Serra Berkol: 2026’da yapay zekâ, rekabetin merkezinde olacak; ForMind ile her kurumun kendi finansal zekâsını hızla hayata geçirmeyi hedefliyoruz

ForInvest CEO’su Serra Berkol


  • 2025 yılı ForInvest için nasıl geçti? Yıl boyunca hayata geçirdiğiniz projeler, büyüme göstergeleri ve finansal teknoloji ekosistemindeki konumlanmanız açısından nasıl bir değerlendirme yaparsınız?

2025 yılı, ForInvest olarak hem stratejik öncelikler hem de ürün geliştirme açısından güçlü ivme yarattığımız bir dönem oldu. Bu yılı yalnızca büyüme metrikleriyle değil, sektöre taşıdığımız vizyonla tanımlıyoruz. Bu vizyonun merkezinde ise finans dünyası için geliştirdiğimiz yapay zekâ projelerimiz ve bu bu eksendeki kurumsal dönüşüm hikâyemiz yer alıyor.

Finans sektöründe yapay zekâ; yüksek teknik yetkinlik, kapsamlı veri yönetimi ve ciddi maliyet planlaması gerektiren, karmaşık bir alan. ForInvest olarak tüm çalışmalarımızı, bu karmaşıklığı bankalar ve aracı kurumlar için erişilebilir, uygulanabilir ve yönetilebilir bir yapıya dönüştürme hedefiyle şekillendirdik.

Yapay zekâyı önce yazılım geliştirme süreçlerimize, ardından operasyonlarımızın tamamına entegre ettik. Hizmetlerimizi yapay zekâ ile güçlendirdikten sonra, “Müşterilerimizin ihtiyaçlarına nasıl daha etkin çözümler sunabiliriz?” sorusuna odaklandık. İşte bu yaklaşımın sonucu olarak ForMind doğdu. Çünkü biz, yatırımda yeni çağın yapay zekâ olacağına inanıyoruz. Bu inançla geliştirdiğimiz ForMind, finans dünyasının kendi zekâsını üretebilmesini mümkün kılan yeni nesil bir platform olarak sahneye çıktı.

2025’in bir diğer önemli boyutu ise yatırım ekosistemiyle kurduğumuz etkileşimin daha da güçlenmesi oldu. 19 Kasım’da gerçekleştirdiğimiz ForInvest InvestTech Summit 2025, 500’ün üzerinde katılımcı ve 24 konuşmacıyla yatırım ve finans dünyasının buluşma noktası haline geldi. Ayrıca bu yıl iki kez düzenlediğimiz ForInvest Connect buluşmalarıyla sektörün önde gelen temsilcilerini ofisimizde ağırlayarak, ekosistemle daha yakın ve sürekli bir etkileşim kurduk.

  • Yapay zekânın 2025’te bu denli hızlı yayılmasının arkasında ne var? Neden tam da bu yıl bir “çağ değişimi”nden bahsediyoruz?

Çağ değişimini tetikleyen altı kritik koşul aynı anda gerçekleşiyor. Birincisi, yeni bir hız standardı oluştu. Bir zamanlar günler alan analizler dakikalara, dakikalar saniyelere indi. Bu sadece operasyonel kolaylık değil; riskleri erken görmek, fırsatları zamanında yakalamak demek.

İkincisi, erişim demokratikleşiyor. Yüksek eşikler nedeniyle sisteme giremeyen bireyler artık çok daha kolay yatırım yapabiliyor. Üçüncüsü, maliyetler düşerken verimlilik katlanarak artıyor. Dördüncüsü, kişiselleştirme artık lüks değil standart. Beşincisi, veri işleme kapasitesi inanılmaz boyutlara ulaştı. Ve altıncısı, yapay zekâ artık sadece analiz etmiyor; öğreniyor, öneriyor ve karar verme süreçlerine dahil oluyor. Tıpkı matbaanın okuma alışkanlıklarını dönüştürerek bir çağı başlatması gibi, yapay zekâ da yatırım dünyasının reflekslerini ve çalışma biçimlerini kökten değiştirip dönüştürüyor.

  • Bu dönüşüme adapte olamayan kurumları nasıl bir 2026 bekliyor? Yapay zekâ yatırımı yapmayan kurumlar için risk ne kadar büyük?

2026 yılında yapay zekâ, şirketlerin “kullanıp kullanmamayı düşündüğü” bir teknoloji olmaktan çıkacak. Rekabette kalmanın temel şartı haline gelecek. Rakamlar da bu öngörüyü destekliyor. McKinsey’nin Kasım başında yaklaşık 2 bin katılımcıyla gerçekleştirdiği “State of AI” araştırması, sektördeki dönüşümün ne kadar hızlı ilerlediğini ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 62’si şu anda yapay zekâ ajanlarını aktif olarak kullanıyor. Belki daha da çarpıcı olan; yüzde 39’u yapay zekâ yatırımlarından somut finansal getiri elde ettiğini bildiriyor.

Bu rakamlar, yeni bir iş yapış biçiminin artık standart haline geldiğine işaret ediyor. Basit bir karşılaştırma yapalım; bir tarafta saniyeler içinde binlerce veri noktasını analiz edip size özel öneriler sunan bir kurum var. Diğer tarafta ise hâlâ geleneksel yöntemlerle çalışan bir rakip. Müşterinin kimi tercih edeceği aşikâr. Bu dönüşüme ayak uyduramayan şirketler, müşterilerini kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Çünkü müşteriler doğal olarak daha hızlı yanıt veren, daha akıllı çözümler üreten ve deneyimi kişiselleştiren markalara yöneliyor. Sonuç olarak, bir şirketin rekabet gücü artık doğrudan yapay zekâya uyum hızıyla orantılı. Bu, görmezden gelinebilecek bir trend değil; iş dünyasının yeni gerçekliği.

  • Türkiye’deki yatırımcılar bu dönüşüme ne kadar hazır?

Türkiye’de yapay zekâ kullanım oranı oldukça yüksek, bu sevindirici. Ancak yatırımcıların ve kurumların temkinli yaklaşımı sürüyor. Bu hem bir fırsat hem de sorumluluk bizim için. Fırsat, çünkü doğru çözümlerle bu temkinliliği güvene dönüştürebiliriz. Sorumluluk, çünkü sektör olarak yapay zekânın etik, güvenilir ve şeffaf kullanımını sağlamalıyız. “Sorumlu Yapay Zekâ” kavramı 2026’da çok daha kritik hale gelecek. Bu alanda liderlik eden kurumlar müşteri güvenini kazanacak. Ipsos Türkiye’yle Ekim’de yaptığımız araştırma sonuçları tam da sahadaki gözlemlerimizi doğruluyor; yatırımcıda “büyük bir beklenti” ile “temkinli duruş” iç içe geçmiş durumda. Yatırımcı yapay zekânın yaratacağı rekabet avantajının ve değerin farkında, ancak henüz tam anlamıyla teslim olmuş değil.

Yatırımcıların önümüzdeki 5 yıl için en büyük beklentisi; piyasa tahminleri ve kişisel yatırım asistanlığı. Yani diyorlar ki; “Bana daha iyi tahmin ver ve hayatımı kolaylaştır.” Ancak madalyonun diğer yüzünde veri güvenliği ve hatalı karar alma endişesi var.

  • InvestTech Summit 2025’te ForMind’ı lanse ettiniz. Bize bu platformun en ayırt edici özelliklerinden ve 2026 hedeflerinizden bahseder misiniz?

Yatırımda yeni çağın yapay zekâ olduğunu vurguladığımız bu yılki zirvemizde, ForMind’ı yatırım ekosistemiyle ilk kez paylaştık. ForMind, kurumların sadece yapay zekâyı kullanmasını değil, kendi finansal zekâlarını üretebilmesini sağlıyor. Güçlü veri entegrasyonu, zengin veri çeşitliliği ve 100’ün üzerinde hazır API bağlantısı ile tarihsel ve anlık tüm finansal verileri yapay zekâ platformumuzu içinde konumlandırdık.

Yapay zekâ platformumuz, kullanıcıların doğal dilde yönelttiği soruları analiz ediyor; örneğin ‘Son 7 günde volatilitesi en yüksek hisseleri grafikle göster’ ya da ‘THYAO ve PGSUS’un finansallarını karşılaştır’ gibi komutlarla sadece tarihsel ve anlık veri değil, yorum ve strateji sunuyor. ForMind’ı klasik raporlama araçlarından ayıran en büyük fark; analiz eden, ilişkilendiren ve sonuç çıkaran bir finansal yapay zekâ sunuyoruz.

Güvenlikten ödün vermeden, maliyet kontrolü ve kurumlara özel özelleştirme kapasitemizle ForMind’ı sadece bir teknoloji değil; yatırımın yeni zekâsı olarak görüyoruz. Bu doğrultuda 2026 vizyonumuz; finans kurumlarının sıfırdan sistem kurmakla zaman kaybetmeden, doğrudan yapay zekâ destekli katma değerli çözümler geliştirebildiği bir yapıyı yaygınlaştırmak. Hedefimiz ise, ForMind’ı bu dönüşümün merkezinde konumlandırarak, her kurumun kendi finansal zekasını hızla hayata geçirebilmesini sağlamak. ForMind’ı özel kılan bir diğer konu ise çekirdeğinde bulunan MCP Mimarisi.

ForInvest’in kendi verilerinin yanında kurumların kendi API’larını ve verilerini, dökümanlarını da sisteme dahil edip, kurumlara özel çözümler geliştirebiliyoruz. Bu sayede özelleştirilmiş bir yapay zekâ deneyimini oluşturabiliyoruz.