Finansal okuryazarlık, son yıllarda Türkiye’de ve dünyada daha sık gündeme gelen kimi zaman da farklı yorumların, eleştirilerin ana teması konumunda. Toplumu oluşturan bireylerin finansal piyasalar ve ekonomi konularında sahip olduğu bilgi düzeyi olarak açıklayabileceğimiz finansal okuryazarlık, bir ülkenin sermaye piyasalarının gelişimi ve tasarrufların artırılması bağlamında en önemli konu başlıkları arasında geliyor. Ancak hangi düzeyde finansal okuryazarlıktan bahsediyoruz? Finansal okuryazarlık niçin ve ne kadar gerekli?
Bütçenizi yönetebilmek ve tasarruf edebilmek için finansal okuryazarlık
Temel olarak finansal okuryazarlık kavramı, bireylerin kendi bütçelerini, gelirlerini, yatırımlarını yönetebilmesini tanımlarken kullanılıyor. Özellikle İskandinav ve Orta Avrupa ülkeleri, Japonya gibi gelişmiş ülkelerdeki eğitim düzeyiyle de ilişkili olarak bu coğrafyalarda finansal okuryazarlık düzeyinin yüksek olduğu birçok araştırmada ortaya çıkmıştır. Bir bireyin, gelirlerini yönetirken, harcamalarını ve tasarruflarını planlarken ortalama düzeyde finansal bilgiye sahip olması ekonomik düzeyini ve buna bağlı olarak yaşam standardını yükseltmesini sağlar. Örneğin, bireyin kendisinin ve hanesinin gelir düzeyinin bilincinde olması, harcamalarını bu gelir düzeyine göre ayarlayabilmesi ve tasarruf edilebilmesi aşamasında orta düzeyde bilgi sahibi olunabilmesi yeterli olabilir.
Konu tasarrufların değerlendirilmesi hususuna gelindiğinde finansal okuryazarlık düzeyinin bir kademe daha artırılması gerekiyor. Günümüzde sürekli güncellenen yatırım araçları, bu yatırım araçlarının değişen getiri oranlarını takip edilebilmesi, konjonktürün yorumlanabilmesi üst düzey -neredeyse profesyonel düzeye yakın- finansal okuryazarlık gerektirebilir. Ancak bireysel yatırımcıların kendilerine fazla güvenmeleri finansal piyasalarda işlem yaparken istenmeyen sonuçlar doğurabiliyor.
Finans alanında profesyonellik ile finansal okuryazarlık arasındaki çizgiye dikkat!
Unutulan ve zaman zaman karmaşa yaratan olgu da burada devreye giriyor; Finansal okuryazarlık düzeyinizin yüksekliği ile finans alanında profesyonellik kavramı. Finans ve sermaye piyasaları, profesyonel bir iş sahası olmakla birlikte fazlasıyla uzmanlık gerektiren bir alan. Günümüzde sermaye ve finans piyasalarında faaliyetlerini sürdüren profesyoneller bile farklı alanlarda uzmanlaşmışken kişilerin bu sınırın farkına varılması ve çizginin net bir şekilde çizilmesi gerekiyor. Döviz piyasaları, kripto paralar, türev araçlar, emtia piyasaları, hisse senetleri, yatırım fonları ve daha sayılabilecek birçok alan birbirinden çok farklı dinamiklere sahiptir. Finans alanındaki profesyoneller dışında özellikle kendi yatırımlarını yöneten bireylerin bu dinamiklere hakim olması beklenemez. Ya da en azından finansal okuryazarlık kavramının içeriğinde böyle bir düzey olmadığının bilinmesi gerekiyor.
Yatırım yapılan portföy büyüdükçe kontrolü zorlaşacağı gibi alınacak her yatırım kararının getirileri ve götürüleri bireylerin finansal düzeyine ciddi zararlar verebilir. Bu detaya bir de yatırım araçlarının çeşitliliğinin her geçen yıl daha da arttığı gerçeği eklendiğinde bu zararın boyutu daha da artabiliyor.
Finansal okuryazarlıktan profesyonelliğe ilk adım: Yatırım fonları
Harcamalarınızı yöneterek tasarruf etmenizi sağlayabilecek olan finansal okuryazarlık düzeyinizin, yatırımlarınızın değerlendirilmesi aşamasında yerini kısmen de olsa profesyonel desteğe bırakması gerekiyor. Bu alanda profesyonel danışmanlık veren yatırım şirketlerinden yardım alınabileceği gibi yatırım fonları tercihi de mantıklı bir hamle olabilir. Hem kendi finansal okuryazarlık düzeyinizi kullanabilir hem de işin içerisinde profesyonelleri dahil edebilirsiniz. Örneğin, faizlerin artacağını öngörebilecek düzeyde bir finansal okuryazarlık seviyesine sahipken bu öngörünüzü yatırım fonlarında değerlendirerek getiriniz artırabilir, olası götürülerinizi minimize etme fırsatına erişebilirsiniz. Bu tercihinizle birlikte anlık gelişmelerin büyük fiyat değişimlerine yol açabileceği gerçeğini yatırım fonlarının profesyonel yönetimiyle dengeleyebilir, her an takip etme zorunluluğundan sıyırılabilir, doğru kararların tam zamanında alınması olasılığını artırabilirsiniz.


