Derya Ekemen Fidan: B2B tahsilat ve ödeme süreçlerini uçtan uca dijitalleştirmesi amacıyla inşa ettiğimiz güçlü altyapıyı ülke geneline yaymaya odaklandık

Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan


  • Bize 2025 yılının Octet Türkiye açısından nasıl geçtiğini birkaç cümleyle özetler misiniz? Hem finansal teknolojiler sektörünün genel performansını hem de Octet’in Türkiye pazarındaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son yıllarda güçlü bir büyüme ivmesi yakalayarak hem işlem hacmimizi hem de müşteri tabanımızı önemli ölçüde genişlettik. Sunduğumuz çözümlerin kurumsal şirketler ve KOBİ’ler tarafından artan oranda tercih edilmesi, ölçeklenebilirliğimizi ve hizmet kalitemizi daha da ileri taşımamıza olanak sağlıyor. 2025’te B2B sektöründe her anlamda kapsayıcı ve verimli süreçlerle
iş yapan önder fintech şirketi konumumuzu bir adım öteye taşıdık.

Finansal teknolojiler pazarı da önemli bir değişimden geçiyor; birçok yeni oyuncunun sahneye çıktığı, rekabetin belirgin şekilde arttığı bu süreçte yalnızca sağlam altyapıya, sürdürülebilir iş modellerine ve güçlü risk yönetimine sahip kurumların öne çıkabildiği bir yıl geçirdik. Geçmiş yıllardaki rekor performansımız, artan işlem verimliliğimiz ve 2025’te de genişlettiğimiz müşteri kitlesi, bizi bu rekabetçi ortamda avantajlı bir konuma taşıdı.

  • Octet Türkiye, B2B ödeme çözümleri ve nakit akışı yönetimi alanında güçlü bir konumda. 2025 yılında şirketlerin dijital ödeme süreçlerinde ne tür değişimler gözlemlediniz? Bu dönüşümde Octet’in rolü nasıl şekillendi?

2025 yılında şirketlerin dijital ödeme süreçlerinde hızlı ve belirgin bir dönüşüm yaşandığını söyleyebiliriz. Kurumsal firmalar ve KOBİ’ler, hem operasyonel verimliliklerini artırmak hem de nakit akışlarını daha öngörülebilir şekilde yönetebilmek için dijital çözümlere her zamankinden daha hızlı yöneldi.

Bu dönemde şirketlerin öncelikli ihtiyacı, nakit akışıyla birlikte vadeleri doğru şekilde yönetebilmek oldu. DBS, POS, Sanal POS ve açık bankacılık gibi farklı ürünler, alt ürünleriyle daha kapsayıcı bir hale geldi. Fintech piyasasına sunduğumuz bu ürünler yaşayan birer mekanizma olarak müşteri ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirildi. Bir teknoloji altyapısında birleştirmeye yönelik taleplerde ciddi bir artış gözlemledik.

Artan dijitalleşmeyle doğal olarak güvenlik ve mevzuata uyum gereksinimleri de yükseldi. Bu dönüşüm içinde Octet Türkiye, şirketlerin finansal teknolojiler alanındaki ihtiyaçlarını karşılayan konumunu daha da güçlendirerek, tahsilat süreçlerinde nakit akışını öngörülebilir kılma konusunda finans ve hazine departmanlarıyla stratejik iş ortaklığı rolünü pekiştirmiş oldu.

  • Türkiye’de fintech ekosistemi hızla büyürken, işletmelerin dijitalleşme sürecinde yeni ihtiyaçlar da ortaya çıkıyor. 2026’da KOBİ’lerin dijital finansman ve ödeme yönetimi alanlarında hangi fırsatlar ön plana çıkacak?

KOBİ’ler için en kritik başlık işletme sermayesinin korunması ve nakit akışının öngörülebilir hale getirilmesi. 2026’ya baktığımızda, Türkiye’de fintech ekosisteminin olgunlaşmasıyla birlikte KOBİ’lerin önüne dijital finansman ve ödeme yönetimi alanlarında önemli fırsatlar çıkacağını öngörüyoruz.

Dijitalleşmenin tabana yayılması, KOBİ’lerin nakit akışını çok daha akıcı ve öngörülebilir bir şekilde yönetebilmesini mümkün kılacak. Tahsilat ve ödeme süreçlerinin tamamen dijital platformlar üzerinden konsolide edilmesi, işletmelerin vadelerini doğru yönetmesine, risklerini daha net görmesine ve operasyonel yüklerini azaltmasına yardımcı olacak.

Piyasada ürün çeşitliliğinin artmasıyla birlikte güçlü ve güvenilir altyapı sunan kurumlar ayakta kalacak; bu da KOBİ’lerin daha güvenilir, daha bütünleşik çözümlere erişmesini sağlayacak. Bu gelişmeler, KOBİ’lerin yalnızca operasyonel verimlilik kazanmasını değil, aynı zamanda daha sağlıklı finansal planlama yapabilmesini ve rekabette güçlenmesini sağlayacak. Kısacası 2026, KOBİ’lerin dijital finansal ekosistemde çok daha avantajlı bir konum elde edebileceği, nakit akışının kontrolünü eline alabileceği ve teknoloji sayesinde yeni fırsatlara erişeceği bir yıl olacak.

  • Regülasyonların netleşmesi ve Türkiye’de finansal teknolojilerin lisans süreçlerine girmesi, sektörde yeni bir dönemi başlatıyor. Octet Türkiye bu yeni döneme nasıl hazırlanıyor? Regülasyonların sektöre uzun vadede nasıl bir yön vereceğini düşünüyorsunuz?

Türkiye’de fintech piyasasında regülasyonların derinleşmesi, sektörün daha güvenli, şeffaf ve sürdürülebilir bir zeminde büyümesi açısından kritik önem taşıyor. Yeni düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte fintech kurumlarının uyumluluk yükümlülükleri artarken uyum sürecini doğru şekilde tamamlayan oyuncuların sektörde daha belirgin şekilde öne çıkacağı bir döneme giriyoruz. Bu çerçevede gündeme gelen düzenlemeler, fintechlere tanımlı ve güvenli sınırlar içerisinde farklı ürünleri test etme ve yenilikçi çözümler geliştirme imkanı sunarak sektörel inovasyonun yönünü de belirliyor.

Octet Türkiye olarak altyapımızı TCMB mevzuatına uyum yükümlülükleri, ilintili tüm düzenlemeler ve PCI-DSS standartları doğrultusunda geliştirmeye devam ediyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana mevzuata eksiksiz uyum sağlayan ve “müşterini tanı” prosedürlerini tam anlamıyla uygulayan bir şirket olarak faaliyet gösteriyoruz.

Regülasyonların uzun vadede sektöre daha rekabetçi, daha sağlam ve inovasyona daha açık bir pazar yapısı kazandırdığına inanıyoruz. Bu dönüşümün hem finansal teknolojiler alanında hem de işletmelerin dijitalleşme sürecinde önemli bir kaldıraç etkisi yaratacağını düşünüyoruz.

  • Octet, globalde de faaliyet gösteren bir fintech yapısı olarak uluslararası iş modelleriyle Türkiye pazarını nasıl kıyaslıyor? Türkiye’nin fintech potansiyelini diğer pazarlarla karşılaştırdığınızda hangi güçlü yönler ve gelişim alanları öne çıkıyor?

Türkiye, genç ve dijitalleşmeye yüksek hızda uyum sağlayan nüfusu, güçlü bankacılık altyapısı ve yenilikçi teknoloji üretme kapasitesi sayesinde fintek alanında uluslararası pazarlara kıyasla oldukça avantajlı bir konumda bulunuyor. B2B ödemeler, açık bankacılık ve veri temelli finansal çözümlerin hızla benimsendiği Türkiye, bu özellikleriyle bölgesel bir finans ve ödeme merkezi olma potansiyelini giderek güçlendiriyor.

2025 yılında fintech yatırımlarının yalnızca yılın ilk aylarında 201,3 milyon ABD dolarına ulaşarak bir önceki yılın toplam hacmini aşması; yatırımcı güveninin ve dijital finansal çözümlere yönelik iştahın hızla arttığını, Türkiye’deki fintek ekosisteminin artık küresel sermaye açısından da bir çekim noktası haline geldiğini gösteriyor. Bu sermaye akışından yola çıkarak Türkiye’nin dijital finansal inovasyon kapasitesini büyüteceğini ve ekosistemin gelecekte daha rekabetçi, daha olgun bir yapıya kavuşacağını öngörebiliriz.

Türkiye’nin halihazırda güçlü yönleri, ölçeklenebilir KOBİ tabanı, yüksek teknoloji adaptasyonu ve gelişmiş bankacılık sistemi. Gelişmeye açık alanlar arasında ise regülasyon netliğinin sürmesi ve dijital finansman çözümlerinin daha geniş kitlelere yayılması bulunuyor. Bu açıdan değerlendirildiğinde Türkiye, uluslararası pazarlarla kıyaslandığında hem mevcut altyapı gücü hem de artan yatırım ilgisiyle fintek inovasyonu için önemli bir büyüme potansiyeli taşıyor. Octet Türkiye’nin sunduğu çözümler, hem finansal hem operasyonel verimlilik sağlıyor.

  • Önümüzdeki dönemde dijital ödeme çözümlerinin sürdürülebilir büyümeye katkısını nasıl görüyorsunuz?

Günümüz ekonomik koşullarında şirketlerin sürdürülebilir büyüme performansı sergileyebilmesi, finansal dayanıklılıklarını güçlendirmelerine bağlı. Artan finansman maliyetleri ve daralan kâr marjları, kurumları verimlilik ve risk yönetimi odaklı daha stratejik bir yapıya yönlendiriyor. Bu çerçevede dijital ödeme çözümleri, operasyonel süreçleri kolaylaştırmanın ötesine geçerek şirketlere nakit akışı öngörülebilirliği ve daha sağlıklı bir finansal yönetim yapısı kazandıran kritik bir kaldıraç haline geliyor.

Octet Türkiye olarak sunduğumuz çözümler, işletmelerin belirsizlik ortamında finansal olarak ayakta kalmasını ve operasyonlarını güvenle sürdürebilmesini sağlıyor. Nakit akışı yönetimi ve vade optimizasyonunu odağına alan yaklaşımımız, reel sektörün ihtiyacı olan esnekliği sunarken bankalarla kurduğumuz güçlü iş birlikleri sayesinde bu değeri daha geniş bir ekosisteme taşıyoruz. Önümüzdeki dönemde dijital ödeme çözümlerinin sürdürülebilir büyümeye katkısının daha da artacağına inanıyoruz.

  • 2026 yılı için öncelikli yatırım alanlarınız neler olacak? Yeni ürün, teknolojik altyapı veya stratejik iş birlikleri anlamında öne çıkarmak istediğiniz projeler var mı?

2026 yılı bizim için hem organizasyonel hem de teknolojik olarak yeni bir ölçeklenme dönemi olacak. Octet Türkiye olarak odağımız, B2B tahsilat ve ödeme süreçlerini uçtan uca dijitalleştirmesi amacıyla inşa ettiğimiz güçlü altyapıyı ülke geneline yaymak. Bu kapsamda öncelikli yatırım alanlarımızdan ilki bölgesel yapılanmamız olacak. Satış kadromuzu büyüterek müşterimizin olduğu tüm şehirlerde saha varlığımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Teknoloji tarafında ise ödeme orkestrasyonunun daha da yaygınlaşacağını ve önem kazanacağını öngörüyoruz. Şirketlerin farklı ödeme kanallarını tek merkezden yöneten daha gelişmiş mimarilere ihtiyaç duyacağı bir döneme giriyoruz. Ürün geliştirme tarafında nakit akışını öngörülebilir kılan dijital tahsilat çözümlerimizi genişletirken, yapay zekâ destekli kişiselleştirme katmanlarıyla şirketlerin finansal operasyonlarını daha akıcı, daha hızlı ve daha güvenli hale getirmeyi amaçlıyoruz.

  • Son olarak, Octet Türkiye’nin 2026’ya dair genel yol haritasını bizimle paylaşır mısınız? Sizi yeni yılda hangi stratejik hedefler, yeni açılımlar veya dönüşümler bekliyor?

2026 itibarıyla öncelikli hedefimiz ölçeklenebilir büyüme. Bu hedefe ulaşmak için bölgesel yayılma ve orta ölçekli işletmelere odaklanma stratejisini ön plana alacağız. Dijital ödeme ve tahsilat ekosistemindeki dönüşümü şekillendiren baş oyunculardan biri olarak etkimizi artırmayı hedefliyoruz.