Fevzi Güngör: Teknoloji üretme kabiliyetimiz ve gerçek ihtiyaçları okuma becerim bizi farklı kılıyor

ÖDEAL Kurucusu ve CEO’su Fevzi Güngör


  • Sizi kısaca tanıyabilir miyiz ve kariyer yolculuğunuzda sizi fintech alanında bir girişim kurmaya yönlendiren neydi?

İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra aynı üniversitede IT Proje Yönetimi alanında yüksek lisansımı tamamladım ve eğitimime Boğaziçi Üniversitesi’nde MBA programıyla devam ettim. 2006-2012 yılları arasında Türkiye’nin en büyük telesatış operasyonlarından birini olan Mobilnet’in kurucu ortağı ve genel müdürü olarak görev aldım. 2008 yılında, yine Türkiye’nin en büyük mobil ödeme şirketlerinden biri olan Mikro Ödeme’nin kurucu ortaklarından biriydim.

Girişimcilik içgüdümle ödeme dünyasında daha büyük bir fark yaratabileceğime inandım ve 2014 yılında Ödeal’ı kurarak mobil ödeme sektöründe yenilikçi çözümler kazandırmaya başladık. Hem markamızla hem de Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) Yönetim Kurulu Üyesi olarak sektöre yeni bakış açıları sunmaya devam ediyoruz.

Neden özellikle “fintech” sektörü derseniz, cevabı canlı bir rekabetin olduğu, dinamik, her gün gelişen, geliştiren bir sektör olması. Rekabetin, dinamiğin, gelişmelerin her daim aktif olduğu bir sektör elbette ki kaçınılmazdı.

  • Ödeal 10 yılı geride bıraktı. Bugün geriye dönüp baktığınızda, ilk kurulum aşamasında en çok sorguladığınız konu neydi? Ve o zaman aldığınız en zor karar ne oldu?

10 yılı geride bırakırken bugün geldiğimiz noktada, 125 binden fazla iş yerine sunduğumuz çözümlerle ve kurduğumuz iş birlikleriyle hem büyümemizi sürdürüyor hem de sektörde önemli dönüşümlere imza atmanın gururunu yaşıyoruz. Sadece 2024 yılında, genel işlem hacmimizde %120’lik bir büyüme yakaladık. Dört büyük bankayla yeni iş modelleri geliştirdik ve 500 kişilik ekibimizle Türkiye’nin en çok istihdam yaratan fintech firmalarından biri hâline geldik.

Kuruluş dönemine geri döndüğümüzde ise en çok sorguladığımız konu, pazardaki gerçek ihtiyacın ne olduğu ve bizden daha büyük oyuncularla rekabet edebilmek için nasıl farklılaşmamız gerektiğiydi. O dönemde sanal POS ve e-ticaret tarafında ciddi bir büyüme yaşanıyordu. Biz ise bu alanda teknolojik altyapıya sahip olmamıza rağmen, odak noktamızı önce o dönem ilk olarak Türkiye’de bir ilk olan Cepte POS’a, ardından da fiziki POS’a ve sahadaki küçük işletmelere çevirdik.

Bu stratejik karar, kısa vadede belki daha zor bir yoldu ama uzun vadede bizi pazarda ayrıştıran en önemli etken oldu. Bu yüzden en zor ama en doğru kararımızın “Sanal POS’un büyümesini izlerken, biz fiziki POS alanında uzmanlaşmayı tercih etmemiz” olduğunu net şekilde söyleyebilirim. Bugün geldiğimiz noktada da “iyi ki böyle yapmışız” diyoruz.

  • Fintech sektöründeki rekabet ortamında Ödeal’ı farklı kılan unsurlar nelerdir?

Ödeal’ı farklı kılan en önemli unsur, teknoloji üretme kabiliyetimizin ve sahadaki gerçek ihtiyaçları okuma becerimizin birlikte çalışması. Biz sadece bir ödeme altyapısı sunmuyor, aynı zamanda KOBİ’lerin günlük işleyişine doğrudan dokunan çözümler geliştiriyoruz.

Kurulduğumuz günden bu yana odak noktamız küçük ve orta ölçekli işletmeler oldu. Onlara daha kolay ulaşmak, daha hızlı çözüm sunmak ve daha düşük maliyetli modellerle değer yaratmak için teknolojimizi, iş modelimizi ve ekibimizi bu hedefe göre şekillendirdik.

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında, birçok farklı sektördeki iş yerleriyle doğrudan temasta olan güçlü bir ağa sahibiz. Bu yakınlık bize sadece teknik değil, insani bir avantaj da sağlıyor: dinliyoruz, hızla aksiyon alıyoruz ve değişen ihtiyaçlara anında cevap verebiliyoruz.

Rekabetin yoğun olduğu bu alanda fark yaratmak, sadece ürünle değil, yaklaşımınızla mümkün. Biz de tam olarak bunu yapıyoruz.

Mevcut ürün ve projelerinizden bahseder misiniz?

Fiziki POS dünyasında öncü firmalardan biri olarak güçlü bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Yazar Kasa POS, E-Fatura POS, Sade-EFT POS ve Cepte POS ürünlerimizle halihazırda binlerce üye işyerine hizmet veriyoruz.

Özellikle Ertesi Güne %0 Komisyonlu POS çözümümüz, sektörde dönüşüm yaratan ve standartları yeniden tanımlayan bir ürün hâline geldi. Bu çözümümüzü farklı dikeylerde yaygınlaştırarak KOBİ’lerin komisyon yükünü daha da azaltmayı hedefliyoruz. Böylece, işletmelerin finansal ihtiyaçlarına tek noktadan erişmesini sağlayan bütünleşik çözümler sunma vizyonumuza bir adım daha yaklaşmış olacağız. Yakın gelecekte, belirli sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik entegre çözümlerle iş ortaklarımıza yüksek katma değer sağlayacak yeni ürünlerimizi tanıtacağız.

  • Türkiye’deki ödeme sistemleri pazarının geleceğini nasıl görüyorsunuz ve Ödeal bu gelecekte nasıl bir rol oynamayı hedefliyor?

Türkiye’de ve dünyada ödeme sistemleri uzun yıllar bankaların öncülüğünde gelişti. Günümüzde ise bu ekosistem, bankalarla birlikte daha çevik, ihtiyaca özel çözümler sunan ödeme ve elektronik para kuruluşlarının da katkılarıyla çeşitleniyor. Bu dönüşüm, esnek teknolojilere sahip yeni oyuncuların KOBİ’lere daha hızlı ve kapsayıcı hizmetler sunmasını kolaylaştırıyor.

Ödeal olarak, her ölçekten işletmenin finansal ihtiyaçlarına katkı sunmayı önemserken, bu yeni dönemde odağımızı özellikle KOBİ’lere en yakın teknoloji markası olmaya yönelttik. Onların finansal erişimini kolaylaştırmak öncelikli hedefimiz.

Ana amacımız ise yalnızca ödeme çözümleri sunmak değil; aynı zamanda işletmelerin tüm finansal ihtiyaçlarını tek noktadan karşılayarak Türkiye’de en fazla üye iş yerine ulaşan kuruluş olmak.

Hâlâ ‘girişim ruhu’ taşıyor musunuz? 10 yılı aşan yolculuğunuzda “iyi ki böyle yapmışız” dediğiniz anlar ve/veya kararlar oldu mu?

Elbette yaşıyoruz. Bu, şirketin hangi aşamada olduğundan ziyade insanın doğasıyla ilgili bir konu.

Bugüne kadar “İyi ki böyle yapmışız” dediğim en önemli karar, “odaklanmak” diyebilirim. Ödeal, kurulduğu günden bu yana belirlediği alanlarda derinleşmeyi hedefleyen son derece odaklı bir firma. E-ticaret ve sanal POS gibi önemli ve hızla büyüyen alanlarda teknik altyapımız hazır olmasına rağmen, bu alanlara yönelmeden fiziki POS çözümlerine odaklanmayı tercih ettik. Bu stratejik seçim, bizi bu alanda daha güçlü ve uzman bir konuma taşıdı.

Bir diğer kritik karar ise “sebat etmek” oldu. Pandemi döneminde fiziki ticaret neredeyse durma noktasına geldi. Buna rağmen yolumuzdan sapmadan devam ettik. Bugün baktığımızda, o dönemde verdiğimiz bu kararı da “İyi ki böyle yapmışız” diyerek hatırlıyoruz. Elbette bugün bu kararlar kolay gibi görünebilir; ancak o dönemlerde son derece zorlu ve cesaret isteyen adımlardı. Bunun özellikle altını çizmek isterim.

  • Bugün finansal teknolojiler alanında girişimcilik yolculuğuna yeni başlayan birine tek bir cümle söyleyecek olsanız, ne derdiniz?

Olabildiğince çok insanla konuşun, farklı bakış açılarını dinleyin ama sonunda kendi kararınızı verin çünkü fikrine en çok zaman harcayan, onunla gece gündüz yaşayan, riskini taşıyan ve onun gerçek potansiyelini hissedebilecek tek kişi sizsiniz.

Unutmayalım, çoğu zaman geniş bir fikir birliği oluştuğunda, o düşünce zaten yaygınlaşmış ve yenilik yaratma potansiyelinin bir kısmını geride bırakmış olabilir. Pek çok başarılı yenilik, başlangıçta herkesin aynı fikirde olmadığı, hatta tereddütle yaklaştığı fikirlerden doğmuştur. Bizim için önemli olan, bu tür fikirlerin arkasında sabır ve inançla durabilmek.