Kadınların iş dünyasında, kamuda, teknolojide ve finans sektöründe daha görünür hale gelmesi sadece bireysel başarı hikâyeleri yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumu dönüştüren güçlü bir etki yaratıyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılık sadece bir etik değer değil, aynı zamanda daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha yenilikçi bir geleceğin temel taşı.
BELBİM Genel Müdürü Ceyda ÜNAL
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca etik bir gereklilik değil, kurumsal inovasyon ve sürdürülebilir büyüme için stratejik bir unsur olduğunu düşünüyorum. Kadınların yönetim süreçlerine aktif katılımı, farklı perspektiflerin karar alma süreçlerine entegre edilmesini sağlayarak iş hayatında daha kapsayıcı ve etkili çözümler üretmeye katkıda bulunuyor. Ancak eşitlik kavramı yalnızca temsiliyet ile sınırlandırılmamalı; fırsatlara erişim, ücret adaleti ve iş-yaşam dengesi gibi yapısal unsurlar da bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Kalıcı dönüşümün sağlanabilmesi, bireysel farkındalık ile kurumsal reformların bütünleşik şekilde yürütülmesini gerektirmektedir.
Kadınlar iş hayatında daha fazla görünmesine rağmen cinsiyet temelli eşitsizlikler devam ediyor. Eşit terfi fırsatları ya da eşit maaş politikası hala uygulanmıyor. İş hayatında var olan kadınlar hala kendilerini göstermek ya da dinletmek için erkeklerden daha fazla çalışmak zorunda kalıyor.
Şirketler, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik eylemlerini bir sosyal sorumluluk projesi, verdikleri pozisyonları da bir iyilik olarak değerlendirmemeliler. Kadın çalışanlara verdikleri pozisyonları bir iyilik olarak vermiyorlar. Kadınlar bu pozisyonları eğitimleriyle, yetenekleriyle, çalışkanlıklarıyla hak ederek alıyorlar. Toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek işe alım yapan şirketlerde ekonomik büyüme, sürdürülebilir kalkınma ve yenilikçi iş modelleri sayısal verilerle de yıl sonu raporlarına yansıyor. Kadınların iş gücüne ve karar alma mekanizmalarına tam katılımı, daha güçlü ekonomiler, daha dirençli şirketler ve daha kapsayıcı toplumlar inşa etmenin anahtarıdır. Gerçek değişim, eşitliği bir vizyon olarak benimseyip iş dünyasının merkezine koyduğumuzda mümkün olur.
Kadın yöneticilerin yer aldığı şirketlerde bambaşka bir fark yaratılıyor. İletişim stratejilerinden kurum kültürüne kadar her detayda daha insan odaklı, daha samimi ve topluma dokunan yaklaşımlar görüyoruz. O şirkete “kadın eli değdiğini” anlamak hiç zor olmuyor! Çünkü kadın liderler, iş dünyasına sadece yön vermekle kalmıyor, aynı zamanda ona ruh ve anlam da katıyor.
Kapsayıcılık kamu hizmetlerinde değer yaratıyor
Kadın liderlerin iş dünyasına getirdiği bakış açısı sadece özel sektörde değil kamu hizmetlerinde de büyük fark yaratıyor. Özel sektörde insan odaklı ve samimi yaklaşımlarla kurum kültürünü dönüştüren kadınlar kamu hizmetlerinde de daha kapsayıcı, daha erişilebilir ve topluma dokunan projelerin hayata geçmesini sağlıyor. Kadın bakış açısının kurumsal yapılara entegre edilmesi yalnızca eşitlik meselesi değil, aynı zamanda toplumsal faydayı artıran bir güç. İşte tam da bu yüzden kamu yönetiminde kapsayıcılığı temel ilke haline getirmek ve herkes için erişilebilir hizmetler sunmak büyük önem taşıyor.
Bir kamu kuruluşu olarak önceliğimiz, İstanbul’un tüm sakinlerine eşit ve kaliteli hizmet sunmak. Bu öncelik, 16 milyon İstanbullunun ihtiyaçlarını dinlemeyi ve beklentilerine yanıt vermeyi bizim için vazgeçilmez kılıyor. İşte tam da bu noktada kapsayıcılık kavramı kritik bir rol oynuyor.
Bu vizyonun en güzel örneklerinden biri Anne Kart. Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun aile bütçesine katkıda bulunmak üzere destek verdiği bu proje 2020 yılında hayata geçti. Bir İstanbulkart türü olan Anne Kart ile 0-4 yaş arası çocuğu olan annelere ücretsiz toplu ulaşım hakkı tanıyarak, onların şehir içindeki hareketliliğini artırıyor, sosyal hayata katılımlarını destekliyoruz. Çünkü biliyoruz ki, çocukların erken yaşlarda en çok ihtiyaç duyduğu kişi anneleri. Özellikle dar gelirli ailelerde, annelerin bu süreçte eve kapanmak zorunda kalması ciddi ekonomik ve sosyal sıkıntılara yol açabiliyor. İhtiyacı tespit etmek ve çözüme dönüştürmek bizim sorumluluğumuz. Bugüne kadar 760 bin anne bu hizmetimizden faydalandı ve onların şehir hayatına daha rahat katılmalarını sağladık. Çünkü bir annenin güçlenmesi bir ailenin, hatta bir toplumun güçlenmesi demek!
Teknoloji ve sosyal belediyeciliğin gücüyle kadınlara destek oluyoruz!
Sosyal belediyecilik vizyonumuz ile ileri teknolojik yetkinliklerimizi harmanladığımızda, kadınların yaşamına doğrudan temas eden, onların hayatına gerçek anlamda değer katan yenilikçi hizmetler ortaya çıkarıyoruz. Bu iki dinamiğin kesişimi daha kapsayıcı projeler üretmemizi ve etkili yönetsel süreçlerle kalıcı dönüşümler sunmamızı sağlıyor.
Elektronik para çözümleri sunduğumuz fintek uygulamamız İstanbulkart Mobil’in kadın kullanıcı kitlesi %46 oldu. 15 milyon kez indirilen bir uygulama için eşitliğe bu kadar yakın olmamız tabii ki mutlu ediyor. Özellikle online alışveriş imkanı sunan sanal kartımız Sanal İstanbulkart Plus ile beraber dijital bankacılık konusunda aktif olmayan kadın kullanıcılarımız alışverişlerlerini kolayca yapabiliyorlar. İstanbulkart Mobil ile kadınların da finansal işlemlerde dijitalleşmesini kolaylaştırdık ve erişimini artırdık. FAST ile 7/24 para transferi özelliğini çok sık kullanıyorlar, kendilerine ait Kolay Adresleri var artık. Bu anlamda kadın kullanıcılarımızdan çok güzel geri dönüşler alıyoruz.
Toplumsal cinsiyet eşitliği için kararlı adımlar
İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, toplumsal cinsiyet eşitliğini temel ilkelerimizden biri olarak görüyor ve bu alanda dönüştürücü projeler hayata geçiriyoruz. Kadınların her meslek grubunda temsil edilmesini sağlamak, sadece bir hedef değil, aynı zamanda kurumsal bir sorumluluk. Yönetim kadrolarındaki kadın sayısı giderek artarken İBB tarihinde ilk kez sahada kadın itfaiyeciler, şoförler, makinistler ve gemi çalışanları yer alıyor. İş kollarında kadın çalışanların yayılımları artarken karar alma mekanizmalarındaki kadın çalışan oranları da pozitif eğride ilerliyor tabii ki.
2019’da 10 bin kadın çalışan varken bugün 20 bin kadın çalışanla İstanbul’a hizmet veriyoruz. Karar alma mekanizmalarındaki kadın yönetici oranını %10’dan %30’lara çıkardık.
Ancak eşitliğin yalnızca istihdamla sağlanamayacağını biliyoruz. Kadınların iş hayatına tam katılımının önündeki en büyük engellerden biri, çocuk bakımının hâlâ büyük ölçüde kadınların sorumluluğunda görülmesi. Bu noktada, şirketlerin kreş açarak çalışanlarını desteklemesi kritik bir adım olacaktır. Biz de İBB bünyesindeki kreşlerimizle annelere güvenli, erişilebilir ve nitelikli bir bakım imkânı sunuyor, istihdama katılımlarını güçlendiriyoruz.
Teknoloji alanında da kadınların yükselmesini desteklemek için önemli adımlar atıyoruz. BELBİM, İBB Teknoloji Grubu’nun önemli bir parçası olarak, kadın mühendislerimizin kariyer yolculuğunu güçlendirmek adına “yönetsel mentorluk ve sertifikasyon programları” ile terfi süreçlerini destekliyor.
Kadınların iş hayatında daha görünür, daha güçlü ve daha eşit şartlarda yer alması için çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü İstanbul’un geleceği kadınların gücüyle şekilleniyor!
Finans sektöründe kadınların yükselişi: Temsilden liderliğe
Finans sektörü, uzun yıllar erkek egemen bir yapı olarak görülse de bugün tablo değişmeye başladı. Türkiye’de finans sektöründe kadın çalışanların oranı erkeklerden daha yüksek. Özellikle bankacılık alanında kadın çalışan oranı %51, erkek çalışan oranı ise %49 civarında. Bu tablo, finans sektörünün birçok alana kıyasla cinsiyet eşitliği açısından daha dengeli bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Ancak temsilin yalnızca sayılarla değil, karar alma mekanizmalarına katılım ve liderlik pozisyonlarında var olma ile güçlendiğini unutmamalıyız. Bankacılık sektöründe çalışanların yarısından fazlası kadın olmasına rağmen, yönetim kurulu koltuklarının yalnızca %12,7’si ve üst düzey yöneticilik pozisyonlarının %19,3’ü kadınlara ait. Fortune 500 şirketlerinin yalnızca %6,6’sında kadın CEO’lar görev yapıyor. Oysa kadın liderlerin karar alma mekanizmalarındaki varlığı hem iş dünyasına hem de ekonomiye büyük değer katıyor.
Kurumumuz bünyesinde de kadın çalışan oranımızı %30 seviyelerinden %45’lere yükselttik. Yönetici kademelerinde kadın çalışan sayımızı 3 kata kadar yükselttik! Saha ekiplerimiz içerisinde kadın çalışanlarımızın oranını ise %53’e yükselttik. Zaman içerisinde kadın-erkek dağılımında eşitlik olacağını öngörüyoruz.
Öncelikli olarak işe alım süreçlerinde bilinçdışı önyargıları azaltmak adına kadın aday havuzunu genişletmeye çalışıyoruz. İBB olarak da erkeklerle ilişkillendirilen bazı teknik pozisyonlarda cinsiyet eşitliğini sağlamaya özen gösteriyoruz.
Ayrıca, kadın çalışanlarımızın kariyer gelişimlerini desteklemek için mentorluk ve liderlik programları oluşturuyor, esnek çalışma modelleri ve iş-yaşam dengesini güçlendiren uygulamalar ile sürdürülebilir bir çalışma ortamı sağlıyoruz. Üst yönetimde kadın temsilini artırmak adına terfi süreçlerinde şeffaf ve kapsayıcı kriterler belirliyoruz.
Araştırmalar, kadınların finansal performans, inovasyon ve müşteri memnuniyeti gibi alanlara doğrudan olumlu katkılar sunduğunu ortaya koyuyor. Bu noktada kadın yöneticilerin rolü kritik. Kadınlar olarak birbirimize destek olup mentorluk yapmak, hem bireysel kariyer yolculuklarımızı hem de sektörün genel dinamiklerini dönüştürebilir.
Birlikte daha güçlüyüz!
Kadınların iş dünyasında, kamuda, teknolojide ve finans sektöründe daha görünür hale gelmesi sadece bireysel başarı hikâyeleri yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumu dönüştüren güçlü bir etki yaratıyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılık sadece bir etik değer değil, aynı zamanda daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha yenilikçi bir geleceğin temel taşı.
Gelişmiş ülkelerde, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak adına esnek çalışma saatleri ve aile dostu politikalar geliştirilerek kadınların iş gücüne katılımı teşvik ediliyor. Birçok şirket, çalışanlarına yönelik cinsiyet eşitliği eğitimleri ve farkındalık programları düzenlerken, eşit işe eşit ücret politikalarını benimseyerek kadın ve erkek çalışanlar arasındaki maaş farklarını kapatmaya çalışıyor. Aynı zamanda, kadın çalışanların liderlik pozisyonlarına yükselmesini desteklemek için mentorluk ve liderlik programları yaygınlaşıyor.
Bizim bugün attığımız adımlar, gelecekte kadınların iş hayatında daha fazla söz sahibi olmasını sağlayacak köklü değişimlerin başlangıcı. Kadınlar olarak birbirimize destek verdikçe, cam tavanları kırdıkça ve dayanışmayı büyüttükçe, bu dönüşümün hız kazanacağına inanıyorum.
Daha eşit, daha adil ve daha kapsayıcı bir gelecek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü İstanbul’un, Türkiye’nin ve dünyanın geleceği kadınların gücüyle şekilleniyor!


