Ali Karabey: Global bir soruna odaklanan girişimlerin destekçisiyiz

212 Kurucu Ortağı Ali Karabey


  • 212’nin yatırım yaklaşımı yıllar içinde nasıl evrildi? Bugün fonunuzu tanımlayan temel yatırım tezi nedir?

212, 15 yıl önce Türkiye’nin ilk girişim sermayesi fonu olarak kuruldu ve o günden bu yana yatırım yaklaşımımızın özü; erken aşamada potansiyeli yüksek teknoloji şirketlerini tespit edip uzun vadeli değer yaratmak.

Zaman içinde bu yaklaşımın coğrafi ve sektörel kapsamı doğal olarak genişledi; Türkiye’nin yanı sıra Avrupa ve MENA bölgesinde faaliyet gösteren, ayrıca Türkiye ile bağı olan ve gelişmiş pazarlarda özellikle ABD ve Batı Avrupa’da şirket kurmuş girişimcilerin kurduğu şirketleri de kapsayan, daha bölgesel ve küresel bir yatırım alanına ulaştık. Bugün 212’nin temel yatırım tezi; yapay zekâ odağında kurumsal yazılım, siber güvenlik, pazarlama teknolojileri ve derin teknoloji alanlarında, global ölçeklenme potansiyeli taşıyan B2B şirketleri erken aşamada yakalamak ve onları uzun vadeli büyüme yolculuklarında desteklemek üzerine kurulu.

  • 212 olarak erken aşama yatırımlarda “sinyal” olarak gördüğünüz göstergeler neler? Henüz gelir üretmeyen ama potansiyel vadeden girişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

212 olarak erken aşama yatırımlarda mevcut metriklerden çok geleceğe dair sinyallere odaklanıyoruz. Özellikle henüz gelir üretmeyen girişimlerde kurucu ekibin problemle kurduğu bağ, öğrenme hızı ve adaptasyon kabiliyeti bizim için çok önemli. Çünkü erken aşamada ürün, pazar ve iş modeli zaman içinde değişebiliyor. Bu noktada ekibin pazardan gelen geri bildirimleri doğru okuyup gerektiğinde pivot edebilmesi kritik bir sinyal oluyor. Bunun yanında globalleşme potansiyeli, teknik derinlik, uygulama hızı ve kullanıcı davranışları da değerlendirdiğimiz önemli göstergeler arasında yer alıyor.

  • Portföyünüze baktığımızda global pazara açılma potansiyeli yüksek girişimlere odaklandığınızı görüyoruz. Bir girişimin uluslararası ölçeklenebilirliğini değerlendirirken hangi kriterleri esas alıyorsunuz?

Öncelikle girişimcinin bu işe neyi feda ederek girdiği, yani fırsat maliyeti bizim için önemli bir gösterge. Kurucunun sahip olduğu alternatiflere rağmen neden bu problemi seçtiği, aslında odağın ve kararlılığın güçlü bir işareti oluyor. İkinci olarak, girişimin ele aldığı problemin “yerel bir ihtiyaç” mı yoksa “global bir problem” mi olduğu kritik. Biz girişimlerin bir anlamda olimpiyata hazırlanır gibi, dünya çapında bir problemi çözmeye odaklanmasını önemsiyoruz; yani başlangıçtan itibaren küresel düşünmesini. Bu çerçevede hem kurucunun motivasyonunu hem de problemin küresel karşılığını birlikte değerlendiriyoruz. Bunun yanında iş modelinin ölçeklenebilirliği ve ekibin farklı pazarlara uyum sağlayabilme yetkinliği de sürecin doğal tamamlayıcıları. Bu ölçeklenebilirliğini değerlendirirken yalnızca pazar potansiyeline değil; birkaç temel boyuta birlikte bakıyoruz.

  • 212’nin bugüne kadar yaptığı yatırımlar arasında sizin için “oyun değiştirici” olarak tanımlayabileceğiniz örnekler var mı?

212’nin portföyünde oyun değiştirici olarak öne çıkan en güçlü örnekler Insider One ve iyzico. Bu iki yatırım, aynı zamanda “dragon yatırım” olarak tanımladığımız yapıyı temsil ediyor; yani tek bir çıkışın tüm fon performansını karşılayacak kadar yüksek getiri yaratması. Her iki şirket de bu anlamda 212’nin erken aşama yatırım tezinin en somut ve en güçlü karşılıkları oldu. Bunun yanında portföyümüzde yer alan girişimler de güçlü ölçeklenme hikâyeleriyle öne çıkıyor.

RemotePass, 150’den fazla ülkede sunduğu çözümlerle 2025’te 70 milyon dolar değerleme üzerinden Seri A yatırım alırken, Trio Mobil 2024’te 26,5 milyon dolarlık Seri B yatırımıyla büyümesini hızlandırdı. SOCRadar ise yine 2024’te 25,2 milyon dolarlık Seri B yatırımıyla siber güvenlik alanındaki uluslararası konumunu güçlendirdi.

Bolt Insight ise 2025’te 7 milyon sterlinlik Seri A turunu tamamlayarak 7 kat değer artışı yakaladı ve 90 pazarda küresel markaların çözüm ortağı haline geldi. Öte yandan 2020 yılında portföyümüze dahil ettiğimiz 123FormBuilder ise 2024’te Silikon Vadisi merkezli Kiteworks tarafından satın alındı ve bu yatırımdan 2,5 katın üzerinde getiri elde ettik.

Bunun dışında güçlü büyüme ivmesi yakalayan ve yüksek potansiyel taşıyan yatırım yaptığımız erken aşama girişimlerimiz de mevcut. Bu girişimleri öne çıkaran temel faktör ise, tek bir pazara sıkışmayan global problem odakları, baştan itibaren ölçeklenmeye uygun iş modelleri ve kurucu ekiplerin uluslararası büyüme vizyonuna sahip olmaları oldu.

  • Türkiye’de girişimcilik sürdürülebilir büyümesi için hangi alanlarda gelişim gerekiyor?

Türkiye’de girişimcilik ekosistemi son yıllarda hem yatırım hacmi hem de girişim kalitesi açısından ciddi bir olgunlaşma gösterdi. Özellikle daha önce girişim kurma deneyimi yaşamış kurucuların artması, yurt dışında yaşayan Türk girişimcilerle kurulan bağlantıların güçlenmesi ve girişimlerin daha ilk günden global düşünmeye başlaması ekosistem adına çok değerli gelişmeler.

Bugün Türkiye’den çıkan birçok ekip yalnızca lokal problemi çözmeye değil; global pazarlarda karşılık bulabilecek ürünler geliştirmeye odaklanıyor. Özellikle yapay zekâ, fintek, siber güvenlik ve B2B SaaS gibi alanlarda teknik yetkinliği yüksek ekiplerin sayısının artması da dikkat çekici bir dönüşüm yaratıyor. Bununla birlikte sürdürülebilir büyüme için hâlâ geliştirilmesi gereken alanlar var. Daha fazla başarılı exit hikâyesinin oluşması, ekosisteme geri dönen sermaye ve know-how açısından kritik önem taşıyor.

Geç aşama yatırım sermayesine erişimin güçlenmesi de önemli ihtiyaçlardan biri. Türkiye’nin dinamik ve zorlu yapısı girişimcilere yüksek adaptasyon kabiliyeti kazandırıyor. Bunu daha güçlü global ağlar ve sermaye erişimiyle desteklemek ise ekosistemin bir sonraki büyüme fazını belirleyecek önemli faktörlerden biri olacak.

  • Global yatırımcılarla temas halinde olan bir fon olarak, Türkiye’den çıkan girişimlere yönelik uluslararası yatırımcı algısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Global yatırımcılarla temas halinde olan bir fon olarak baktığımızda, Türkiye’den çıkan girişimlere yönelik uluslararası algının son yıllarda belirgin şekilde değiştiğini görüyoruz. Artık Türkiye yalnızca lokal bir pazar olarak değil; zorlu koşullarda dayanıklılık geliştiren, hızlı uygulama kabiliyeti olan ve global ölçekte ürün çıkarabilen girişimcilerin yetiştiği bir ekosistem olarak değerlendiriliyor.

Bunun yanında yurt dışında yaşayan ve girişim kurmuş Türk kurucuların oluşturduğu başarı hikâyeleri de bu algıyı güçlendiren önemli faktörlerden biri oldu. Yurt dışında şirket kuran veya global pazarlarda ölçeklenen Türk girişimcilerin artması, uluslararası yatırımcıların Türkiye kaynaklı takımlara daha yakından bakmasını sağlıyor. Özellikle son dönemde yatırımcılar sadece coğrafyaya değil, ekibin global düşünme kapasitesine ve uygulama gücüne odaklanıyor.”