Türkiye’de siber güvenlik alanında önemli bir döneme girildi. Yürürlüğe giren 7545 sayılı Yeni Siber Güvenlik Kanunu, özellikle kişisel ve hassas veri işleyen kurumlara yönelik yükümlülükleri artırdı. Kanun, kritik altyapılar başta olmak üzere tüm kurumların yalnızca veri güvenliğini sağlamakla kalmayıp, olası tehditleri anlık tespit edebilen, erişim hareketlerini izleyebilen ve denetime hazır sistemler kurmalarını zorunlu kılıyor.
Ancak sektörel analizler, bu teknolojik gereksinimlere ulaşma noktasında ciddi eksikler bulunduğunu gösteriyor. Yeni düzenlemelerle birlikte Veritabanı Hareket İzleme (DAM) ve Güvenlik Bilgi ve Olay Yönetimi (SIEM) çözümleri artık kurumsal yapılar için sadece bir tercih değil, yasal bir gereklilik haline geldi.
DAM ve SIEM Sistemleri Öne Çıkıyor
DAM sistemleri, veritabanlarına yapılan tüm erişimleri gerçek zamanlı izleyerek kim, ne zaman ve hangi verilere ulaştı sorularına net yanıt sunuyor. Bu sistemler, şüpheli hareketleri anında tespit edip bildirim mekanizmalarıyla kurumları olası güvenlik açıklarına karşı bilgilendiriyor.
SIEM çözümleri ise kurum içindeki dijital hareketleri merkezileştirip analiz ediyor; bu sayede potansiyel tehditlere karşı erken uyarı ve müdahale imkânı sağlıyor. Yasa ile birlikte bu sistemlerin kurulması, sadece kurumsal güvenlik için değil, aynı zamanda mevzuata uygunluk açısından da kritik hale geldi.
Tehdit Raporları Alarm Veriyor
ThreatMon’un 2025 tarihli Ulusal Siber Tehdit Raporu, Türkiye’de karanlık web üzerinden kişisel ve kurumsal veri satışlarının arttığını ve gelişmiş sürekli tehdit (APT) saldırılarında belirgin bir yükseliş olduğunu ortaya koydu. Araştırma, gerçekleşen siber saldırıların %94’ünün veri odaklı olduğunu gösteriyor. Bu veriler, Türkiye’deki kurumların mevcut siber güvenlik altyapılarını gözden geçirmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Yerli Teknoloji Çözümleri Öne Çıkıyor
Yasa kapsamında kurumların bu sistemleri kurarken tercih ettikleri çözümlerin yerli ve uluslararası sertifikalara sahip olması da önem kazanıyor. Türkiye merkezli siber güvenlik firmaları, yerli kaynaklarla geliştirdikleri DAM ve SIEM çözümleriyle bu ihtiyaca yanıt veriyor. Yerli çözümler, dışa bağımlılığı azaltma ve ulusal güvenlik stratejilerine katkı sağlama açısından da avantaj sunuyor.
Konuya ilişkin açıklama yapan Karmasis Strateji ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Gürer, artan regülasyonlar ve tehdit ortamının kurumları daha entegre ve güçlü güvenlik çözümlerine yönelttiğini belirtti. Gürer, “Özellikle veri mahremiyetinin ön plana çıktığı bu dönemde, kurumlar sadece saldırılara karşı savunma mekanizmaları değil, aynı zamanda proaktif gözetim ve analiz sistemleri kurmak zorunda. DAM ve SIEM gibi çözümler, kurumların iç denetim kapasitesini güçlendirirken aynı zamanda regülasyonlara karşı da hazırlıklı olmalarını sağlıyor,” ifadelerini kullandı.
Gürer ayrıca, yerli yazılımların yalnızca teknik bir tercih değil, aynı zamanda stratejik bir duruş olduğunu vurguladı: “Yerli çözümler, hassas verilerin kontrolünü ülke sınırları içinde tutarak dışa bağımlılığı azaltıyor. Bunun yanında yerli teknoloji sağlayıcıları, mevzuatlara hâkimiyetleri ve hızlı adaptasyon yetenekleriyle kurumlara daha esnek ve sürdürülebilir çözümler sunabiliyor. Karmasis olarak bu alandaki sertifikalı ürün portföyümüzle kurumlara sadece bugünü değil, geleceği de kapsayan güçlü bir güvenlik altyapısı inşa etme imkânı tanıyoruz.”


