemli bir fintech şirketinde görev alan bir yöneticisi olarak Türkiye pazarını nasıl görüyorsunuz? İlerleyen dönemde Türkiye’de çalışma planlarınız var mı?
Şu an için kariyerime yurt dışında devam etmeyi planlıyorum; ancak Türkiye’deki inovasyon ekosistemini ve yerli girişimlerin başarılarını gururla takip ediyorum. Türkiye, dinamik yapısıyla her zaman çok büyük bir potansiyele sahip.
- Eklemek istedikleriniz…
Bu keyifli röportaj için çok teşekkür ederim. Paylaştığım deneyimlerin, bu alanda yol almak isteyen tüm okuyucular ve özellikle genç kadın profesyoneller için ilham verici olmasını dilerim.
Buket Holzemann Kimdir?
Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olan Buket Holzemann, kariyerine Avustralya’da Bienalto Consulting ve Commonwealth Bank of Australia bünyesinde görev alarak başladı. Ardından Kanada’ya geçerek Royal Bank of Canada’da kısa sürede Ürün Yönetimi Direktörlüğüne yükseldi. Kariyeri boyunca dört farklı kıtada derin bir vizyon edinen ve günümüzde Viyana’da yaşayan Holzemann, şu anda Berlin merkezli Avrupa’nın önde gelen mobil bankası N26’da “Ürün Lideri (Head of Product)” olarak görev yapıyor.


