LİDER BAKIŞI Serimiz Başlıyor! İlk konuğumuz Boğaziçi Ventures CEO’su Barış Özistek

Fintech ekosistemine yön verenlerin penceresinden sektörü mercek altına aldığımız ve her salı yayınlanacak yeni röportaj serimiz **”LİDER BAKIŞI”**nın ilk konuğu; yatırım dünyasının deneyimli ismi Boğaziçi Ventures CEO’su Barış Ozistek.

Barış Bey ile girişimcilik tutkusundan yatırımcı psikolojisine, global rekabetten Türkiye’nin “Tencent” ihtiyacına kadar pek çok konuyu konuştuk.

O malum soruyu da sorduk: Pazar akşamı girişimci ne yapar? Kendisi de içtenlikle sorularımıza yanıt verdi.

Sıfırdan bir şirket kurup global devlerle mücadele edenlerin, bu yolculuğa değer katanların ve ekosistemi büyütenlerin hikayesi, Fintech Dünyası LİDER BAKIŞI köşesinde.

Keyifli okumalar!

Global rekabet için Türkiye’nin teknoloji devlerine ihtiyacı var

Boğaziçi Ventures CEO’su Özistek

Soru: Bir sunumu dinlerken ‘Tamam, bu iş olur’ dediğiniz o an… Rakamların tuttuğu slayt mı, yoksa kurucunun sizde bıraktığı izlenim mi?

Eminim çoğu yatırımcı kurucunun bıraktığı izlenim diyecektir. İzlenim derken özellikle erken aşamada kurucunun tutkusu, işe hakimiyeti, yetkinlikleri, hayali ve kararlılığı gibi bir çok faktörün sonucu olarak karşı tarafa yaydığı enerji şeklinde açabiliriz. Büyüme aşamalarına geçtikçe kurucunun ekip kurma, liderlik gibi kabiliyetleri de çok önemli olmaya başlıyor.

Soru: Yüzlerce girişimci dinlediniz. İyi bir fikre rağmen, ‘Asla bu ekiple yola çıkmam’ dedirten o tutum, fikir, düşünce nedir?

Tüm dünyaları ben yarattım modunda olan girişimciler, öğrenmeye kapalı, en iyisini bildiğine inanan ekipler genelde hemen pas geçtiklerimiz oluyor. Teknoloji girişimcileri her gün yeni bişiy öğrenmeli, sürekli kendini geliştirmeli ve bugün doğru dediklerini yarın inkar etmeleri gerektiğinin farkında olmalı. Çok hızlı akıyor dünya, bugün siz çok iyi bir fikri inşa ederken on tane rakip çıkıp pazarı almış olabilir, kullandığını altyapı demode kalabilir. Sürekli öğrenip güncellenmelisiniz. Müşteriyi, kullanıcıyı dinlemek, analiz etmek çok değerli ve gerekli yetkinlikler fakat yazmak kadar hayata geçirmek kolay olmuyor.

Soru: Herkes ‘Globalleşeceğiz’ diyor ama çok azı yapabiliyor. Türkiye’den çıkan bir işin ‘yerel kahraman’ olmaktan çıkıp ‘dünya oyuncusu’ olduğu kırılma noktası tam olarak neresi?

Akıllı telefonlar çıktığında bir çok firma mobile geçiş yaparken zorlandı, sebebi herkes önce web düşünüp sonra mobile uyumlu hale getirmeye çalışıyordu. Sonrasında “Mobile First” kavramı çıktı. Mobil için geliştir sonra web’e uyumlu hale getirirsin.

Globalleşmek de böyle. “Global First” düşünmek gerekli. Türkiye’de her şey yolunda gitsin, arada fuarlara gider birkaç müşteri alır globalleşirim diyenler hep birkaç müşteride kalıyorlar. Hedef Pazar Amerika ise kuruculardan en az biri oraya gidip yerleşmeli, Kore ise Kore’de yaşamalı. 10 saat uçuş mesafesinde Kore’ye nasıl açılacaksınız. Tüm işlerim dijital, gitmeme ne gerek var diyenleri duyuyorum. Gitmek her zaman fiziksel gitmek de değil, zihinsel değişim önemli. Türk dizisi seyredip Kore’ye reklam çıkamazsınız. O yüzden “Global First” düşünen, hedef pazarının kültürüne, insanına, iş dünyasına adapte olan kazanıyor. Türk şirketlerin geneline bakın çok Türk yapımız var. Şirketlerde yabancı çalışan genelde sıfır. Zaten kendi içimizde farklı kültürleri barındırmıyoruz, o yüzden de globale açılırken zorlanıyoruz ve girişimcilere çok iş düşüyor.

Soru: Boğaziçi Ventures hem oyunu hem fintech’i seviyor. Oyun dünyasının hızı mı, fintech’in disiplini mi sizin için daha cazip?

Aslında sevdiğimiz, Türkiye ekosisteminin güçlü olduğu alanlar. Ekosistem güçlü olmayınca başarılı girişim bulmak piyangoda kazanmak gibi oluyor. Yetenekli insan yoğunluğu, girişim sayısı, akademik perspektif ve kamu destekleri gibi bir çok açıdan güçlü olan ekosistemlere yatırım yapmayı tercih ediyoruz.

Tabii ki ana odağımız çok hızlı globale açılacak, tercihen dijital pazarlama ile globale açılabilecek dikeyler.

Soru: Türkiye oyun sektöründe dünya ligine çıktı, fintech’te aynı başarıyı ne zaman yakalarız?

Bence fintech alanında da dünya ligindeyiz. Regülasyona tabi ödeme şirketlerini saymazsak çok başarılı fintech şirketleri çıktı ve çıkmaya da devam edecek. 2026 içinde yeni bir fintech unicorn’u göreceğiz bence.

Soru: Barış Özistek’in radarına giren, ‘henüz kimse konuşmuyor ama 2-3 sene sonra patlayacak’ dediği o sektör hangisi?

Sanayi teknolojileri. Henüz kimse konuşmuyor demek doğru olmaz ama oyun, fintech ya da yapay zeka gibi yoğun konuşulmuyor henüz.

Soru: Barış Özistek, kariyerinin başındaki bir bireye tek bir tavsiye verecek olsa; ona ne derdi?

“Sürekli öğren, kendini geliştir. Sadece fikir sahibi olma, tek başına yapabileceğin iş sayısını arttır”

Soru: Yatırımcı olarak bazen ‘direksiyona geçme’ isteği duyuyor musunuz?

İçimden gelmiyor değil fakat iki yoldan birini tercih etmeniz gerekiyor.

Soru: 5 yıl sonra geriye baktığınızda, Boğaziçi Ventures portföyünden çıkan hangi başarı hikayesi sizin için ‘İşte bu yüzden bu işi yapıyorum’ dedirtecek imza iş olacak?

Türkiye’nin bir Tencent’e ihtiyacı var. Tencent benim için bir teknoloji dikeyinde büyümüş, global bir oyuncuya satılmadan yoluna devam etmiş, sonrasında elde ettiği gelirle farklı teknoloji dikeylerine girmiş, ARGE’ye yüksek para harcayabilen, bir çok alanda inovatif, global ölçekte sayısız yatırım yapabilen, bu yatırımları, satın aldığı şirketleri hızlandıran ve farklı dikeylerde benzersiz teknolojilere ve hakim güce sahip bir şirket.

Değerlemelerden, süslü “Unicorn” gibi takma isimlerinden bağımsız böyle bir şirketin oluşumuna katkımız olursa çok keyif alacağım. Türkiye’nin buna çok ihtiyacı var.

Soru: İşler yolunda gitmediğinde Barış Özistek’in liderlik refleksleri nasıldır?

Genelde sakinimdir. Hatta kriz anlarında çok daha sakin olup düşünmeyi, planlama yapmayı, tüm tarafları organize etmeyi tercih ederim.

Soru: Sizin için bir ekibi ya da iş fikrini ‘yatırım yapılamaz’ kılan en önemli faktörleri sıralarar mısınız? Bu hususta yanıldığınız ve sonrasında ‘keşke’ dediğiniz oldu mu?

Bu sorunun yanıtı çok uzun olabilir ama ilk aklıma gelenlerden birisi karışık ortaklık yapısı. Karşımıza çok çıkabiliyor, çalışan ortakların az hisseye sahip olması, rolleri belli olmayan bazı ortaklarda çok hisse olması gibi durumlar beni işlerden uzaklaştırıyor. Bugüne kadar ki deneyimimiz de bir sebeple yatırım yaptığımızda hiç yüzümüz gülmedi, o nedenle artık çok hassas olduk.

Soru: Sürekli Unicorn çıkarmaya odaklanmak, sağlıklı büyüyebilecek orta ölçekli harika girişimleri gözden kaçırmamıza neden oluyor mu?

Boğaziçi Ventures gibi “Venture Capital” yapılarının bakış açısı yatırım yapılan girişimde çok çarpanlı büyüme fırsatı aramak, yüksek değerlemelere çıkma ihtimali varsa yatırım yapmak. Orta ölçekli bir şirket olma potansiyeli olan işler kötü demek değil fakat bizim iş modelimize uymuyor.

Orta ölçekli işler genelde kurucularına kazandırırlar. Yatırım ihtiyacı olduğunda da stratejik yatırımcılar daha doğru tercihtir. 

Soru: Malum sorumuzu da soralım  Ses getiren bir açıklamanız oldu, pazar günleri girişimcilerin yapacakları ile ilgili… Barış Özistek pazar akşamları ne yapar? Bu soruya, öğrenci, beyaz yakalı ve yatırımcı/girişimci Barış Özistek olarak ayrı ayrı yanıt verebilir misiniz?

Girişimciliğin bazen bir kariyer gibi algılandığını düşünüyorum. Universiteden mezun olunca çocuğum bir yerde işe mi girse yoksa girişimci mi olsa diye aileler düşünemez. Ya da bir holdingte yönetici olayım sonra da girişimci olurum diye plan yapılamaz. Girişimcilik bir yolculuk, tutku işi.

Pazar akşamı girişimci Netflix seyretmez dediğimde zaten girişimcileri tarif ediyorum. Şirketimi nasıl büyütürüm, nasıl şirketi unicorn yaparım hayalleri kuran bir girişimci aynı zamanda maaşları ay sonunda nasıl ödeyeceğim, 3 aya yatırım bulamazsam ekibe ne diyeceğim, ya da rakibe karşı ne yapsam da öne geçsem diye sürekli düşünüyor. Hele ki yapay zeka yarışında geride kalmamak için sürekli kendini geliştirmeye, yeni çıkan teknolojileri öğrenmeye çalışan, adeta bir varoluş savaşı veren yine girişimciler.

Ve yine burada girişimci derken, dünyayı değiştirmeye çalışan, sıfırdan bir teknoloji şirketi kurup global dev rakiplerle mücadeleye girişen, şirketlerini yüksek değerlemelere ulaştırmaya çalışan inovatif kişilerden bahsediyorum.

Bu kişilerin de ne Türkiye’de ne de Amerika’da her gün mesai bitiminde çıkıp eve gideyim, ayağımı uzatıp televizyonu açayım demediğini biliyorum.

Bu tarif ettiğim girişimciler dışındaki profiller eğer girişimci olmak istiyorlarsa karar verirken kendilerini nasıl bir hayat beklediğini bilmelerinde fayda var.