Fintech ile kurduğum ilişki hep bir “altyapı inşası” perspektifiyle şekillendi. Sadece ürün çıkarmak değil, bu ürünlerin davranışları dönüştüren sistemler haline gelmesini öncelikli hedef olarak görüyorum.
Pionr Kurucusu ve CEO’su Yakup Sezer
- Türkiye’de birçok fintech girişiminin kuruluşunda görev almış bir lider olarak fintech ekosistemi sizin için ne anlama geliyor?
Fintech benim için bir sektör değil, bir çözüm biçimi. Özünde, finansal hizmetlerin yalnızca dijitalleşmesi değil; daha erişilebilir, daha adil ve daha kullanıcı merkezli hale gelmesi anlamına geliyor. Türkiye gibi bankacılık sisteminin bazı segmentlere ulaşmakta zorlandığı pazarlarda, fintech’in sunduğu esneklik ve erişim gücü çok daha hayati.
Benim fintech ile kurduğum ilişki hep bir “altyapı inşası” perspektifiyle şekillendi. Sadece ürün çıkarmak değil, bu ürünlerin davranışları dönüştüren sistemler haline gelmesini öncelikli hedef olarak görüyorum. Bugün Pionr altında kurduğumuz girişimler de bu anlayıştan besleniyor: Norma ile mikro işletmelerin finansal kapasitesini güçlendiriyor, Tahsildar ile bayi-alt bayi ağlarının nakit akışlarını yeniden kurguluyoruz.
- Fintech ekosisteminin ülkemizdeki ve global anlamdaki evrimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de fintech, oldukça sert ama öğretici bir ortamda büyüyor. Regülasyonlar yoğun, kullanıcı beklentisi yüksek ve sektör çok katmanlı. Ama bu zemin, güçlü ve kalıcı modeller kurmak isteyenler için bir avantaj. Bugün Türkiye’de ayakta kalan bir ürün, globalde çok daha kolay yol alabiliyor.
Dünyada ise fintech artık sadece işlem yapan değil; öneren, yönlendiren ve hatta koruyan sistemlere evriliyor. Bu dönüşüm bence dört temel eksende ilerliyor:
- Bağlantılı & Katmanlı Yapılar: Tekil çözümler yerine, ödeme, kredi, açık bankacılık ve raporlama gibi hizmetleri bütünsel olarak sunabilen altyapılar öne çıkıyor. Tahsildar’ı “B2B ödeme orkestrasyonu” olarak yeniden konumlamamızın nedeni de bu.
- Finansal Erişimden Yetkinliğe Geçiş: Sadece hizmete erişmek yetmiyor; kullanıcının bu hizmeti akıllıca kullanmasını sağlamak gerekiyor. Bu anlayışla Norma’da finansal farkındalık ve yönetim yetkinliği kazandıran modüller geliştiriyoruz.
- Yapay Zekâ Entegrasyonu: Kullanıcıların POS seçimi, ödeme yönlendirmesi, kredi teklifi gibi karar anlarında yapay zekâ ile desteklenmesi; hız kadar stratejik avantaj da getiriyor. Bu dönüşüm sadece son kullanıcıya değil, bizim gibi altyapı sağlayıcılarına da yeni olanaklar sunuyor.
- Lisanssızdan Lisanslıya Evrim: Fintech’in ilk dönemi daha esnek ve “fail fast” yaklaşımıyla şekillendi. Bugünse lisans, güven ve ölçek üzerinden büyümek gerekiyor. Pionr olarak ödeme, kredi ve açık bankacılık alanındaki lisanslarımızı tam da bu stratejiyle merkeze aldık.
- Ek olarak; sizce yakın gelecekte nasıl bir fintech dünyası bizi bekliyor? Hangi dinamikler belirleyici olacak?
Gelecek, daha akıllı, daha entegre ve daha empatik bir fintech evrenine doğru ilerliyor. Kullanıcının ihtiyaçlarını önceden anlayan, sadece veri toplayan değil; karar almasını kolaylaştıran altyapılar ön planda olacak.
Şu üç alan bence yakın geleceği belirleyecek:
Finansal zeka: Tahsilatın en uygun POS’tan yapılmasını sağlayan algoritmalar, kredi geri ödeme kapasitesine göre otomatik yönlendirmeler gibi yapılar standart hale gelecek.
Platform-as-a-Service yaklaşımı: Özellikle KOBİ’ler için tek panelden hem ödeme hem finansman süreçlerini yönetmek mümkün olacak. Biz Tahsildar’da bunu kurmaya başladık bile.
Global-lokal denge: Ürünlerin global uyumluluğu kadar, lokal ihtiyaçlara göre esnekleştirilebilmesi kritik olacak. Pionr olarak bu dengeyi hedefleyen modüler ürünler geliştiriyoruz.
2024 yılına fintech kurucusu misyonuyla yola çıktığınız Pionr ile hedeflerinizden ve global vizyonunuzdan bahseder misiniz?
Pionr’da biz girişim kuran bir şirketten çok, sistem kuran bir yapı inşa ediyoruz. “100 günde fikirden pazara” modeliyle çalışan bir mekanizmaya sahibiz. Tahsildar’da bu stratejiyi uyguladık ve 1 yılda 14 kat işlem hacmi büyümesi gördük. 2024’te ise odak noktamız, bu yapıların global pazarlarda ölçeklenmesi.
20 milyon dolarlık yatırım planımız sadece finansal değil; operasyonel ve kültürel bir transfer süreci. Türkiye’de pazar uyumunu test ettiğimiz çözümleri, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa gibi pazarlara taşıyacağız.
- Norma ve Tahsildar gibi ürünlerinizle B2B iş modeline odaklandığınızı biliyoruz. Önümüzdeki dönemde bu alanda iş modelinizde yeni stratejiler olacak mı?
Elbette. B2B bizim için büyüme değil, derinleşme alanı. Norma ile mikro işletmelerin finansal akışını sadeleştiriyoruz. Tahsildar ile ise bayi–alt bayi yapılarında tahsilatı yeniden tanımlıyoruz.
Yeni stratejimiz üç ayakta yükseliyor:
1 – Tam entegrasyon: Norma ve Tahsildar gibi yapıları, aynı finansal işletim sisteminin parçaları haline getiriyoruz.
2 – Yapay zekâ destekli karar modülleri: POS seçimi, risk skoru, nakit akışı analizi gibi alanlarda daha öngörülebilir bir yapı inşa ediyoruz.
3 – Ürün keşfi değil, ürün gömülü deneyimi: Kullanıcının iş akışına entegre olan, kendini hissettirmeden fayda sunan sistemler geliştiriyoruz.
- Özellikle Tahsildar ürününüzde son dönemde yeni iş birliklerine imza attınız. Tahsildar özelinde yeni gelişmeler neler?
Kesinlikle. Tahsildar artık bir yazılım değil, bir altyapı. Biz onu “B2B ödeme orkestrasyonu” olarak konumlandırıyoruz. Ödeme, kredi, fatura mutabakatı, bayi yönetimi… tüm bu süreçleri entegre ve otomasyona dayalı biçimde yöneten bir sistem kurduk.
Fibabanka ile “Kredi ile Tahsilat” ürününü devreye aldık. Alt bayi krediyle ödeme yaparken, ana bayi anında tahsilat alabiliyor. Bu yapı, bayi likiditesini güçlendiriyor ve operasyonel kolaylık sağlıyor.
Ödeal ile ödeme altyapısı entegrasyonumuzu genişlettik. Yeni ürünümüz Tahsildar Zip ile esnek taksitlendirme ve vadeli tahsilat altyapısı sunuyoruz. Sahada tahsilat yapan ekipler için geliştirdiğimiz Tahsildar One ile mobil POS yönetimini sadeleştirdik.
Orta vadede ise tüm bu altyapının kalbine yapay zekâ destekli yönlendirme ve karar sistemleri yerleştiriyoruz. Bu sadece dış kullanıcılar için değil; hazine, operasyon ve destek süreçlerimiz için de yeni bir zekâ katmanı anlamına geliyor.
- Son olarak; deneyimli bir fintech lideri olarak yeni girişimlere ve girişimcilere tavsiyeleriniz var mı?
Her zaman söylediğim bir şey var:
Probleme âşık olun, fikre değil.
Çünkü ürün değişebilir, ekip evrilebilir, teknoloji dönüşebilir. Ama içselleştirdiğiniz bir problem varsa, yönünüzü kaybetmezsiniz.
Ürün değil, sistem kurun.
Bugünün en büyük tuzağı, sadece bir ürünün her şeyi çözebileceğine inanmaktır. Dayanıklı yapılar sistemden doğar.
Başarısızlıktan korkmayın, ama tutarsızlıktan korkun.
Hızlı deneyin, gerektiğinde vazgeçin ama yönsüzlükten uzak durun.
Ve ilk müşterinizi kaybetmeyin.
O ilk kullanıcı ürününüzün gelişim haritasını çıkarır. Tahsildar’da biz her geri bildirimi doğrudan ürün geliştirmeye yansıttık.
Son olarak, bu bir takım işi. Ne kadar vizyoner olursanız olun, doğru insanlarla yürümüyorsanız o vizyon sadece iyi bir niyet olarak kalır.


