Bugün teknolojiye ulaşmak kolay. Asıl fark, onunla ne yaptığınız. Bizim odağımız hiçbir zaman teknoloji olmadı. Bizim odağımız sonuç. Egebimtes’i sadece teknoloji sunan bir şirket olarak değil; müşterisinin operasyonuna ve karar mekanizmasına doğrudan etki eden bir çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz. Operasyondan karara uzanan, veriyi anlamlandırarak ölçülebilir sonuçlara dönüştüren bir yaklaşımla faaliyet gösteriyoruz.
Egebimtes Genel Müdürü Tansu Yıldırım
- Egebimtes’in kuruluş hikâyesini ve bugün geldiği noktayı nasıl tanımlarsınız?
Egebimtes 35 yıllık bir yapı. Türkiye’de teknolojinin bugünkü kadar erişilebilir olmadığı bir dönemde kurulmuş olmak önemli bir başlangıç noktası. Kuruluş sürecini birebir yaşamış biri değilim ama o dönemi anlamaya özellikle önem verdim. Çünkü geçmişi anlamadan geleceği sağlıklı kurgulamak mümkün değil.
Bugün baktığımda çok net görüyorum ki; bu şirketi bugüne getiren şey teknoloji değil; yaklaşım olmuş. İşi doğru anlama, sorumluluk alma ve çözümü sonuca kadar sahiplenme disiplini. Bu yaklaşım bugün de değişmiş değil. Biz hâlâ her işe aynı yerden başlıyoruz: İşin gerçek ihtiyacını anlamak. Çoğu zaman teknik detaylara girmeden önce, işin sahibiyle aynı masaya oturup şu soruya cevap arıyoruz: “Burada gerçekten neyi daha iyi yapmak istiyoruz?”
Bugün geldiğimiz noktada Egebimtes’i sadece teknoloji sunan bir şirket olarak değil; müşterisinin operasyonuna ve karar mekanizmasına doğrudan etki eden bir çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz. Bu yapının arkasında güçlü bir ekip var. Deneyimli bir yönetim ekibiyle çalışıyorum ve Yönetim Kurulumuz da sahadan kopuk değil; sürecin içinde ve aktif.
Herkese aynı yaklaşım yerine müşterilerimizi daha iyi anlayabileceğimiz bir yapı kurduk
- Egebimtes’i diğer teknoloji firmalarından ayıran temel yaklaşım nedir?
Bugün teknolojiye ulaşmak kolay. Farkı yaratan, onunla ne yaptığınız. Bizim odağımız hiçbir zaman teknoloji olmadı. Bizim odağımız sonuç. Ama sonuca ulaşmanın yolu doğru yerden başlamaktan geçiyor. Bu nedenle projelere başlarken ilk yaptığımız şey çözüm anlatmak değil, doğru soruları sormak oluyor. Çünkü sahada şunu çok net görüyoruz: Yanlış tanımlanmış bir ihtiyaç, doğru sonuç üretmez.
Burada bizim için kritik bir diğer konu da müşteriyi doğru tanımak. Her müşterinin ihtiyacı, önceliği ve gelişim seviyesi farklı. Bu nedenle herkese aynı yaklaşımı uygulamak yerine, müşterilerimizi daha iyi anlayabileceğimiz bir yapı kurduk.
Hizmetlerimizi standart paketler olarak değil; farklı ihtiyaçlara karşılık verecek şekilde kurguladık. Müşterilerimizi benzer ihtiyaç ve beklenti yapılarına göre gruplandırarak, ekiplerimizi de bu yapıya uygun şekilde konumlandırdık. Bu sayede;
· Doğru müşteriye doğru eforu ayırabiliyoruz.
· Doğru yönlendirmeyi doğru zamanda yapabiliyoruz.
· Kaynaklarımızı daha verimli kullanabiliyoruz.
Bu yaklaşım bizim için sadece operasyonel bir tercih değil; aynı zamanda bir yönetim disiplini. Burada bizi ayrıştıran önemli bir yaklaşımımız daha var: Multivendor bakış açısı. Kurulduğumuz günden bu yana tek bir üreticiye bağlı ilerlemedik. Kurulduğumuz günden beri her üreticiye eşit mesafede durduk. Çünkü bizim için öncelik bir markayı konumlandırmak değil; müşterinin ihtiyacına en doğru cevabı verebilmek.
Bugün bir projede tercih ettiğimiz çözüm; ihtiyaca, ölçeğe ve dönemin avantajlarına göre şekilleniyor. Ama hiçbir zaman başlangıç noktamız marka olmuyor. Bu yaklaşım müşteri tarafında da güçlü bir güven oluşturuyor. Çünkü karşılarında bir ürün satmaya çalışan değil; doğru çözümü bulmaya odaklanmış bir yapı görüyorlar.
Veri tek başına değerli değildir değer doğru yorumlandığında ortaya çıkar
- Finansal performansın operasyonel verilerle daha yakından ilişkilendiği bir dünyada, Egebimtes bu bağı nasıl kuruyor?
Bugün finans ve operasyon artık birbirinden ayrı değil. Eskiden finans geçmişi yorumlardı. Bugün doğru kurgulandığında geleceği yönlendirebiliyor. Biz bu bağı sahadan kuruyoruz. Operasyonun içinden gelen veriyi anlık olarak topluyor, anlamlandırıyor ve finansal etkisiyle birlikte görünür hale getiriyoruz. Yani bir iyileştirme sadece operasyonel bir gelişme olarak kalmıyor, doğrudan finansal karşılığıyla birlikte değerlendiriliyor. Buradaki temel yaklaşımımız şu: Veri tek başına değerli değildir. Değer, doğru yorumlandığında ortaya çıkar. Bu sayede kurumlar;
· Daha hızlı karar alıyor.
· Daha net görüyor.
· Yaptıkları iyileştirmenin etkisini ölçebiliyor.
Bizim için veri, rapor üretmek için değil; karar kalitesini artırmak için var. Biz aslında finans dünyasını doğrudan finansal ürün geliştirerek değil; operasyonel veriyi finansal sonuçlara bağlayarak etkiliyoruz. Üretimden ve operasyondan gelen veriyi görünür, anlamlı ve ölçülebilir hale getirerek; kurumların daha hızlı ve daha doğru finansal kararlar almasına katkı sağlıyoruz.
Hedefimiz, Egebimtes’i karar mekanizmasını güçlendiren bir teknoloji şirketine dönüştürmek
- Yeni nesil teknolojileri nasıl konumlandırıyorsunuz?
Bugün teknolojiye erişim bir avantaj değil; standart. Asıl fark, bu teknolojilerin işin içinde nasıl konumlandırıldığı. Bizim yaklaşımımızda teknoloji tek başına bir değer üretmez. Değer; doğru hedef, doğru kurgu ve sürdürülebilir uygulamayla ortaya çıkar. Bu nedenle teknolojiyi bir başlangıç noktası olarak değil, işin doğal bir parçası olarak ele alıyoruz.
Egebimtes’in en önemli avantajlarından biri, uzun yıllardır birlikte çalıştığımız müşteriler. 30 yılı aşan iş birliklerimiz var. Bu süreçte birlikte büyüdük, birlikte değiştik ve her dönemin teknolojisine adapte olduk. Ama bunu hiçbir zaman “trend olduğu için” yapmadık. Gerçekten değer ürettiği için yaptık.
- Egebimtes’in bugün geldiği noktada insan kaynağının rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Egebimtes’in en büyük gücü insan kaynağı ama biz bu konuyu sadece ekip olarak değil; daha geniş bir çerçevede ele alıyoruz. Bizim için bu yapı; çalışanlarımızı, müşterilerimizi ve iş ortaklarımızı kapsayan, birlikte öğrenen ve gelişen bir ekosistem. Benim liderlik anlayışımın merkezinde de insan var. Çünkü yaptığımız iş ne olursa olsun; müşteri de ekip de iş ortağı da insan. Bu yüzden teknoloji yönetmekten önce, insanı anlamaya ve ilişkileri doğru kurmaya odaklanıyorum. Çünkü yön veren yapı aslında burada oluşuyor.
İkinci olarak ise merak çok kritik. Sürekli öğrenen, sorgulayan ve kendini güncel tutan bir yapı olmadığınız sürece ne teknolojiye ne de değişime adapte olabilirsiniz. Bu nedenle biz sadece proje yapan değil, her projeden öğrenen bir organizasyon olmaya odaklanıyoruz. Sahada edindiğimiz deneyimi içeride büyütüyor, içeride oluşan bilgiyi tekrar sahaya taşıyoruz. Bu döngü zaman içinde Egebimtes’i sadece bir teknoloji şirketi değil, aynı zamanda bir “okul” haline getirdi. Bunun yanında insana ve sektöre yatırım yapmayı uzun vadeli bir sorumluluk olarak görüyoruz.
“Teknolojiyi Egece dokuyoruz” sosyal sorumluluk projemiz kapsamında genç mühendis- lerin sektöre kazandırılmasına katkı sağlıyoruz. Aynı zaman- da “mesleğin cinsiyeti olmaz” yaklaşımıyla, teknoloji alanın- da kadın mühendislerin daha fazla yer almasını destekliyo- ruz. Çünkü inanıyoruz ki güçlü şirketler sadece kendi ekiplerini değil; bulundukları ekosistemi de geliştirir.
- Önümüzdeki 5-10 yıl için hedefiniz nedir?
Hedefimiz net; Egebimtes’i karar mekanizmasını güçlendiren bir teknoloji şirketine dönüştürmek. Odağımız büyümek değil; değer üreterek büyümek. Çünkü farkı yaratan teknoloji değil; onunla ne kadar doğru ve hızlı karar alabildiğiniz. Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye’de geliştirdiğimiz ve sahada başarısını kanıtladığımız MAS+ çözümümüzün yurt dışında da karşılık bulması, bu yaklaşımın doğal bir yansıması.
Doğru tanımlanmamış bir problemde en iyi teknoloji bile değer üretmez
- Bir lider olarak doğru teknoloji yatırımını nasıl tanımlıyorsunuz?
Bugün en büyük risk, teknolojinin hızına kapılıp odağı kaybetmek. Ama uzun vadeli yapılara baktığınızda şunu görüyorsunuz: Değer yaratan şey teknoloji değil; doğru karar. Benim için bir yatırımın anlamı şu soruda netleşir: “Bu yatırım işin sonucunu gerçekten iyileştiriyor mu?” Bu bakış açısını özellikle geçmişte büyük ölçekli yapılarda edindiğim deneyimlerle şekillendirdim. O dönemde en kritik refleksimiz şuydu; ekiplerimize her zaman önce şu soruyu sordururduk: “Bugün bu işteki en büyük derdiniz, en kritik darboğazınız ne?”
Çünkü doğru soruyu sormadan doğru yatırımı yapmak mümkün değil. Bu yaklaşım zaman içinde benim için bir alışkanlıktan öte, bir yönetim refleksine dönüştü. İhtiyacı yüzeyde değil; kökünde anlamaya çalışmak. Çünkü sahada şunu çok net gördüm: Doğru tanımlanmamış bir problemde, en iyi teknoloji bile değer üretmez. Bu nedenle biz yatırım kararlarını alırken sadece “Ne kullanacağız?” sorusuna odaklanmıyoruz. Önce “Neyi çözmeye çalışıyoruz?” sorusunu netleştiriyoruz.
Aynı şekilde içeride de şu soruyu soruyoruz: Doğru işe doğru eforu, doğru kaynağı ayırabiliyor muyuz? Çünkü doğru yatırım sadece teknoloji seçimiyle değil; kaynak yönetimiyle de şekillenir. Bugün Egebimtes’te uyguladığımız yaklaşım da tam olarak bu: İhtiyacı doğru tanımlayan, paydaşları doğru hizalayan ve sonucu ölçen bir yapı kurmak.


