Yakup Sezer: Fintech’te yeni oyun planı: sistem kurmak ve operasyonel güç


PIONR Kurucu ve CEO’su Yakup Sezer

  • Pionr, Türkiye’de venture builder modelini uygulayan öncü yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Pionr hangi ihtiyaçtan doğdu?

Pionr, fintech’i bir sektör olarak değil; ticaretin görünmeyen altyapısı olarak gören bir bakış açısından doğdu. Reel sektörün en büyük sancısı bugün hâlâ aynı; finansal dağınıklık. İşletmeler farklı banka ekranları, kopuk sistemler ve takip edilemeyen süreçler arasında zaman ve değer kaybediyor.

Biz bu dağınıklığa karşı bir bütünlük teklifiyle yola çıktık. Pionr’ı, fintech ürünlerini ortak bir altyapı ve yönetim anlayışıyla buluşturan “çok ürünlü bir teknoloji” şirketi olarak konumluyoruz. Hedefimiz net; ticaretin finansal omurgasını kurmak.

  • Geleneksel yatırım fonlarından farklı olarak, venture builder yaklaşımında girişimlerin kuruluş ve ölçeklenme süreçlerine daha derin dahil oluyorsunuz. Bu model girişimlere nasıl bir avantaj sağlıyor?

Klasik yatırım modelinde sermaye bir tarafta, operasyon diğer tarafta durur. Bizim modelimizde böyle bir ayrım yok. Pionr, ortağı olduğu girişimlerin yanında değil; içinde duruyor.

Bu yakınlık girişimlere üç şey kazandırıyor; hız, ölçek ve süreklilik. Tek başına çözülmesi yıllar alabilecek regülasyon, teknoloji ve büyüme denklemlerini ortak bir mutfakta çözüyoruz. Tahsildar gibi ekosistemimize kattığımız şirketlerin kısa sürede yakaladığı ivme, bu yaklaşımın bir sonucu.

  • Pionr bünyesinde geliştirilen veya desteklenen girişimlere baktığımızda, özellikle hangi problem alanlarına odaklandığınızı görüyoruz? Bu alanları nasıl belirliyorsunuz?

Odağımız net; B2B dünyası ve reel sektörün nakit akışı. Türkiye’de ve dünyada işletmelerin en büyük kaybı, operasyonel finansın görünmeyen sürtünmesinde yaşanıyor. Alanlarımızı sahada belirliyoruz. KOBİ’lerin, finans yöneticilerinin ve ticaretin içindeki insanların gündelik problemlerini dinliyoruz. Çözülmesi gereken gerçek bir kaos ve onu ölçekli bir çözüme dönüştürme potansiyeli bir araya geldiğinde, o alan bizim için anlam kazanıyor.

  • Pionr’ın yatırım ve girişim geliştirme stratejisinde hangi kriterler belirleyici oluyor? Özellikle erken aşama girişimlerde hangi sinyalleri arıyorsunuz?

Girişimcilere hep söylediğim bir şey var: Probleme âşık olun, fikre değil. Çünkü ürün de teknoloji de süreç içinde evrilir; kalıcı olan, probleme duyulan inançtır.

Pionr olarak yola çıkarken üç şeye bakıyoruz; çözülen problemin gerçekliği, iş modelinin sürdürülebilirliği ve ekosistemimize entegre olabilecek bir vizyonun varlığı. Tekil bir ürünün ötesine geçip bir sistemin parçası olabilecek yapıları arıyoruz.

  • Şirketinizin destek verdiği girişimlerin ürün geliştirme süreçlerinde nasıl bir rol üstleniyorsunuz?

Pionr, dışarıdan akıl veren bir yapı değil. Ürün, teknoloji, satış ve pazarlama ekiplerimiz aynı masada karar alır. Dönüşümü bir departmanın işi olarak değil; ortak bir kültür olarak görüyoruz. Teknolojide esnek ve modüler bir mimariyi savunuyoruz; bankacılık ve kurumsal sistemlerle aynı dili konuşabilen, müşterinin günlük operasyonuna gömülebilen çözümler tasarlıyoruz. Pazarlamada ise reklam değil; dönüşüm tasarımı üretiyoruz. Ürünü kullanıcıyla birlikte yaşayan, sürekli öğrenen bir sisteme dönüştürüyoruz.

  • Türkiye’de fintech girişimciliği son yıllarda önemli bir ivme kazandı. Sizce bugün ekosistemin en güçlü yönleri ve hâlâ gelişime ihtiyaç duyduğu alanlar neler?

Türkiye fintech ekosisteminin en büyük gücü, zorlu bir zeminde olgunlaşması. Yoğun regülasyon, yüksek kullanıcı beklentisi ve hızla değişen pazar koşulları, burada kurulan modelleri global ölçekte de dirençli kılıyor.

Gelişmesi gereken alan ise bütünsel bakış. Tek bir özelliğe odaklanan yapılar ölçeklenmekte zorlanıyor. Fintech’in geleceği; birbirine entegre, çok katmanlı, ekosistem mantığıyla kurulmuş yapılarda. Sektör artık “hızlı deneme” döneminden, kalıcı kurumsal modellere geçiş eşiğinde.

  • Önümüzdeki dönemde Pionr’ın yatırım odağında yeni alanlar olacak mı? Özellikle yapay zekâ, gömülü finans, ödeme sistemleri veya regtech gibi alanlara bakış açınız nedir?

Bu alanlar bizim için yarının trendleri değil; bugünkü mimarimizin temel taşları. Gömülü finansı, finansmanı tahsilat anının içine yerleştiren bir yaklaşım olarak görüyoruz. Yapay zekâyı bir pazarlama söylemi değil; sistemin çekirdeğinde gerçek zamanlı çalışan bir karar mekanizması olarak konumluyoruz. Regülasyonu ise sonradan uyum sağlanacak bir kontrol listesi olarak değil; mimarinin DNA’sı olarak tasarlıyoruz. Önümüzdeki dönemde bu üç katmanı derinleştirmeye devam edeceğiz.

  • Pionr, Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin sürdürülebilir büyümesinde nasıl bir rol üstlenmeyi hedefliyor? Uzun vadeli vizyonunuzu nasıl tanımlarsınız?

Pionr için sürdürülebilir büyüme, tekil başarı hikâyelerinin ötesinde bir şey. Ekosistemde biriken teknoloji, yetenek ve kurucu enerjisinin değer üretmeye devam etmesini istiyoruz.

Türkiye’de “her şey fintech” anlayışıyla B2B sistem kurucu rolümüzü pekiştirirken, uzun vadede bu modeli sınırların ötesine taşımayı hedefliyoruz. Rotamız sırasıyla Orta Doğu, Avrupa ve Kuzey Amerika. Türkiye’de olgunlaşmış bir modelin, küresel pazarlara da değer taşıyabileceğine inanıyoruz. Nihayetinde hedefimiz şu: Ticaretin olduğu her yerde, onu görünmez biçimde mümkün kılan finansal omurganın bir parçası olmak.