“Paywall’u, sektördeki mevcut yaklaşımların ötesine geçerek yeni bir bakış açısı ve yeni bir değer alanı oluşturacak bir teknoloji platformu olarak geliştiriyoruz.“
Paywall fikri nasıl doğdu? Sizi bu girişimi kurmaya yönelten ihtiyaç neydi?
Paywall’un ortaya çıkışındaki temel motivasyonumuz, ödeme sistemlerinde giderek artan operasyonel karmaşıklığı gözlemlememiz oldu. Şirketlerin aynı anda birden fazla banka, ödeme kuruluşu ve finansal araçla çalışmasına rağmen, bu süreçleri merkezi, verimli ve bütüncül bir şekilde yönetmekte zorlandıklarını gördük.
Paywall’un temelleri 2023 yılının son çeyreğinde atıldı. İki kurucu ortak olarak çıktığımız bu yolculukta önceliğimiz, çok sayıda finansal araç ve oyuncunun yer aldığı karmaşık ödeme ekosistemini işletmeler açısından daha sade, yönetilebilir ve verimli bir yapıya dönüştürmekti. Bugün işletmeler; farklı bankalar, ödeme kuruluşları ve finansal araçlarla eş zamanlı çalışırken, bu çeşitlilik beraberinde operasyonel yükü ve süreç yönetimindeki zorlukları da getiriyor. Paywall’u kurarken amacımız, tam da bu ihtiyaçtan yola çıkarak işletmelere somut değer sağlayan, süreçleri kolaylaştıran ve ödeme operasyonlarını daha etkin hale getiren yeni bir yapı ortaya koymaktı.
Ödeme sistemlerinin hızla geliştiği ve sürekli yeniden şekillendiği bu dinamik ekosistemde Paywall, işletmeler ile finansal altyapılar arasında yeni nesil bir operasyon katmanı olarak konumlanıyor. Fintek alanında geliştirdiğimiz yenilikçi çözümlerle yalnızca mevcut ödeme süreçlerini optimize etmeyi değil; işletmelerin finansal operasyonlarını daha esnek, ölçeklenebilir ve verimli şekilde yönetebilmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda Paywall’u, sektördeki mevcut yaklaşımların ötesine geçerek yeni bir bakış açısı ve yeni bir değer alanı oluşturacak bir teknoloji platformu olarak geliştiriyoruz.
Kuruluşunuzdan bugüne Paywall’un iş modeli ve vizyonu nasıl değişti?
Paywall’u kurarken çıkış noktamız, işletmelerin ödeme süreçlerinde yaşadığı operasyonel karmaşıklığı ortadan kaldırmaktı. İlk aşamada farklı bankalar ve ödeme kuruluşlarıyla çalışan şirketlerin tüm ödeme operasyonlarını tek bir yapı üzerinden daha kolay ve verimli şekilde yönetebilmesini hedefledik. Ancak zaman içinde hem müşterilerimizin ihtiyaçlarını hem de ödeme ekosistemindeki dönüşümü yakından gözlemledikçe, aslında çok daha geniş bir probleme çözüm üretebileceğimizi gördük.
Bugün Paywall’u yalnızca bir ödeme altyapısı ya da ödeme orkestrasyonu platformu olarak konumlandırmıyoruz. İş modelimizi, işletmelerin finansal operasyonlarını daha verimli, güvenli ve ölçeklenebilir hale getiren bir “fintek service builder” yaklaşımı üzerine inşa ediyoruz. Ödeme orkestrasyonunun yanı sıra fraud yönetimi, yapay zekâ destekli çözümler, toplu tahsilat ve esnek entegrasyon altyapıları gibi farklı yetkinlikleri tek bir ekosistemde buluşturuyoruz.
Vizyonumuzdaki en önemli değişim ise Türkiye’deki işletmelerin ödeme operasyonlarına çözüm sunan bir teknoloji şirketinden, global ölçekte değer yaratabilecek bir finansal teknoloji platformuna dönüşmemiz oldu. Bugün 65 farklı ülkeden ödeme alabilen bir altyapıya sahibiz ve Avrupa’daki büyümemizi hızlandırmaya odaklanıyoruz. Uzun vadede hedefimiz, Paywall’u işletmelerin yalnızca ödeme süreçlerini değil, finansal operasyonlarının tamamını yönetebildiği; global, modüler ve yapay zekâ destekli bir teknoloji ekosistemine dönüştürmek.

Paywall’ı bugün fintech ekosisteminde nasıl konumlandırıyorsunuz? En güçlü farkınız nedir?
Ödeme sistemleri ekosisteminde kendimizi yalnızca bir ödeme altyapısı sağlayıcısı olarak değil, işletmelerin finansal operasyonlarını uçtan uca dönüştüren bir “fintek service builder” olarak konumlandırıyoruz. Bu yaklaşım, şirketlere yalnızca ödeme alma imkânı sunmanın ötesine geçerek; ödeme süreçlerini daha verimli, şeffaf, güvenli ve yönetilebilir hale getiren bütünleşik bir teknoloji altyapısı sunmayı ifade ediyor.
Bu doğrultuda ödeme orkestrasyonu, fraud yönetimi, toplu tahsilat çözümleri ve geliştiricilerin entegrasyon süreçlerini hızlandıran esnek altyapı katmanlarını tek bir platformda bir araya getiriyoruz. Böylece işletmelerin farklı sistemler arasında parçalı operasyonlar yürütmek yerine ödeme süreçlerini merkezi ve bütünleşik bir yapı üzerinden yönetmelerini sağlıyoruz. Bu yapı, operasyonel verimliliği artırırken şirketlerin daha hızlı ve sağlıklı ölçeklenmesine de katkı sunuyor.
Teknoloji yaklaşımımızın önemli bileşenlerinden birini de yapay zekâ destekli Fraud LLM katmanımız oluşturuyor.Bu teknoloji sayesinde dolandırıcılık ve risk analiz süreçlerini daha proaktif, hızlı ve akıllı bir şekilde yöneterek işletmelerin güvenlik kapasitesini güçlendirmelerine destek oluyoruz. Bunun yanı sıra, hızlı ve pratik entegrasyon çözümlerimizle teknik ekiplerin üzerindeki operasyonel yükü azaltıyor, yeni ödeme altyapılarının devreye alınmasını kolaylaştırıyoruz.
Bugün Paywall’u; ödeme süreçlerini sadeleştiren, maliyet ve operasyonel verimlilik sağlayan, güvenliği güçlendiren ve işletmelerin sürdürülebilir büyümesine katkıda bulunan stratejik bir teknoloji iş ortağı olarak görüyoruz. Uzun vadeli hedefimiz ise yalnızca bugünün ödeme ihtiyaçlarını karşılayan bir altyapı sunmak değil; müşterilerimizin büyüme yolculuğunun her aşamasına eşlik eden, farklı finansal ihtiyaçlara hızla uyum sağlayabilen kapsamlı ve ölçeklenebilir bir fintek altyapısı oluşturmak.
Ödeme orkestrasyonu alanında sunduğunuz çözümler müşterilere hangi avantajları sağlıyor?
Biz, belirli dikeylerdeki işletmelerin ödeme süreçlerini uçtan uca kontrol altına almasını sağlayan yenilikçi bir platformuz. Gelişmiş algoritmik finansal çözümlerimizle ve eğitmekte olduğumuz yapay zekâ modülümüz ile şirketlerin bir yandan kârlılığını artırırken bir yandan da operasyonel yükünü hafifletiyoruz. Paywall’un en büyük değer önerisi, farklı finansal çözümleri tek bir platformda birleştirerek, ödemelerin güvenli, hızlı ve kesintisiz bir şekilde gerçekleşmesini sağlamasıdır.
Bugün yaptığımız teknoloji yatırımlarıyla müşterilerimizin ödeme başarı oranlarını artırırken, finansal operasyonlarını daha verimli hale getirmelerine de katkı sağlıyoruz.

Paywall’ın büyüme stratejisinde iş birliklerinin yeri nedir? Önümüzdeki dönemde yeni ortaklıklar planlıyor musunuz?
Sektörümüzdeki kurumlar arası iş birliklerinin, ödeme teknolojileri ekosisteminin büyümesi ve gelişmesi açısından önemli bir rol oynadığına inanıyoruz. Paywall olarak bir ödeme kuruluşu değiliz; ancak lisanslı ödeme kuruluşlarıyla yakın ilişkiler içerisinde çalışıyor, bu kurumlarla karşılıklı değer yaratabileceğimiz güçlü sinerjiler geliştiriyoruz. Böylece farklı ödeme altyapılarını bir araya getirerek işletmelerin ihtiyaçlarına daha esnek ve verimli çözümler sunabiliyoruz.
Son dönemde müşteri portföyümüze katılan sigorta şirketleri de bu yaklaşımımızın önemli örnekleri arasında yer alıyor. Bu şirketler başta ödeme orkestrasyonu çözümümüz olmak üzere farklı Paywall ürünlerinden yararlanarak operasyonel ve teknik yüklerini azaltırken, ödeme verileri üzerindeki hakimiyetlerini de güçlendiriyor. Önümüzdeki dönemde farklı sektörlerden şirketlerle geliştireceğimiz yeni iş birlikleriyle Paywall’un değer ürettiği ekosistemi daha da genişletmeyi hedefliyoruz.
Globalleşme hedefleriniz doğrultusunda hangi pazarları önceliklendiriyorsunuz?
Paywall’un vizyonunu yalnızca Türkiye pazarıyla sınırlamıyoruz. Global ölçekte faaliyet gösteren işletmelerin farklı ihtiyaçlarına yanıt verebilecek yeni nesil finansal teknoloji çözümleri geliştirmek, büyüme stratejimizin temel önceliklerinden birini oluşturuyor. Esnek ve modüler altyapımız sayesinde farklı pazarlardaki ihtiyaçlara hızla adapte olabilen, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir teknoloji yapısı oluşturuyoruz.
Bugün itibarıyla 65 farklı ülkeden ödeme alabilen bir altyapıya sahibiz. Ancak bizim için bu, global vizyonumuzun yalnızca başlangıç noktası. Uluslararası büyüme stratejimiz doğrultusunda 2025 itibarıyla Avrupa pazarındaki varlığımızı güçlendirmeye odaklanıyoruz. Doğu Avrupa açılımımızda ise Macaristan’ı önemli bir merkez olarak konumlandırdık. Macaristan’dan başlayarak Polonya, Romanya, Slovakya ve Yunanistan’a uzanan bir büyüme planı üzerinde ilerliyoruz.
Özellikle Polonya, güçlü fintek ekosistemi ve bölgesel bir finansal teknoloji merkezi olması nedeniyle bizim için stratejik bir pazar. Ülkedeki fintek şirketlerinin yoğunluğu, ödeme altyapılarının daha esnek, entegre ve ölçeklenebilir şekilde yönetilmesine yönelik ihtiyacı da beraberinde getiriyor. Paywall’un katmanlı ve modüler yapısının bu ekosistemde önemli bir karşılık bulacağına inanıyoruz.
Uzun vadede hedefimiz ise Avrupa ile sınırlı kalmayarak daha büyük global pazarlara açılmak. Amerika gibi rekabetin ve giriş bariyerlerinin yüksek olduğu bir pazarda güçlü bir oyuncu olabilmenin yolunun, öncelikle Avrupa’da sürdürülebilir bir büyüme modeli ortaya koymaktan ve uluslararası ölçekteki yetkinliğimizi kanıtlamaktan geçtiğini düşünüyoruz.

Kariyerinizdeki deneyimler Paywall’ı kurarken size en fazla nasıl katkı sağladı?
Enes ile kariyerlerimiz boyunca edindiğimiz farklı ancak birbirini tamamlayan deneyimler, Paywall’un kuruluş sürecindeki en büyük avantajlarımızdan biri oldu. Teknoloji, finans ve iş geliştirme alanlarındaki birikimimizi ortak bir vizyonda buluşturduk. Birimiz teknik altyapı ve ürün geliştirmeye, diğerimiz ise müşteri ihtiyaçları, iş modeli ve büyüme stratejisine odaklanırken kararlarımızı her zaman birlikte şekillendirdik. Bu tamamlayıcı yapı; pazardaki ihtiyaçları doğru analiz etmemizi, hızlı fakat sağlam adımlar atmamızı ve Paywall’u ölçeklenebilir bir teknoloji şirketi olarak konumlandırmamızı sağladı.
Girişimcilik yolculuğunuzda sizi en çok zorlayan karar ne oldu ve size ne öğretti?
Girişimcilik yolculuğumuzdaki en zor kararlardan biri, kısa vadeli fırsatlarla uzun vadeli vizyon arasında seçim yapmak oldu. Hızlı büyüme imkânı sunan bazı fırsatlara rağmen ürün kalitesinden, güvenlikten ve sürdürülebilirlikten ödün vermemeyi tercih ettik. Bu süreç bana girişimcilikte her fırsatın doğru fırsat olmadığını; gerektiğinde “hayır” diyebilmenin ve odağı korumanın en az hızlı hareket etmek kadar önemli olduğunu öğretti. Kalıcı başarıyı belirleyen unsurun yalnızca büyüme hızı değil, sağlam temeller üzerinde büyüyebilme yeteneği olduğuna inanıyorum.
AI’ın ödeme teknolojilerini önümüzdeki yıllarda nasıl dönüştüreceğini düşünüyorsunuz?
Yapay zekâ destekli ödeme yönlendirme sistemlerinin önümüzdeki dönemde ödeme altyapılarının en kritik bileşenlerinden biri haline geleceğine inanıyorum. Bugün birçok işletme, ödeme işlemlerini önceden tanımlanmış statik kurallar üzerinden yönlendiriyor. Oysa bir işlemin başarı ihtimali; kullanılan banka ve kart tipi, işlem tutarı, işlem zamanı, sektör, müşteri davranışları ve geçmiş işlem verileri gibi çok sayıda değişkene bağlı olarak anlık şekilde değişebiliyor.
Yapay zekâ, bu değişkenleri gerçek zamanlı olarak analiz ederek her işlem için en uygun ödeme kanalını belirleme ve başarı ihtimalini öngörme imkânı sunuyor. Böylece başarısız işlem oranlarının azaltılması, ödeme onay oranlarının yükseltilmesi ve işletmelerin tahsilat performansının artırılması mümkün hâle geliyor.
Gelecekte ödeme yönlendirme sistemlerinin yalnızca “Hangi sanal POS’a gönderelim?” sorusuna yanıt veren bir yapı olmaktan çıkacağını düşünüyorum. Asıl hedef, her işlem özelinde “Başarı ihtimalini nasıl en yüksek seviyeye çıkarabiliriz?” sorusuna gerçek zamanlı ve veriye dayalı bir yanıt verebilmek olacak. Bu dönüşümün, ödeme operasyonlarını daha akıllı, dinamik ve sonuç odaklı bir yapıya taşıyacağına inanıyorum.
Bir sektör profesyoneli olarak Türkiye fintech ekosisteminin bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye, ödeme teknolojileri alanında son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirerek dünyanın dikkat çeken pazarlarından biri haline geldi. Özellikle son 10 yılda kartlı ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, dijital cüzdanların gelişimi, FAST altyapısının devreye alınması, açık bankacılık uygulamalarının genişlemesi ve gömülü finans çözümlerinin yükselişi, güçlü ve dinamik bir ödeme ekosisteminin oluşmasını sağladı.
Bugün şirketler açısından rekabet yalnızca ödeme alabilmekten ibaret değil. Ödeme onay oranlarını yükseltmek, işlem maliyetlerini optimize etmek, sahtecilik risklerini azaltmak ve kullanıcı deneyimini iyileştirmek, ödeme teknolojilerindeki başarının temel unsurları haline geliyor. Bu doğrultuda ödeme orkestrasyonu, yapay zekâ destekli risk ve fraud yönetimi ile finansal servis platformlarının önümüzdeki dönemde sektörün en önemli gelişim alanları arasında yer alacağını düşünüyorum.
Türkiye’nin sahip olduğu güçlü teknolojik altyapı, yetişmiş insan kaynağı ve gelişmiş dijital ödeme alışkanlıkları, ülkemizi bu dönüşüm açısından avantajlı bir konuma taşıyor. Türkiye’nin yalnızca kendi iç pazarının ihtiyaçlarını karşılayan değil, geliştirdiği ödeme teknolojilerini farklı pazarlara sunabilen ve bölgesel ölçekte teknoloji ihraç eden bir merkez haline gelebileceğine inanıyorum.
Paywall’ın teknoloji ve ürün geliştirme kültürünü nasıl tanımlıyorsunuz? Önceliğiniz hangi alanlarda?
Paywall’un teknoloji ve ürün geliştirme kültürünü; kullanıcı ihtiyaçlarını merkeze alan, veriye dayalı ve sürekli iyileştirmeyi esas alan çevik bir yapı olarak tanımlıyoruz. Teknolojiyi yalnızca operasyonel bir araç değil, müşterilerimizin büyümesini hızlandıran stratejik bir değer olarak görüyoruz.
Önceliğimizi güvenli, yüksek performanslı ve ölçeklenebilir ödeme altyapıları geliştirmek oluşturuyor. Bunun yanında entegrasyon süreçlerini kolaylaştıran geliştirici deneyimine, kesintisiz hizmet sunmaya, veri ile yapay zekâ destekli çözümlere ve değişen regülasyonlara hızla uyum sağlayabilen esnek ürün mimarilerine odaklanıyoruz. Ürünlerimizi şekillendirirken müşterilerimizden ve iş ortaklarımızdan aldığımız geri bildirimleri doğrudan geliştirme süreçlerimize dahil ediyor; finansal teknolojileri daha erişilebilir, hızlı ve güvenilir hâle getirmeyi hedefliyoruz.
Önümüzdeki 3-5 yılda Paywall’ı nerede görmek istiyorsunuz? Arif Ferah olarak bu yolculuktaki en büyük hedefiniz nedir?
Türkiye’den çıkan ve dünya çapında kullanılan bir finansal teknoloji markası yaratmak en büyük hedefimiz. Uzun vadede ise işletmelerin ödeme ve finansal operasyon süreçlerinde ilk akla gelen küresel teknoloji şirketlerinden biri olmak istiyoruz.


