APY Ventures olarak kendimizi yalnızca finansal yatırımcı değil; girişimlerin büyüme yolculuğunda stratejik bir çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz. Hedefimiz, sadece yatırım yapan bir yapı olmanın ötesine geçerek girişimcilik ekosistemine değer katan bir platform olmak. Uzun vadede, finansal teknolojilerin daha kapsayıcı, erişilebilir ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlayan girişimleri desteklemeyi ve Türkiye’den çıkan fintech girişimlerinin global başarı hikâyelerine dönüşmesinde aktif rol üstlenmeyi amaçlıyoruz.
APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli
- APY Ventures’ın yatırım stratejisini ve fintech ekosistemindeki konumunu nasıl tanımlarsınız? Hangi alanlara öncelik veriyorsunuz?
APY Ventures olarak yatırım stratejimizi; ölçeklenebilir, teknoloji odaklı ve finansal sistemin dönüşümüne katkı sağlayan girişimlere odaklayarak kurguluyoruz. Kendimizi yalnızca finansal yatırımcı değil; girişimlerin büyüme yolculuğunda stratejik bir çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz.
Öncelikli alanlarımız arasında bireylerin veya kurumların günlük finansal operasyonlarını kolaylaştıran ve daha verimli hale getiren girişimler bulunuyor. Ödeme sistemleri, dijital bankacılık altyapıları, alternatif finansman modelleri, insurtech ve regtech çözümleri her dönem ilgimizi çeken alanlar. Bununla birlikte veri ve yapay zekâ tabanlı finansal teknolojiler de yatırım odağımızın önemli bir bölümünü oluşturuyor.
- 2026’nın ilk çeyreğini fintech ekosistemi açısından nasıl değerlendirirsiniz? Türkiye ve global pazarda öne çıkan trendler neler?
2026’nın ilk çeyreği Türkiye’de yatırımlar açısından bir daralmaya işaret ederken toplam yatırımlar içerisinde fintech yatırımları 3. sırada yer aldı. Bununla beraber yeni fintech girişimlerinin de sayısının azaldığını görüyoruz. Yerel anlamda bankacılık altyapısı ve ödeme sistemleri gücünü korurken küresel ölçekte yapay zekâ tabanlı işlere yoğunlaşmanın devam ettiği dikkat çekiyor.
Uluslararası arenada yatırımcıların karlılık ve sürdürülebilir büyüme odağı güçlenirken, girişimlerin iş modellerini daha sağlam temellere oturttuğunu görüyoruz. Türkiye’de ise girişimlerin global pazarlara açılma konusunda daha cesur ve stratejik adımlar attığı bir dönemden geçiyoruz. Globalde gömülü finans, açık bankacılık ve yapay zeka destekli finansal çözümler öne çıkarken, kullanıcı deneyimi ve entegrasyon kabiliyeti belirleyici hale geliyor.
- Türkiye’deki fintech girişimlerinin global pazarlara açılma potansiyelini nasıl görüyorsunuz? En büyük fırsatlar ve bariyerler neler?
Türkiye’deki fintech girişimlerinin güçlü mühendislik altyapısı ve yenilikçi bakış açısıyla global pazarlarda rekabet edebilecek seviyede olduğunu düşünüyoruz. Özellikle ödeme sistemleri ve dijital finans çözümleri, farklı coğrafyalara adapte olma konusunda avantaj sağlıyor. Fırsatlar tarafında teknik yetkinlik, maliyet avantajı ve dinamik girişimci yapısı öne çıkıyor. Bariyerler ise regülasyon farklılıkları, pazara giriş stratejilerinin doğru kurgulanması ve uluslararası iş ağlarına erişim gibi başlıklarda yoğunlaşıyor. Türkiye’de iç pazarın güçlü olmasının da girişimlerin global pazarlara odaklanma motivasyonunu azalttığı bir gerçek.
- Önümüzdeki dönemin en kritik yatırım temaları sizce hangileri olacak?
Finansal hizmetlerin daha entegre ve görünmez hale geldiği bir döneme giriyoruz. Bu nedenle gömülü finans çözümleri öncelikli alanlardan biri olmaya devam edecek. Bunun yanında son dönemde yapay zekâ destekli risk analizi, dolandırıcılık önleme teknolojileri, kişiselleştirilmiş finansal danışmanlık çözümleri ve açık bankacılık altyapıları öne çıkıyor. Ayrıca finansal kapsayıcılığı artıran ve erişimi kolaylaştıran çözümler de yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor.
- Dijitalleşmenin fintech girişimlerinin değerlemesi ve ölçeklenebilirliği üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dijitalleşmenin fintech girişimlerinin değerlemesini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Veri odaklı çalışan ve teknolojiyi etkin kullanan girişimler, daha hızlı ölçeklenebilir ve rekabet avantajı elde edebilir.
Yapay zekâ ve otomasyon ise operasyonel verimliliği artırırken, müşteri deneyimini iyileştirerek sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Yapay zekâyı altyapısına hızlı ve uygun maliyetlerle entegre edebilen girişimler hızla öne çıkabilecekler. Bu da yatırımcılar açısından daha yüksek değerleme potansiyeli anlamına geliyor.
- APY Ventures’ın yatırım odağında yeni sektörler veya fintech ile kesişen alanlar olacak mı?
Fintech ile kesişen dikeyler yatırım stratejimizin önemli bir parçası olmaya devam edecek. Özellikle entegre finansal çözümler, SaaS tabanlı finans yönetimi platformları ve finansal kurumlara altyapı sağlayan girişimler öne çıkıyor. Bunun yanı sıra iklim teknolojileriyle entegre finansal çözümler, tarım teknolojileriyle kesişen modeller ve oyun sektörüyle bağlantılı finansal yapılar gibi yeni alanları da yakından takip ediyoruz.
- “Geleceği İnşa Edenler” perspektifinden APY Ventures’ın rolünü ve uzun vadeli vizyonunu nasıl özetlersiniz?
APY Ventures olarak hedefimiz, sadece yatırım yapan bir yapı olmanın ötesine geçerek girişimcilik ekosistemine değer katan bir platform olmak. Uzun vadede, finansal teknolojilerin daha kapsayıcı, erişilebilir ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlayan girişimleri desteklemeyi ve Türkiye’den çıkan fintech girişimlerinin global başarı hikâyelerine dönüşmesinde aktif rol üstlenmeyi amaçlıyoruz.


