Maro, Türkiye’de danışmanlık kalitesini yerli yetkinliklerle dünya standartlarına taşımak; bankacılıkta geliştirdiğimiz teknolojileri diğer sektörlere yaymak ve kadın ağırlıklı, nitelikli bir ekip kurarak hem teknolojiyi hem de insan gelişimini bir arada büyütmek amacıyla kuruldu. Kısaca, MARO yalnızca bir teknoloji şirketi değil; sürdürülebilir, güvenilir ve nitelikli dijital kültürler inşa eden bir yapı olarak tasarlandı.
MARO Kurucusu Lale Maro
- Maroteknoloji’nin kuruluş hikâyesini ve vizyonunu paylaşabilir misiniz? Şirketi kurarken finans ve fintech ekosisteminde nasıl bir ihtiyaca yanıt vermeyi hedeflediniz?
Maroteknoloji, 40 yılı aşkın kariyerim boyunca yurt dışında, Yapı Kredi, Akbank ve Finansbank’ta edindiğim birikimin doğal bir yansıması. Kuruluşta birkaç temel hedefim vardı: Türkiye’de danışmanlık kalitesini yerli yetkinliklerle dünya standartlarına taşımak; bankacılıkta geliştirdiğimiz teknolojileri diğer sektörlere yaymak ve kadın ağırlıklı, nitelikli bir ekip kurarak hem teknolojiyi hem de insan gelişimini bir arada büyütmek. Kısaca, MARO yalnızca bir teknoloji şirketi değil; sürdürülebilir, güvenilir ve nitelikli dijital kültürler inşa eden bir yapı olarak tasarlandı.
- MARO’nun sunduğu çözümler fintech ekosisteminde hangi problemlere odaklanıyor?
Türkiye’de 900’ü aşkın fintech girişiminin faaliyet gösterdiği bir ekosistemde, kurumların gerçek ihtiyacı yalnızca yeni bir yazılım satın almak değil; iş hedefleriyle uyumlu, sürdürülebilir ve doğru kurgulanmış bir teknoloji yapısına sahip olmak. MARO olarak odaklandığımız başlıca sorunları üç ana başlıkta topluyoruz. Birincisi, dağınık ve bütüncül olmayan teknoloji yapıları.
Finans ve bankacılık kurumlarının önemli bir bölümü, yıllar içinde katmanlaşmış sistemlerle, birbirinden kopuk uygulamalarla ve zaman içinde karmaşıklaşmış IT yapılarıyla çalışıyor. Biz bu noktada özellikle temel bankacılık teknolojileri, IT stratejisi, kurumsal IT mimarileri, teknik tasarım ve ürün geliştirme alanlarındaki uzmanlığımızla kurumların daha entegre, verimli ve uzun vadede yönetilebilir teknoloji yapıları kurmasına destek oluyoruz.
İkincisi, teknoloji kararlarının doğru çerçevede alınamaması. Kurumların ihtiyacı çoğu zaman yalnızca teknik geliştirme değil; aynı zamanda IT organizasyonunun değerlendirilmesi, stratejik önceliklerin netleştirilmesi, doğru tedarikçilerin seçilmesi ve projelerin sağlıklı şekilde hızlandırılması oluyor. MARO olarak sunduğumuz IT Assessment ve yönetim danışmanlığı hizmetleriyle kurumların IT yönetişim, organizasyon, tasarım ve hizmet yapılarını değerlendiriyor; daha etkin ve rekabetçi bir teknoloji ortamı oluşturmalarına katkı sağlıyoruz.
Üçüncüsü, doğru uzmana erişim güçlüğü. Bankacılık teknolojilerinde güçlü alan bilgisine sahip insan kaynağına erişmek, sektörün en kritik ihtiyaçlarından biri. MARO olarak finans ve bankacılık odaklı, danışmanlık, iş analizi, test, proje yönetimi ve kaynak temini alanlarında deneyimli ekibimizle kurumların ihtiyaç duyduğu yetkinliği hızlı ve kaliteli biçimde sunuyoruz. MARO’nun ana uzmanlık alanları arasında temel bankacılık, hazine, krediler, ödeme sistemleri ve sigortacılık yer alıyor; danışmanlık yapısı da bu derin uzmanlığı destekliyor.
- Ürün ve hizmetlerinizde bulut teknolojileri, veri analitiği ve yapay zekânın rolü nedir?
Metodolojik tarafta PMI, ITIL ve COBIT standartlarını esas alıyor; süreç güvenilirliğimizi ISAE 3402 sertifikasıyla belgeliyoruz. Bulut teknolojileri bankacılık sektöründe regülasyonlar açısından pek kullanılmıyor.
Finansal bulut uygulamalarının regülatörlerle uyumlu şekilde hayata geçirilmesi, TÜBİSAD Finansal Teknoloji Üreticileri çalışma grubu kapsamında da yakından takip ettiğimiz önemli başlıklardan biri. Veri analitiği ve yapay zekâ tarafında ise güçlü bir yetkinliğin finans kurumları için giderek daha önemli hale geldiğini görüyoruz. Bu alanlardaki yetkinliğimizi hem geliştirdiğimiz çözümlere hem de danışmanlık yaklaşımımıza yansıtmaya çalışıyoruz.
Yapay zekâ, makine öğrenimi ve veri analitiği tarafında ürün yatırımlarımızı aktif biçimde büyütüyoruz. Burada odağımız, bu teknolojileri yalnızca yenilikçi bir katman olarak değil; veriden beslenen, iş sonuçları üreten ve kurumların ölçeklenmesine somut katkı sağlayan uygulama alanlarıyla ele almak.
- MARO’nun geliştirdiği çözümler ölçeklenebilirlik ihtiyacına nasıl yanıt veriyor?
Fintech girişimleri ve bankacılık kurumları için ölçeklenebilirlik, bugün büyümenin temel gerekliliklerinden biri. MARO olarak bu ihtiyaca hem teknoloji hem operasyon tarafında yanıt veriyoruz. Geliştirdiğimiz çözümleri, büyüyen ihtiyaçlara ve artan işlem hacimlerine uyum sağlayabilecek esnek ve geliştirilebilir yapılarla kurguluyor; açık bankacılık çerçevesinde geliştirdiğimiz ürünlerde de modüler yapılar sayesinde yatay ölçeklenmeyi mümkün kılıyoruz. Operasyonel tarafta ise IT outsourcing ve managed services modellerimizle, müşterilerimize proje ihtiyaçlarına göre büyüyebilen, sürdürülebilir ve daha esnek bir kapasite yapısı sunuyoruz.
Güven regülasyon uyumu ve veri güvenliğini temel alıyoruz
- Finans sektöründe güven, regülasyon uyumu ve veri güvenliği konularında kurumlara nasıl çözümler sunuyorsunuz?
Bu üç alan, MARO’nun kuruluşundan bu yana temel tasarım kriterleri. Regülasyonlara uyum için, BDDK, TCMB ve MASAK gerekliliklerini proje mimarisinin merkezine koyuyoruz; uyumu sonradan entegre edilecek bir katman olarak değil; en baştan bir tasarım ilkesi olarak ele alıyoruz. ISAE 3402 Type II sertifikamız, süreçlerimizin uluslararası denetim standartlarında olduğunu belgeleyen en somut göstergelerden biri. Bunun yanı sıra yakın dönemde bir iş ortağımızla siber güvenlik alanında iş birliği de yapmaktayız.
Güven konusu ise vizyonumuzun temel taşı. Yerli ve global ölçekte faaliyet gösteren köklü banka, sigorta ve kurumsal müşterilerle uzun yıllara yayılan iş ilişkilerimiz, bu yaklaşımın pratikteki en güçlü göstergelerinden biri.
Müşteri geri bildirimlerini, sürecin tamamına yayılan temel bir unsur olarak görüyoruz
- Müşteri geri bildirimleri ürün geliştirme süreçlerinde nasıl bir rol oynuyor? Yeni bir teknolojik çözümü hayata geçirirken hangi adımları izliyorsunuz?
Müşteri geri bildirimlerini, ürün geliştirme sürecinin sonunda alınan bir onay olarak değil, sürecin tamamına yayılan temel bir unsur olarak görüyoruz. Doğru çözümü geliştirebilmek için önce ihtiyacı, iş sürecini ve kullanıcı beklentisini birlikte anlamaya çalışıyoruz. Bu da sürecin müşteriyle yakın temas içinde ilerlemesini gerekli kılıyor.
Yeni bir teknolojik çözümü hayata geçirirken önce ihtiyaçları analiz ediyor, ardından çözümü kurgulayıp geri bildirimlerle şekillendiriyoruz. Geliştirme, test ve kalite süreçlerini de baştan itibaren bu yapının bir parçası olarak ele alıyoruz. Bu yaklaşım, daha kontrollü ve ihtiyaca daha yakın çözümler üretmemizi sağlıyor.
- Yapay zekâ, otomasyon ve veri odaklı karar alma süreçleri finans sektörünü önümüzdeki yıllarda nasıl dönüştürecek?
Önümüzdeki dönemde finans sektöründe en büyük değişim, süreçlerin sadece hızlanması değil; karar alma yapısının da daha veri temelli hale gelmesi olacak. Kredi değerlendirme, dolandırıcılık tespiti, uyum kontrolleri ve müşteri kazanımı gibi alanlarda otomasyon artarken, kurumlar da geçmişi raporlamanın ötesine geçip daha öngörülü kararlar almaya başlayacak. Global araştırmalar, bu dönüşümün strateji ve kaynak kullanımını da daha dinamik hale getireceğini gösteriyor. Ancak bu tabloyu kalıcı ve sağlıklı kılacak olan taraf regülasyon, veri güvenliği ve güçlü yönetişim olacak.
- MARO’nun fintech ekosistemiyle kurduğu iş birliklerinden bahsedebilir misiniz?
Ekosistem iş birlikleri, MARO’nun büyüme stratejisinin önemli parçalarından biri. TÜBİSAD çatısı altında Ekosistem Ekonomisi çalışmalarına katkı veriyoruz. Bu yapılar, sektörün ortak gündemlerini daha güçlü ele almak ve dijital ekonominin gelişimine katkı sağlamak açısından önemli.
Bunun yanında, IBM Business Partner olarak da hem sektöre uygun mevcut yazılımların en- tegrasyonu hem de kurum ihti- yaçlarına göre şekillenen yapay zekâ çözümleri tarafında değer üretmeyi önemsiyoruz. Burada ekosisteminin gücünü, kendi ekiplerimizin sektör bilgisi ve uy- gulama yetkinliğiyle birleştiren bir yaklaşım benimsiyoruz.
Ölçeklenebilir ürün platformlarını daha geniş bir müşteri tabanına ulaştırmaya odaklanacağız
- MARO’nun yakın gelecekte pazara sunmayı planladığı yeni ürün veya hizmetler var mı?
Önümüzdeki dönemde odağımız, ölçeklenebilir ürün platformlarını daha geniş bir müşteri tabanına ulaştırmak olacak. Açık bankacılık, dijital bankacılık ve servis bankacılığı alanındaki çözümlerimizi ürünleşmiş yapılarla büyütmeyi; yalnızca proje bazlı değil; tekrarlayan gelir modelleri yaratabilecek bir yapıyı güçlendirmeyi hedefliyoruz.
Bunun yanında, ekiplerimiz yapay zekâ destekli yeni çözümler ve ürünler geliştirmeye başladı. Burada asıl önceliğimiz, müşteri ve sektör ihtiyaçları değiştikçe buna hızla yanıt verebilecek bir yetkinlik oluşturmak. Bu nedenle upskilling ve reskilling yaklaşımını, yönetim kadromuz dahil organizasyon genelinde önemli bir odak alanı olarak görüyoruz.
- MARO’yu önümüzdeki 5-10 yıl içinde fintech ekosisteminde nasıl bir konumda görüyorsunuz? Şirketin uzun vadeli büyüme ve inovasyon hedefleri nelerdir?
Önümüzdeki 5-10 yılda MARO’yu, finans teknolojileri alanındaki uzmanlığını dış pazarlara taşıyan, global erişimi olan ve ölçeklenebilir çözümler üreten güçlü bir teknoloji şirketi olarak görüyoruz. Hedefimiz yalnızca hizmet sunan bir yapı olmak değil; ürünleşen, platform yaklaşımı geliştiren ve ekosistemde farklı paydaşlarla birlikte değer üreten bir yapıya dönüşmek. Uzun vadede büyümeyi de sadece ölçekle değil; yetkinlik, inovasyon ve kalıcı etkiyle tanımlayan güvenilir bir marka olarak sürdürmeyi önemsiyoruz.


