Murat Altun: 2026’da önceliğimiz müşteri odaklı yenilikçi ve dijitalleşme temelli dönüşümü daha da güçlendirmek olacak

Türkiye Finans Katılım Bankası Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Murat Altun


  • Türkiye Finans olarak kurumsal bankacılık tarafında sunduğunuz ürün ve çözümlerle, şirketlerin finansal operasyonlarında nasıl bir değer yaratmayı hedefliyorsunuz? Bu alanda sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?

Kurumsal bankacılıkta önceliğimiz, kurumsal müşterilerimizin finansal operasyonlarını dijitalleştirirken aynı zamanda bu süreçleri kendi kendini yöneten akıllı yapılara dönüştürmek. Bugün şirketler bizden sadece finansman veya ödeme aracı hizmeti beklemiyor. Nakit akışını öngören, ticari riskleri minimize eden ve karar destek mekanizması sunan bir iş ortağı olmamızı talep ediyor. Biz de bu anlayışla, standart çözümlerin ötesine geçen, şirketlerin nakit akış yönetimi, ticari risklere karşı koruma ve dijital raporlama süreçlerini entegre eden ve katılım bankacılığı ilkelerine uygun kapsamlı çözümler sunuyoruz.

Kurumsal İnternet Şubemiz ile Çek-Senet İşlemleri, SWIFT, Üye İşyeri İşlemleri, Dış Ticaret İşlemleri (İthalat/ İhracat Dosya İzleme), Yatırım, Finansal Planlama, Vergi ve SGK Ödemeleri, Maaş Ödemeleri ve İnternet Şubeden Teminat Mektubu işlemleri ve daha pek çok işlem kolayca gerçekleştirilebiliyor.

Bizi ayrıştıran temel fark, katılım bankacılığının özünde yer alan ‘reel ekonomiye dayalı finansman’ ilkesini gerek kendi yatırımlarımızla gerekse fintek iş birlikleri sayesinde en ileri finansal teknolojilerle harmanlamamızdır. Türkiye’de katılım bankacılığı sektörü toplam aktif büyüklüğü ve ürün çeşitliliğiyle yükselişini devam ettiriyor. Bu çerçevede reel ekonomiye dayalı finansman ile dijital operasyonel çözümler sunabiliyor olmamız rekabetteki önemli avantajlarımız arasında yer alıyor.

  • Dijital bankacılık yatırımlarınız son yıllarda hız kazandı. Kurumsal müşteriler için geliştirdiğiniz dijital kanallar ve platformlar, iş yapış biçimlerini nasıl dönüştürüyor?

Dünya genelinde dijital bankacılık kullanıcı sayısının ciddi miktarda artış gösterdiği ve mobil kanalların öncelikli tercih haline geldiği ortada. Bu eğilim, Türkiye’de de etkin bir dijital dönüşüm ihtiyacını doğuruyor. Ayrıca finteklerle yapılan iş birlikleri, bankaların dijital ürün portföyünü zenginleştirerek müşteri deneyimini ölçeklenebilir biçimde artırıyor ve kurumların operasyonel verimliliğini yükseltiyor. Bankacılığın dijitalleşmesi artık sadece işlem hızını artırmakla yetinmiyor; kurumların iş yapış biçimlerini de yeniden şekillendiriyor.

Türkiye Finans Katılım Bankası olarak biz de bu eğilimi stratejik bir fırsat olarak görüyoruz. Geliştirdiğimiz dijital kanallar sayesinde kurumsal müşterilerimiz; finansal verilerine 7/24 gerçek zamanlı erişim sağlayabiliyor, nakit akışı analizleri ve detaylı raporlama araçlarıyla gelir- gider dengesini anında görebiliyor, toplu ödemeler ve tahsilat süreçlerini dijital ortamda otomatikleştirebiliyor, taksitlendirme ve ticari ödeme süreçlerini hızlıca organize edebiliyor.

Bu sayede finans ekipleri, daha önce saatler süren manuel operasyonlar yerine otomasyonla çalışan dijital platformlar üzerinden süreçlerini yönetiyor. Örneğin dış ticaret ve ticari işlemlere ilişkin pek çok süreç, dijital kanallar üzerinden daha hızlı ve entegre şekilde yönetilebiliyor ve bu da operasyonel verimliliği artırıyor.

Türkiye Finans Katılım Bankası olarak dijital müşteri deneyimine yaptığımız yatırımlar, yapay zekâ destekli iş modelleri ve yenilikçi ürünlerle dijital kanalları tercih eden müşteri oranımızı artırdık. Bugün bireysel müşterilerimizin yüzde 88’i, tüzel müşterilerimizin ise yaklaşık yüzde 80’i temel bankacılık işlemlerini mobil ve internet şubemiz üzerinden gerçekleştiriyor. Mobil bankacılık kullanım oranımız yüzde 98 gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmış durumda.

Bu rakamlar, dijitalleşmenin artık müşteri davranışlarında kalıcı bir alışkanlığa dönüştüğünün en net göstergesi. Bu dijitalleşme yaklaşımı, Bankamızla müşteri arasındaki ilişkiyi sadece işlem gerçekleştiren bir yapıdan çıkarıp, müşterinin iş süreçlerine entegre edildiği stratejik bir ortaklığa dönüştürüyor.

  • Açık bankacılık, API ekosistemleri ve entegrasyon çözümleri, kurumsal finans dünyasında giderek daha fazla önem kazanıyor. Türkiye Finans bu alanda nasıl bir strateji izliyor?

Açık bankacılık, bankacılığı kurumsal müşterilerin iş yapış biçimlerine entegre eden bir dönüşüm alanı haline geliyor. ‘Gömülü finans’ ile bankacılık hizmetleri, ayrı bir kanal veya platform olmaktan çıkıp; şirketlerin zaten kullandığı ERP (Kurumsal Kaynak Planlama), muhasebe, tedarik zinciri ya da ticaret sistemlerinin doğal bir parçası oluyor.

Türkiye Finans Katılım Bankası olarak bu yaklaşımı, kurumsal bankacılığın geleceği açısından kritik görüyoruz. API (Uygulama Programlama Arayüzü) tabanlı çözümler sayesinde müşterilerimiz, finansman, ödeme, tahsilat ve nakit yönetimi gibi bankacılık fonksiyonlarını kendi iş akışlarının içine taşıyabiliyor. Böylece bankacılık süreçleri, ek bir operasyon yükü yaratmadan, şirketlerin günlük faaliyetleriyle eş zamanlı ve görünmez şekilde çalışıyor. Bu da hem operasyonel hız hem de karar alma süreçlerinde önemli bir avantaj sağlıyor.

Kurumsal müşteriler açısından bakıldığında gömülü finans, sadece verimlilik artışı sağlamakla kalmıyor, yeni değer ve gelir alanları da yaratıyor. Örneğin bir şirket, kendi ticari platformu üzerinden bayilerine veya müşterilerine anında finansman, esnek ödeme ya da taksitlendirme imkânı sunabiliyor. Bu yapı, satışların artmasına, tahsilat döngüsünün kısalmasına ve müşteri bağlılığının güçlenmesine katkı sağlıyor. Banka olarak bu ekosistemin içinde, finansman sağlamanın yanı sıra iş modeline değer katan bir çözüm ortağı olarak konumlanıyoruz.

  • Katılım bankacılığı prensipleri, ürün geliştirme ve dijitalleşme süreçlerinize nasıl yansıyor? Bu yaklaşımın kurumsal müşteriler açısından sunduğu avantajları nasıl tanımlarsınız?

Katılım bankacılığı yaklaşımı, şeffaflık, varlığa dayalı yapı, riskin paylaşılması ve gerçek ekonomik faaliyetin desteklenmesi gibi ilkeleri merkeze alıyor. Dijital çözümlerimizi de bu değerlerle uyumlu, sade ve erişilebilir bir yapıda kurguluyoruz. Dijitalleşmeyi, katılım bankacılığının temel prensiplerini güçlendiren önemli bir araç olarak görüyoruz.

Ticaretin finansmanı, tedarik zinciri çözümleri ve nakit yönetimi gibi alanlarda sunduğumuz dijital uygulamalar, işlemlerin dayandığı ticari akışları daha görünür, izlenebilir ve yönetilebilir hâle getiriyor. Bu yapı, kurumsal müşteriler için hem operasyonel kolaylık hem de finansal şeffaflık sağlıyor.

Katılım bankacılığının uzun vadeli ilişki ve sürdürülebilir değer yaratma yaklaşımı, dijital kanallarımıza da doğrudan yansıyor. Hedefimiz, hızlı işlem sunmanın ötesine geçerek; müşterilerimizin iş modellerini anlayan, nakit döngülerini destekleyen ve büyüme yolculuklarına eşlik eden çözümler üretmek.

Dijital platformlarımızda sunduğumuz raporlama ve izleme araçları, kurumsal müşterilerin finansal kararlarını daha öngörülebilir ve sağlıklı bir zeminde almalarına katkı sağlıyor. Sonuç olarak katılım bankacılığı prensipleri ile dijitalleşme, bizim için birbirini tamamlayan iki güçlü yapı. Bu bütüncül yaklaşım, kurumsal müşteriler açısından güvene dayalı, şeffaf ve sürdürülebilir bir finansal ortaklık deneyimi sunuyor.

  • Veri güvenliği, regülasyon uyumu ve operasyonel süreklilik, kurumsal müşteriler için kritik başlıklar. Dijital bankacılık çözümlerinizde bu alanlara yönelik nasıl bir altyapı ve yönetişim modeli benimsiyorsunuz?

Bankacılıkta dijitalleşme derinleştikçe, veri güvenliği, regülasyon uyumu ve operasyonel süreklilik; teknoloji başlığı olmaktan çıkarak doğrudan güven ve itibar unsuru hâline geliyor. Türkiye Finans Katılım Bankası olarak dijital bankacılık çözümlerimizi, en başından itibaren bu üç alanı birlikte ele alan bütüncül bir mimariyle tasarlıyoruz.

Özellikle yapay zekâ ve ileri analitik uygulamalarımızı, tamamen izole ve internete kapalı bir mimari üzerinde, kendi veri merkezimizde çalıştırıyoruz. Bu sistemlere erişim; yalnızca yetkili personelin, belirli onay süreçlerinden geçerek ve geçici zaman aralıklarıyla sağlanabildiği kontrollü bir yapı üzerinden gerçekleştiriliyor.

Bunun yanında, kişisel verilerin korunması ve regülasyon uyumu açısından veri maskeleme, karıştırma ve anonimleştirme algoritmalarını aktif olarak kullanıyoruz. Bu sayede makine öğrenmesi ve yapay zekâ ile entegre çalışan Veri Ambarı sistemlerimize, KVKK mevzuatına tam uyumlu şekilde veri aktarımı yapabiliyoruz. Böylece hem ileri analitik ve yapay zekâdan maksimum fayda sağlıyor hem de müşteri verilerinin güvenliğini en üst seviyede tutuyoruz.

Regülasyon uyumu ve operasyonel süreklilik de bu güvenlik yaklaşımının tamamlayıcı unsurları. Dijital çözümlerimizi tasarlarken, mevzuat gerekliliklerini işin sonuna eklenen bir kontrol mekanizması olarak değil; ürün ve süreçlerin doğal bir parçası olarak ele alıyoruz. Aynı zamanda yüksek erişilebilirlik, yedeklilik ve felâket kurtarma senaryoları üzerine kurulu altyapımızla, kurumsal müşterilerimizin dijital kanallara kesintisiz erişimini güvence altına alıyoruz.

Bu bütüncül yaklaşım sayesinde Türkiye Finans Katılım Bankası’nın dijital bankacılık çözümleri teknolojik olarak gelişmiş olmalarının yanı sıra güvenli, uyumlu ve sürdürülebilir bir yapı sunarak kurumsal müşteriler için güçlü bir güven zemini oluşturuyor.

  • Önümüzdeki dönemde Türkiye Finans’ın kurumsal bankacılık vedijital finans alanındaki öncelikli hedefleri neler olacak? 2026’ya doğru bankayı nasıl bir konumda görmeyi amaçlıyorsunuz?

Katılım bankacılığının potansiyelini geniş kitlelere ulaştırarak, ülkemizin sürdürülebilir ekonomik büyümesine katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Bankamızın önümüzdeki dönemde kurumsal bankacılık alanındaki önceliği, reel ekonomiyi ve üretimi merkeze alan katılım bankacılığı yaklaşımını, daha derin sektör uzmanlığı ve daha yakın müşteri ilişkileriyle güçlendirmek olacak.

Ticaretin finansmanından tedarik zinciri çözümlerine, nakit yönetiminden dış ticaret işlemlerine kadar uzanan geniş bir çerçevede kurumsal müşterilerimizin iş modellerini anlayan, büyümelerine eşlik eden ve uzun vadeli değer yaratan çözümler sunmayı hedefliyoruz. Bu kurumsal yaklaşımı, dijital finansla bütünleşen ölçeklenebilir bir yapı üzerinden ileri taşımayı amaçlıyoruz.

2026 yılında Türkiye Finans Katılım Bankası olarak önceliğimiz, sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek stratejik adımları hayata geçirirken müşteri odaklı, yenilikçi ve dijitalleşme temelli bir dönüşümü daha da güçlendirmek olacaktır. Katılım esaslı finansman ürünlerinde çeşitliliği genişletmek, dijital kanallarda uçtan uca kusursuz bir müşteri deneyimi sunmak ve reel sektöre yönelik hem finansman modelleri geliştirmek hem de müşterilerimizin operasyonel süreçlerini dijital olarak desteklemek öncelikli çalışma alanlarımız arasında yer alıyor.